İzmir’in 2 bin yıllık su yolu: Antik kemerler nereye uzanıyor

Antik Smyrna’nın su ihtiyacını karşılayan yaklaşık 2 bin yıllık su yollarının izleri bugün Şirinyer, Yeşildere ve Kadifekale çevresinde görülebiliyor. Kızılçullu Su Kemerleri ise Roma mühendisliğinin günümüze ulaşan önemli miraslarından.

Antik Smyrna’nın su ihtiyacını karşılayan yaklaşık 2 bin yıllık su yollarının izleri bugün Şirinyer, Yeşildere ve Kadifekale çevresinde görülebiliyor. Kızılçullu Su Kemerleri ise Roma mühendisliğinin günümüze ulaşan önemli miraslarından.

Bugün İzmir’in yoğun yapılaşması ve ulaşım ağları arasında kalan bazı taş kemerler, yaklaşık 2 bin yıl önce kentin en önemli altyapı sistemlerinden birinin parçalarıydı. Antik Smyrna’nın su ihtiyacını karşılamak için kilometrelerce uzaktan getirilen kaynak suları; vadileri, dereleri ve engebeli araziyi aşan su yollarıyla kente ulaştırılıyordu. Bu sistemin en dikkat çekici izlerinden bazıları bugün Buca Şirinyer’deki Kızılçullu Su Kemerleri ve Yeşildere çevresinde görülebiliyor.

ANTİK SMYRNA’NIN SUYU NEREDEN GELİYORDU?

Roma döneminde gelişen Smyrna, bugünkü Kadifekale ile çevresinden aşağıya doğru yayılan büyük bir kentti. Nüfusun artmasıyla içme suyu, hamamlar, çeşmeler ve diğer kamusal alanlar için düzenli su kaynaklarına ihtiyaç duyuluyordu.

Bu ihtiyacı karşılamak amacıyla kentin çevresindeki kaynaklardan su taşıyan birden fazla iletim hattı oluşturuldu. İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin (İZSU) kentin su tarihini ele alan çalışmasına göre, bunlardan biri Buca’nın doğusundaki Kanlıgöl-Kaynaklar bölgesinden gelen suları taşıyor, Meles çevresini geçtikten sonra Kadifekale’nin doğu eteklerinden ilerliyordu.

Başka bir deyişle bugün Buca, Şirinyer, Yeşildere ve Kadifekale olarak bildiğimiz bölgelerin bir bölümü, yüzyıllar önce Smyrna’nın su altyapısının güzergâhındaydı.

ŞİRİNYER’DE 2 BİN YILLIK İZLER

Sistemin günümüze ulaşan en etkileyici yapılarından biri Kızılçullu Su Kemerleri. Geçmişte Paradiso ve Kızılçullu olarak bilinen bugünkü Şirinyer’de bulunan kemerler, Meles üzerindeki su iletim sisteminin parçaları arasında yer alıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı kaynaklarında Kızılçullu kemerlerinin Roma döneminde Smyrna’ya gelen suyun akışını düzenlediği belirtiliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi ise günümüze ulaşan yapıları Geç Roma dönemine tarihlendiriyor. Kemerlerde taş, tuğla ve Roma harcı kullanıldığı; yapının daha sonraki dönemlerde Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar tarafından onarılarak kullanılmaya devam ettiği aktarılıyor.

Bu nedenle bugün Şirinyer’de görülen kemerler yalnızca Roma döneminden kalmış bir yapı değil, farklı uygarlıkların yüzyıllar boyunca yararlanmaya devam ettiği bir altyapı mirası olarak önem taşıyor.

SU KEMERLERİ NEDEN GEREKLİYDİ?

Romalıların su sistemlerinin temelinde suyun mümkün olduğunca doğal eğimden yararlanarak ilerletilmesi bulunuyordu. Ancak kaynak ile kent arasında bir dere ya da vadiyle karşılaşıldığında suyun aynı seviyeye yakın biçimde yoluna devam edebilmesi için kemer gibi mühendislik yapıları gerekiyordu.

Kızılçullu’daki kemerlerin de temel görevlerinden biri su hattını vadi ve akarsu üzerinden geçirmekti. Şirinyer’den kente ulaşan Osmanağa Su Yolu'nun Meles’i geçtiği bölgede birbirine oldukça yakın iki su kemerinin bulunduğu belirtiliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Meles Çayı ve çevresine ilişkin çalışmasında, yan yana bulunan bu iki yapının antik dönem için dahi çok sık rastlanmayan özel bir örnek olduğu vurgulanıyor.

YALNIZCA KIZILÇULLU YOKTU

Antik Smyrna’nın su ihtiyacını karşılayan sistem tek bir kemerden oluşmuyordu. Kent çevresinde farklı kaynaklardan beslenen birden fazla su iletim hattı bulunuyordu.

Bunlardan biri bugün Karapınar Su Yolu olarak bilinen ve Smyrna’ya doğu yönünden su taşıyan sistemdi. Bir diğeri Kızılçullu kemerlerinin bulunduğu Osmanağa Su Yolu'ydu. Tarihi araştırmalar, Yeşildere ve çevresinde bu hatların izlerinin bulunduğunu gösteriyor.

Bazı antik su sistemlerinin toplam uzunluğu ise kilometrelerce uzanıyordu. İzmir’in eski su yollarını inceleyen çalışmalarda, kente ulaşan sistemlerden birinin toplam uzunluğunun yaklaşık 27 kilometreyi bulduğu ve güzergâh üzerindeki vadi ile dereleri altı su kemeri yardımıyla geçtiği belirtiliyor.

SU KADİFEKALE’YE KADAR ULAŞIYORDU

Su yollarının temel hedeflerinden biri Kadifekale ve eteklerinde gelişen Smyrna’ya düzenli su sağlamaktı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kızılçullu Su Kemeri’nin Kadifekale’de kurulan kente su getirmek amacıyla yapıldığını belirtiyor.

Antik Smyrna’nın su sistemi yalnızca dışarıdan getirilen kaynaklarla da sınırlı değildi. Kadifekale’nin altındaki doğal su tabakaları kent için önemli bir kaynak oluşturuyordu. Smyrna Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Akın Ersoy’un aktardığı bilgilere göre, doğal kaynaktan çıkan su yaklaşık 150 metre boyunca ilerleyerek Agora’ya ulaşıyordu. Bu su bugün içme amacıyla kullanılmasa da park ve bahçelerin sulanmasında değerlendirilebiliyor.

YÜZYILLAR GEÇTİ, SİSTEM KULLANILMAYA DEVAM ETTİ

Antik su yollarının belki de en dikkat çekici özelliği, Roma İmparatorluğu'nun ardından tamamen terk edilmemeleri oldu. Kızılçullu kemerleri Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde onarıldı ve su sistemi farklı dönemlerde kullanılmaya devam etti.

Bu durum İzmir’in su ihtiyacının yüzyıllar boyunca benzer doğal kaynaklar ve güzergâhlar üzerinden karşılandığını gösteriyor. Antik mühendislerin araziyi dikkate alarak oluşturduğu hatlar, kendilerinden sonra gelen toplumlar için de değerini korudu.

MODERN KENTİN ARASINDA KALAN ANTİK ALTYAPI

Bugün Şirinyer’den Yeşildere’ye, oradan Kadifekale eteklerine uzanan yoğun kent dokusuna bakıldığında yaklaşık 2 bin yıl önce aynı bölgelerden su yollarının geçtiğini hayal etmek kolay değil. Ancak ayakta kalan Kızılçullu kemerleri ve farklı noktalarda tespit edilen kalıntılar, İzmir’in altında ve modern yapıların arasında büyük bir antik altyapının izlerinin bulunduğunu gösteriyor.

Bir zamanlar kaynaklardan aldığı suyu kilometreler boyunca taşıyarak Smyrna’ya ulaştıran sistemden geriye yalnızca belirli parçalar kaldı. Buna rağmen Şirinyer’de yükselen kemerler, İzmir’in Roma dönemindeki gelişmiş mühendisliğinin ve kentin binlerce yıllık su mücadelesinin en görünür tanıkları arasında yaşamaya devam ediyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yaşam Haberleri