Şu an; Güney Amerika seyahatimin Panama’dan sonraki durağı olan Kolombiya’dayım. Gelir gelmez büyük bir şaşkınlık yaşadım zira Kolombiya bize yıllarca yanlış anlatılmış. Kafamıza kazınan imgeler hep aynıydı: uyuşturucu kartelleri, güvensizlik, kaos. Siyasi söylemler ile mafya ve kartel dizilerinin zihindeki etkileri birleşince açıkçası biraz tedirgindim gelirken. Oysa buraya gelip sokaklarında yürüyünce, bir kafede oturup insanları izleyince, bu anlatının ne kadar yanlı ve ne kadar haksız olduğunu fark ediyorsun. Kolombiya, kendi ayakları üzerinde duran, kendi yağıyla kavrulan, cumhuriyetle yönetilen, laik ve modern bir ülke. Üstelik bu modernlik plastik ya da vitrinlik değil; yaşayan, gündelik hayata sinmiş bir modernlik.
Belediyecilik şaşırtıcı derecede iyi. Kamusal alanlar bakımlı, meydanlar canlı, parklar gerçekten halkın. Şehir planlamasında insan ölçeği hissediliyor; sadece arabalar için değil, yürüyen, oturan, sohbet eden insanlar için düşünülmüş. Toplu taşıma çalışıyor, düzen var, kurallar keyfi değil. Bu, “Latin Amerika klasiği” diye küçümsenen bir coğrafya için değil, herhangi bir çağdaş ülke için söylenebilecek cümleler.
Halkı ise bu ülkenin en güçlü yanı. Nazik, mesafeli ama samimi; yardımsever ama yapmacık değil. Kimse sana yukarıdan bakmıyor, kimse seni tedirgin etmiyor. Günlerdir buradayız ve ne bir hırsızlık hikâyesine denk geldik ne de kendimizi güvensiz hissettik. Tam tersine, sokakta yürürken bir rahatlık var; insanın omuzları düşüyor, tetikte olma hâli kayboluyor. Bu da bir ülkenin en sessiz ama en büyük başarısı.
Uyuşturucu meselesi elbette var; inkâr etmek saflık olur. Ama bu, Kolombiya’nın tamamını tanımlayan bir gerçeklik değil. Nasıl ki Avrupa’yı sadece mafya hikâyeleriyle, ABD’yi sadece suç dizileriyle anlatmıyorsak, Kolombiya’yı da tek bir karanlık başlıkla açıklayamayız. Bu ülke kahvesiyle, edebiyatıyla, müziğiyle, mimarisiyle, gündelik hayatın içindeki zarafetiyle bambaşka bir yer.
Belki de asıl sorun Kolombiya değil; bizim ona bakarken taşıdığımız önyargılar. Uzaktan konuşmak kolay, etiketlemek daha da kolay. Ama gelip görmek, yürümek, dinlemek insanı utandırıyor. Çünkü Kolombiya, anlatıldığı gibi değil. Çok daha iyi, çok daha dengeli ve çok daha insani. Ve bunu yüksek sesle bağırmadan, reklamını yapmadan, sessizce başarıyor.
Kolombiya’dan sevgiler…