Karabağlar'daki sahte MİT’çiye!

Ali EYCE

Üç harfli MİT kelimesini, öyle ya da böyle duyanınız olmuştur. Göreniniz ise eminim hiç olmamıştır. 

Kısa adı MİT olan, Millî İstihbarat Teşkilâtı, Türkiye Cumhurbaşkanlığı'na bağlı olan, Türkiye'nin resmî istihbarat örgütü.

Devleti yönetenler için gerek ülke içinde, gerekse ülke dışında bilgi toplayan, bu bilgileri değerlendirmesi için ülkeyi yönetenlere ileten bir kurum.

Uzun süre operasyon yetkisi olmayan, sadece bilgi toplayıp,  veren teşkilat yapısına sahipti ama artık operasyon yetkisine sahip, topladığı bilgiler ışığında devletin güvenlik güçleriyle beraber operasyonlara da katılma özelliğini aldı.

Şöyle küçük bir terzi dükkânınız olsa,  içinde iki elemanınız çalışsa, onların ne yapıp, ne yapmadıklarını dahi gözlemlemek, öğrenmek ve ona göre dükkânın işleyişinin sağlıklı şekilde devam etmesi için bir takım kararlar alırsınız. Bu düzlemde baktığınızda, MİT Türkiye için gerçekten önemli bir kurum.

MİT ile ilgili her zaman efsanelere konu olacak şeyler anlatılır.

Bir de bu efsanelerden etkilenen, içinde olmak isteyen ama olamayan,  kendini öyle görmek isteyen psikolojisini o derece bozmuş,  kendini MİT elemanı gibi gösterenleri de görürsünüz, duyarsınız.

Şimdilerde yine ‘Ben MİT’im’ demek moda oldu sanırım.

Etrafında birilerinden bir tık fazla devletle,  devletin işleyişiyle ilgili bilgiye öyle, ya da böyle bir sebeple sahip olmanız ‘Ben MİT’çiyim demek için yeterli.

Oysaki bilmezler,  MİT elemanı gizlidir. Açığa çıktığında MİT olmaktan, MİT’in görev ve sorumluluklarını yapmaktan çıkar. Çünkü doğru bilgiye ulaşamaz,  bilindiği için yönlendirilmiş bilgiye ulaşabilir.

Sözü nereye getireceğim!

Karabağlar’da geçtiğimiz günlerde bir kafeterya da oturuyorum. Bir arkadaşı bekliyorum. Kahve içip,  televizyon için hazırladığım Hakkımız Hukukumuz programına konuk olabilir mi, olursa konu olarak neyi konuşuruz onu değerlendirecektik.

O gelene kadar karşımda duran bir masada,  bir kadın, etrafından biri erkek, 5 kişi ile çok gizli ama çok sesli sohbet ediyorlardı.

Kendi konuştuklarını sadece kendilerinin duyacağını sanacak kadar da konuya dalmışlardı.

Beş kişiye etrafına toplayan kadın, AK Parti Karabağlar İlçe Teşkilatı’nın çalışmaları ve çalışamamasıyla ilgili olarak bir şeyler anlatıyor, bazen isim vererek,  bazen isim vermeden ‘Kim olduğunu ben biliyorum’ diyerek bombardıman yapıyordu. Bombalarının etkisi biraz daha fazla olsun diye, ara da bir de Ankara’dan, Cumhurbaşkanlığı’ndan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden, bakanlıklardan yine sadece etrafındaki o beş kişinin şok içinde kalacağı bilgileri de araya serpiştiriyordu.

Dinleyen 5 kişi bilmediklerini bilen kadının konuşmalarını pür dikkat dinliyorlardı.

Konuşma sırasında birisi dayanamayıp, “Abla bu kadar bilgiyi nereden biliyorsun? Sen MİT misin? Senden korkulur’ cümlesini kullandı.

Kullanmaz olaydı!

Etrafına topladığı bilgisizlerden birisini bu sözünü anında kafasına sokan,  beyin süzgecinden geçiren kadın, “Müsaade edin de MİT olduğumu da açık, açık söylememeyim” diyerek yalan özgüvenin de Nirvana yaptı.

‘Aaa Ali abim de buradaymış, nasılsın abi’ diyerek, kızarmış yüzüyle orada olduğumu fark edene kadar!

İnsana Dair:
- Yılandan korkmam, yalandan korktuğum kadar.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.