Kosova’ya adım attığım anda, derin bir tarih kokusu sarıyor her yanımı. Başkent Prizren’de dar sokaklardan yükselen ezan sesi kulaklarıma ulaştığında içimde bir şeyler kıpırdıyor. Etrafımda Türkçe konuşan insanlar, tabelalarda tanıdık kelimeler… Bir anda kendimi yabancı bir ülkede değil, sanki geçmişten kalma bir Osmanlı şehrinde hissediyorum. Bu toprakların bir zamanlar bizim oluşunu hatırladıkça, yüreğime hem gurur hem hüzün doluyor. Gözlerim doluyor, tüylerim diken diken oluyor.
Kosova, tarih boyunca çok milletli, çok dinli bir yapıya sahip olmuş. Osmanlı’nın asırlık izleri burada hâlâ capcanlı duruyor. Türkçe, Kosova’da Arnavutça ve Sırpçayla birlikte resmi dillerden biri. Bunun sebebi, yüzyıllar süren Osmanlı hâkimiyeti boyunca buraya yerleşen Türklerin hâlâ burada yaşıyor olması. Bugün Kosova’da yaklaşık 30 bin civarında Türk yaşıyor. Onların varlığı sadece rakamdan ibaret değil; kültür, dil ve gelenekte yaşayan bir miras.
Ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 90’ı Müslüman. Geri kalan kısmı Hristiyan ve diğer inançlara mensup. Bu güçlü Müslüman kimlik camilere de yansıyor. Kosova’da yüzlerce cami bulunuyor ve her biri ayrı bir anlam taşıyor. En dikkat çekici olanlardan biri Fatih Camii. 15. yüzyılda II. Mehmed (Fatih Sultan Mehmet) tarafından yaptırılan bu cami, sadece mimarisiyle değil, Osmanlı’nın Balkanlar’daki en güçlü izlerinden biri olmasıyla da öne çıkıyor.
Kosova’da Türk askeri gücü de bulunuyor. Türkiye, NATO’nun KFOR (Kosova Gücü) görev gücü kapsamında burada barışın korunmasına katkı sağlıyor. Bu birlik, sadece bir güvenlik gücü değil; Kosova’daki Türk varlığının, kardeşliğin ve tarihsel bağın bir sembolü gibi. Türk askerini gördüğümde içim gururla doluyor; sanki ecdadın bıraktığı emanete bizler hâlâ sahip çıkıyoruz gibi hissediyorum.
Prizren sokaklarında yürürken bir esnafın bize; “Buyrun size trileçe ikram edeyim!” deyişiyle irkiliyorum. Kalbim titriyor. Kendi dilimi duymak, hele ki bu kadar uzak bir coğrafyada, bana anlatılamayacak kadar güçlü bir aidiyet hissi veriyor. Kosova’yı gezmek, sadece bir ülkeyi görmek değil… Tarihle yüzleşmek, unutmamak, unutturmamak… Ve her adımda kaybettiğimiz o derin bağın acısını tekrar tekrar yaşamak oluyor benim için.
Dipnot: Kosova oldukça yeni bir ülke sayılır. 17 Şubat 2008’de Sırbistan’dan tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etti. Yani resmen bağımsız bir devlet, kendi hükümeti, meclisi, cumhurbaşkanı ve ordusu var. Ancak durum biraz karmaşık. Türkiye, ABD ve birçok Avrupa ülkesi Kosova’nın bağımsızlığını tanımıştır, fakat Sırbistan, Rusya, Çin gibi ülkeler tanımamıştır. Bu yüzden Kosova hâlâ Birleşmiş Milletler’e tam üye olamamıştır. Yani fiilen bağımsız bir ülke ama dünya genelinde evrensel olarak tanınıp Birleşmiş Milletler’e tam üye olmuş bir devlet değil, tıpkı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi…