Koku değil ihmal kokuyor!

Arif Çayan yazdı; Koku değil ihmal kokuyor!

Torbalı’da günlerdir konuşulan bir gerçek var: Hava ağır, nefes almak zor, sabır tükenmiş durumda. Ama asıl ağır olan koku değil… İhmal.

Sanayi bölgesinden yükseldiği söylenen o keskin koku, artık sadece bir çevre sorunu değil; doğrudan yaşam kalitesine, esnafın ekmeğine, vatandaşın sağlığına dokunan bir mesele haline gelmiş durumda. Üstelik bu tablo yeni de değil. Uzun süredir dile getirilen, şikâyet edilen ama bir türlü net bir sonuca bağlanamayan bir süreçten söz ediyoruz.

Vatandaş ne diyor?

“Bu koku lağım değil, kimyasal.”

Esnaf ne diyor?

“İş yerinde duramıyoruz, müşteri kaçıyor.”

Peki yetkililer ne diyor? İşte asıl soru bu.

Ortada dolaşan iddialar var. Kontrolsüz atık salımı olduğu yönünde ciddi şüpheler var. Ama kesinleşmiş bir tespit yok. Denetim var mı, yok mu belli değil. Açıklama deseniz, o da yok. Böyle bir durumda kamuoyunun aklına tek bir şey geliyor: Bu sessizlik neden?

Kimse kimseyi peşinen suçlamıyor. Ama kimse artık “bekleyelim, görelim” de demiyor. Çünkü mesele, sabır sınırını çoktan aşmış durumda.

Burada en temel beklenti basit: Şeffaflık.

Çıkın, inceleyin.

Tespit edin.

Açıklayın.

Eğer ortada bir sorun yoksa, bunu net şekilde ortaya koyun.

Eğer varsa, gereğini yapın.

Ama en kötüsü ne biliyor musunuz? Belirsizlik.

Belirsizlik, dedikoduyu büyütür.

Dedikodu, güvensizliği besler.

Güvensizlik ise kamu yönetimine zarar verir.

Torbalı’da bugün yaşanan tam olarak bu.

Vatandaş artık “kim yaptı?” sorusundan çok, “neden çözülmüyor?” sorusunu soruyor. Bu da meselenin teknik boyuttan çıkıp, yönetsel bir probleme dönüştüğünü gösteriyor.

Belediye mi sorumlu, başka kurumlar mı?

Yetki kimde, denetim kimde?

Vatandaşın umurunda değil.

Vatandaş sonuç istiyor. Temiz hava istiyor. Açıklama istiyor.

Ve evet, bir beklenti daha var:

Sahaya inen, yerinde gören, sorumluluk alan bir yönetim anlayışı.

Torbalı’nın ihtiyacı olan şey, tartışma değil; çözüm.

Suskunluk değil; açıklık.

Görmezden gelmek değil; harekete geçmek.

Çünkü bu mesele artık sadece bir “koku” meselesi değil.

Bu, yönetim refleksinin sınandığı bir krizdir.

Ve krizler, sessizlikle değil; kararlılıkla çözülür.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yerel Haberleri