İyi bir anne olmak

Esra Tekin Coşkun

Merhaba çok sevgili Medya Ege takipçileri,kelimelerimin dokunduğu,zamanın bu kadar değerli olduğu hayatımızda bu rastlantıyı tanışma fırsatına çeviren herkese kucak dolusu selamlar!


Söze nereden başlayacağını bilememek, heyecan duymak aslında severek yapılan ve başarıyı getiren her iş için olmazsa olmaz doğal bir süreçtir.Günümüzde insanların heyecan duymak adına çok farklı yollar denemekten kaçınmadığını düşünürsek bu noktada kendimi şanslı hissettiğimi söylemeliyim.


Burada ‘Oyun Terapi ve anne&çocuğa dair hepinizin yaşadığı tanıdık hikayelere farklı yorumlar, çözümler ve bazen de düşündüren sonuçlar ortaya koymak için oturmuş olsam da ilk yazımda nereden başlayacağımıza birlikte karar verelim istiyorum.


Dünyaya gelişimiz kadar derinlere inmek beni aşsa da bir anne olarak dünyaya nasıl getirdiğimiz hakkında her birinizle ayrı ayrı günlerce konuşabilirdim.Annelik de nereden başlayacağımızı bilemediğimiz heyecan dolu bir dönüm noktasıdır biz kadınlar için.Çünkü aslında tam olarak birini dünyaya getirmeye gerçekte hiç birimiz hazır olmayız.Belki planlarız,koşullar,maddi durumlar,yaşımız,aile düzenimiz …Her şey tamam derken çocuğumuzu kucağımıza almamızla birlikte daha önce hiç karşılaşmadığımız biriyle baş başa kalırız,’Anne olan ben’… Çoğu kadının anne olmadan önce kendisini hayal ettiği anne kimliğiyle,anne olduğu zamanki hali farklıdır.Başkaları hakkında sürekli tahminlerde bulunan insanoğlu bu noktada da yanılır.’Erkeklerin kendilerine çekici gelen kadınlarda ve aşık oldukları zamanlarda bilinçaltlarında ideal anneye en yakın kişiyi bulduklarını hissetmeleri yatıyor’ diyen araştırma sonuçları bile var.Bu da şu demek,kendimiz dahil etrafımızdaki herkes bizim ‘iyi bir anne’ olmamızı bekliyor.İyi bir anne nasıl olur diye sorsak farkına varmadan da olsa hepimiz kendi annemizle yaşadıklarımızdan yola çıkarak cevaplar veririz.Çocuklarımız dünyaya iş düşümüdür kendimize kattıklarımızın.Öyleyse önce ‘sen’!
Biz yetişkinler işler biraz karışsa olur olmadık yerlere düğümler atar, sonra kendi attığımız düğümleri çözmesi için başkalarına danışırız.En büyük hatayı ebeveynliği tamamen annelik,anneliği de kendinden vazgeçmek olarak görerek yapıyoruz.Bu çok doğal olan süreci çocuklarımıza da kendimize de travmalar olarak bırakan bizlerin hayatımızdan vazgeçişidir aslında.


İnsan sevmeyi bile ‘sevilerek’ öğrenirmiş, severek değil.Dolayısıyla çocuğunuza vermek istediğiniz her mesajı,her yaşam pratiğini önce sizin göstermeniz gerekiyor.


Çocuğunuza hayatınızı veriyorsunuz,ya da öyle sanıyorsunuz;ama ya bir hayatınız yoksa?Bu durumda ona verdikleriniz maddiyat ve öğütlerden öteye geçemiyor.Ona verebileceğiniz bir hayatın içinde hayalleriniz,yaşam felsefeniz,dostluklarınız,kazançlarınızın yanında size ihtiyacı olduğunda anlatabileceğiniz kayıplarınız,aldığınız riskler,vazgeçişleriniz,aşk acılarınız ve sevda türküleriniz kısacası yaşam belirtileriniz olsun.


Kendinden vazgeçmiş anne ve babalar ebeveynliği toplum yönlendirmesi ile yaşamaya mecburdurlar.Oysa ki çok basit; kendi etrafında dönerek,içini hep doldurarak halkanı büyütmeye devam et,bu halka önce eşinin halkasıyla kesişsin,aynı uyumla büyüyerek dönmeye devam ediyorsanız bırakın kesişim kümenizde hem sizden bağımsız hem de sizin bir parçanız olan çocuğunuz kendi halkasını büyütmeye başlasın.


Nereden başlayacağınızı bilemeyip,en güzel başlangıçları yapmış olmanız,yolun kendisi kadar sonu da heyecanlandıran bitişlere tanıklık olmanız dileklerimle…

Esra Tekin Coşkun
Rotamkids Oyun Terapi