Annelik içgüdüsü doğadaki en kuvvetli duygudur. Bu duyguyu oksitosin hormonu oluşturur. İnek bu sayede yeni doğan buzağısını kokusuyla, sesiyle tanır. Yalar, kurutur, sahip çıkar ve emzirir.
Ancak bazı hallerde, özellikle ilk doğumunu yapan düvelerde oksitosin hormonunun yeterli seviyede olmaması sebebiyle buzağıyı reddetme sorunu meydana gelir. Böyle hallerde düve buzağıyı uzaklaştırmak ister, hatta tekmeler. Emzirmek istemez. Sığırcılık işletmelerinde arzu edilmeyen bu durum buzağının yeterli kolostrum (ağız sütü) alamamasına ve hasta olmasına yol açabilir.
Annelik içgüdüsü genellikle daha önce birkaç doğum yapmış ineklerde daha fazladır. Düvelerde deneyimsizlik, acemilik, korku gibi sebeplerden yeterli hormon salgılanamaması halinde annelik içgüdüsü eksik kalabilir.
Düvenin yorgun, stresli olması, güç doğum yapması, bazen doğumun sezaryenle olması oksitosin salınımını durdurur. Dikkat dağıtıcı çevre koşulları, dar ve sıkışık barınaklar, düvelerin diğer hayvanların olduğu yerde doğum yapması, gürültü gibi sebepler de annelik içgüdüsünün az olmasına yol açabilir.
Bazen ineklerde de sorun yaşanabilir. Örneğin; sezaryenle doğum ya da güç doğum sonrası inek kendi derdine düşer ve ağrı sebebiyle buzağıyla ilgilenemez.
Bilim insanları yavruyu reddetme durumunun deneyimsizlik, stres, sağlık ve genetik gibi sebeplerle açıklamaktadırlar. Böyle bir sorunla karşılaşılmaması için öncelikle doğumun diğerlerinden ayrı bir yerde olması gerekir. Doğum sonrası anne ile yavru çevresel etkilerden uzak bir şekilde baş başa kalmalı ve birbirlerine bağlanmalıdır. Yine bilim insanlarının tavsiyesi alan, zaman şeklindedir yani yeterli ayrı bir yer ve sabır.
Başka neler yapılabilir;
İneğin ya da düvenin tat ve koku duygusuyla yavruya ilgi göstermesi sağlanabilir. Yalamayı sağlamak üzere yavrunun baş, boyun ve kuyruk altına yavru suları, melas veya DDGS (mısır küspesi) sürülebilir. Ayrıca aynı bölgelere vanilya ya da Vick’s Vaporub sürülmesinin de yararlı olabileceği bildirilmektedir.
Oksitosin ile ilgisi sebebiyle dışarıdan anneye oksitosin enjeksiyonu yapılması düşünülebilir. Fakat bu uygulamanın her zaman sorunu çözüldüğü görülmemiştir. Bazen yararı olmuş bazen de olmamıştır. Sabırlı olunması halinde durumun 2-3 gün içerisinde düzelmesi mümkündür.
Diğer bir konu genetik etkinin olup olmadığıdır. Eğer sorun yaşanan düve ya da inekler aynı aileden geliyorsa damızlıkta kullanılmaları tavsiye edilmektedir.
Temel olarak stresten uzak bir ortamda, korku ve endişe oluşturmayacak çevre koşullarında düvelerin doğum yapması sağlanmalı, güç doğum önlenmeli, anne yavru ile birlikte, ayrı, sakin bir bölmeye konulmalıdır.
Güç doğumun önlenmesi özellikle düveler için çok büyük önem taşır. Düvelerin güç doğum özelliği olmayan boğa tohumlarıyla tohumlanması ve şişmanlatılmaması gerekir.
Görüldüğü gibi; konu yine sürü yönetiminin doğru olarak uygulanması ile ilgilidir.