İnsanın kurdu

Nilgün Akyüz

İnsan insanın kurdudur, der Hobbes. Her ne kadar adını siyaset felsefesinde tarihe yazdırmışsa da ben birçok sözünün insan ilişkileri adına da önemli saptamalar olduğunu düşünüyorum. İnsanın doğası gereği şiddete meyilli olduğunu, devletin olmadığı yerde birbirlerini yok etmeye, birbirlerine hükmetmeye çalıştıklarını anlatan Hobbes bize aralanmış bir kapı bırakır.

Gerçekten insan insanın kurdu mu? Nasıl ki bir meyve kurdu meyveyi içten yiyerek çürümesine sebep olursa insanlar da kendi olumsuz düşünceleriyle başkalarının zihinlerinde çürüme yaratıyor. Bunu ikili ilişkilerde çok rahat gözlemleyebiliriz. Sağlıklı ilişki, kişinin kendi değerlerini yok etmeden partneriyle kurduğu eşitliğe dayalı birlikteliktir. Bu birlikteliğin içinde saygı ana unsurdur. Amaç huzurlu ve mutlu olmaktır. Kişiler, birbirlerinin üstünde baskı oluşturmazlar, gönüllülük esastır, zorlamalardan arındırılmıştır. Ortak alanlar yaratılır, kişilerin birlikte yapmaktan keyif aldıkları bu alanlar ilişkinin sağlamlaşmasına payda sağlar.

Ancak buraya kadar yaptığımız tanımlamalar günümüz ilişkileri için kitabi bilgiler olarak kalıyor maalesef. Anlamlar değiştirilmiş. Yasaklamaların olduğu hükmedici ilişkiler çağındayız. Önce belirli yerlere gidişler engelleniyor. Sonra kişiler birbirlerinin sosyal medya hesaplarının şifreleri alınıyor. Hesabında onaylamadığı insanlar bulunursa bunlar çıkartılıyor. Ortak hesap adı altında kişiler birbirlerinin yaşamlarını ipotek altına almış oluyorlar. Sonra da gelip gidilen yerler hakkında raporlamalar başlıyor. Bununla da kalmıyor davranış eleştirme ve değiştirme seansları başlıyor. Bu tarz ilişkilerin sadece gençler arasında yaşandığını düşünmeyin, yaşla birlikte bazen bu saydıklarımızın dozunun da arttığına şahit oluyoruz. Ben bu ilişkilere ‘’Kopyala Yapıştır’’ ilişkiler adını verdim. Anlamı değiştirilmiş bu yeni tarz ilişkiler, zihin kirlenmesinin en bariz örneklerindendir. Bizi içten çürütmeye devam etmektedir.

Denk geldiğim sabah programlarından birinde bir konuk, kocasına sahip çıksaydı ben de adamı ayartmazdım, gibi bir ifade kullandı. Yani bu düşünme sistemine göre herkes kendi malına sahip çıkmalı ve orta yere bırakmamalı. Burada maldan kastımız tabi ki bir insan. Peki o zaman bizim saygı ve eşitliğe, dürüstlüğe dayalı ilişki anlayışımız ne olacak? Etik değerlerimiz, bizim ilişki içinde neyi yapıp yapamayacağımızda rol oynamayacak mı?

İlişki iki baştandır. İki kişi isteyerek birbirlerine yazılı olmayan bir şekilde söz verirler. Aralarında bir gönül bağı kurulur. Bu bağın ilmekleri güvenle atılır. Bazen ilişkiler çıkmaza girer, halledilmesi düzeltilmesi gereken durumlar meydana gelir. Her iki taraf da bunun farkına varır. Bazen birinin daha çok çaba göstermesiyle bazen de karşılıklı bir çabayla bir hal yol haritası oluşturulur. Dediğimiz gibi bu bir karardır ve istek rol oynar burada. Dolayısıyla da kişilerin ilişkilerinin çıkmaza girdiği bir noktada birinin dışardan üçüncü bir kişi olarak dahil olması dengeyi ciddi anlamda bozar. Bu denge ancak iki kişinin iradesiyle bozulmalıdır. İlişkiyi bir devlete benzetirsek sorunların olduğu yerde Hobbes’un dediği gibi hükmetme, alma, bozma davranışları devreye girer. 21. Yüzyıldayız ve hala Orta Çağ mantığıyla yolumuza devam ediyoruz.

Bugün Türkiye’de birçok alanda da düşünce zehirlenmesi yaşıyoruz maalesef. Sağlıklı bir toplum sağlıklı bireylerden oluşur. Sağlıklı bireyler, sağlıklı ilişkiler kurar ve bu ilişkiler sayesinde sağlıklı bireyler yetiştirmenin de önü açılır. İlk yapmamız gereken kendi adımıza kaybettiğimiz değerlerimizi tekrar hatırlamak, bunların bizim için uygulanabilir hale gelmesi için gerekirse yardım almaktır. Bir yerden artık dur demezsek her gün seyrederek, duyarak normalleştirdiğimiz yeni pek çok olumsuz bakış açısını hayatımıza almaya devam edeceğiz. İşte o zaman belki de toplum adına çalan tehlike sinyallerini bir şarkının nakaratı olarak kaydetmeye başlayacağız. Tekrarladığımız her şey bir şarkının nakaratı gibi bize keyif vermez tam tersine çürümeyi hızlandırır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.