Jeotermal Enerji Derneği, sektörünü tek bir noktadan koordine edecek idari yapının kurulmasını, izin süreçlerinin hızlandırılmasını, arama ve sondajda destek mekanizmalarının geliştirilmesini ve Jeotermal Kanunu’nun günün ihtiyaçlarına göre yenilenmesini talep etti.
Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, derneğin taleplerini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Alparslan Bayraktar ve Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan başta olmak üzere ilgili tüm Bakanlık bürokrasisi ile paylaştıklarını belirtti.
ÖNCELİKLİ TALEP 2040 TAKVİMİ
Kındap, sektörün ilk ve en öncelikli gündem maddesinin Yenilenebilir Enerji Kaynakalrı Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamındaki santrallerin işletmeye giriş tarihinin 31 Aralık 2030 tarihinden 2040 yılına uzatılması olduğunu vurguladı.
Güneş enerjisi ile hibrit jeotermal santrallerin geliştirilmesi, jeotermalin entegre kullanımının teşvik edilmesi ve tesislerin bulunduğu sahalarda yerele doğrudan pay sağlayacak devlet hakkı uygulamaları önerdiklerini kaydeden Ali Kındap, “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’mıza ilettiğimiz öneriler arasında; stratejik mineraller ve Geliştirilmiş Jeotermal Sistemler konusunda da yeni düzenlemeler, jeotermal enerji santrallerinin ruhsatlandırma, izin, denetim, imar ve taşınmaz temini süreçlerinin tek merkezden koordine edilmesi yer alıyor. Arama ve sondaj yatırımlarında risk paylaşımı ve sigorta modeli dahil olmak üzere, petrol ve doğal gazda olan teşvik mekanizmalarının geliştirilmesi, yatırımcıya uzun vadeli öngörülebilirlik sağlanması da sektörümüzün altı çizilmesi gereken talepleri arasında bulunuyor.” dedi.
“4.500 MW KURULU GÜÇ HEDEFİNİ BAŞARIRIZ”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından tüm dünyaya ilan edilen 2035 yılı Ulusal Enerji Hedefi politika belgesinde, bugün bin 800 Megavat (MW) seviyesinde olan jeotermal enerji kurulu gücünün 9 yıl sonra iki buçuk kat artışla 4 bin 500 MW’a yükselmesinin öngörüldüğünü anımsatan Ali Kındap, Türk jeotermal sektörünün motivasyon, finansal güç ve yetişmiş insan kaynağı başlıklarında bu büyük yatırım ajandasını gerçekleştirmeye hazır olduğunu dile getirdi.
Mevcut bürokratik yapıda jeotermal yatırımlarının, merkezi ve yerel yönetim kurumlarında farklı uygulamayla karşı karşıya kaldığını belirten Kındap, bu durumun yatırım sürelerini uzattığını, maliyetleri artırdığını ve denetimde ortak kuralların ve standartların uygulamasını zorlaştırdığını söyledi.
BÜTÜNCÜL BİR KANUN İHTİYACI
Yeni yasama yılının jeotermal yatırımlar için bir dönüm noktası olabileceğinin altını çizen JED Başkanı Ali Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı:
“TBMM’de temsil edilen tüm siyasi partilerimize çağrıda bulunuyoruz. İklim koşullarından bağımsız, yüksek kapasite faktörüyle kesintisiz üretim yapabilen, şebeke dostu, tamamen yerli, temiz ve çok amaçlı olan jeotermal kaynaklarımızın ülkemize çok daha yüksek seviyede değer yaratmasını istiyoruz. Türkiye’nin enerji arz güvenliği, tarımsal üretimi, bölgesel kalkınması ve net sıfır hedefleri açısından jeotermalin taşıdığı değer, yalnızca kurulu güç rakamıyla ölçülemez. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımıza sunduğumuz önerilerin, yeni yasama yılında TBMM’nin ortak iradesiyle kalıcı düzenlemelere dönüşmesini bekliyoruz. Kamu yararını, çevresel sürdürülebilirliği, yerel kalkınmayı ve yatırım güvenliğini aynı zeminde buluşturan yeni bir dönem başlatabiliriz. Türk jeotermal sektörünün yarım asra yaklaşan birikimini, bugünün enerji güvenliği ve iklim hedefleriyle buluşturacak yeni bir hukuki çerçeveye ihtiyacımız var. Aramadan üretime, denetimden çevresel izlemeye kadar tüm süreçlerin ortak standartlarla yürütülmesi; yatırımcı, kamu ve bölge halkı açısından güveni güçlendirecektir. Sektörümüzün beklentisi, yeni yasama yılında bütüncül Jeotermal Kanunu’nun Meclis gündemine alınmasıdır.”