Kırsalda bir damda kozasından yeni çıkanlar.
Sırça köşkte oturanlarca yaşatılmayan canlar.
Kelebekler narin ve sessiz umuda çırpar kanat.
Karanlığa düşmeden yaşamak en büyük sanat.
Bir göz odada lamba ışığından emzirilen oğulu.
Vahşi sarp bozkırda kim güvenir, duygu çok ulu.
Somun ekmek için ayakları nasır olmuş babayı.
Unutur mu insan, hak harmana savrulan yabayı.
Neler oldu kelebeğin o hassas yüreğinde şimdi.
Kim bilir kaç gece anneler güne uykusuz girdi.
İyi maval okurlar, kelebek uzak köydeyse eğer.
Ruhu pas tutmuş obez kurbağa ne bilsin değer.
Başka kelebekler için gaga ovuşturan aç tavuk.
Hiç civcivinin kanadı kırıldı mı, vicdansız lavuk.
Gümrah mahdumlarını binbir şekilde semizler.
Kerpiç damın kelebekleri sizden daha temizler.
Vicdanı pert olmuş bir akbaba dalar her dama.
Avret yerleriniz açıkta, kapatamaz hiç bir yama.
Nereden bilsin kelebekler, katran sürülü bir dalı.
Kelebekler yeşil bahçelerde mutlu, istemez yalı.
Biraz çiçek, biraz su, biraz uçmaktır öz arzusu.
Dünyanın tüm kelebekleri masum ana kuzusu.
Kelebekler açın antenleri algılayın sinsi dalaşı.
Bilgelere kanat çırpın, bilmenin yoktur bir yaşı.