Meme kanserinde erken ve geç tanı arasındaki farklar!

Prof. Dr. Osman Kurukahvecioğlu erken tanı ile geç tanı arasındaki farkları anlattı.

Kurukahvecioğlu açıklmasında şu ifadelere yer verdi;

"Erken tanı ile geç tanı arasında ne fark var?  sorusuna cevap verelim. Erken tanı olduğu zaman başarı oranları artıyor. Hastanın hastalıksız sağ kalım oranları yükseliyor ve görece olarak daha kolay tedavi yöntemleri ile hastalığı tedavi etmiş oluyoruz. Erken evre meme kanseri dediğimizde; genelde memedeki kitlenin boyutu 2 cm’nin  altındadır. Genellikle koltuk altında tümörlü lenf bezi ve vücutta da herhangi bir yerde tümör yayılımı bulunmamaktadır. Bu hastalarda tedaviye cerrahi olarak başlanır. Meme kanserinin cerrahi tedavisi iki aşamalıdır. Birinci aşamada memeye müdahale edilir, memede bulunan kanserli doku çevresinde sağlıklı meme dokusu ile birlikte güvenli bir şekilde çıkarılır. İkinci aşama ise koltukaltı lenf bezlerinin örneklenmesidir.  Bunun için pek  çok özel yöntem vardır. Memeye ameliyata başlamadan önce boya, radyoaktif madde veya demir tozu gibi maddeler verilir ve bunların lenf kanalları aracılığıyla koltukaltı lenf bezlerine gitmesi beklenir. Koltukaltında birinci durak dediğimiz lenf bezleri vardır ki bunlar her insanda farklılık gösterebilir. Genellikle 1-4 adet arasında bulunur. Eğer tümör koltukaltı lenf bezlerine gelirse önce bu lenf bezlerine ulaşır ve ardından diğerlerine yayılır. Ameliyat öncesi verilen özel maddeler de önce lenf nodlarına ulaşır ve burada hapsolup kalırlar. Böylece ameliyat esnasında bu lenf bezlerini tanır ve çıkarırız. Patolojik incelemesi yapılan bu lenf bezlerinde eğer tümör izine rastlanmaz ise memedeki tümör sadece memede bulunduğu ve koltukaltı lenf bezlerine gelmediği anlaşılır. Bu durumda koltuk altındaki diğer sağlıklı lenf bezlerini çıkartmanın hiçbir anlamı ve gereği yoktur. Böylece gördüğünüz gibi hem memeye yönelik koruyucu bir işlem yapılıyor yani meme tamamen alınmıyor sadece kısmi olarak alınıyor ve hem de koltukaltındaki lenf bezleri korunuyor. Memeden çıkarılan tümörlü dokunun yeri boş bırakılmıyor ve onkoplastik cerrahi teknikler ile meme yeniden şekillendiriliyor. Bu şekilde hastamız organ kaybı yaşamadan hastalığından kurtulmuş oluyor. Böyle bir tedaviden sonra yapılacak işler tabii ki tümörün özelliğine ve davranış tarzına bağlı olarak gelen patoloji neticesiyle belirleniyor. Bu hastalarda tümör özelliklerine bağlı olarak kemoterapi almadan sadece hormon tedavisi ve ışın tedavisi ile tedavileri tamamlanabilmektedir. 

Peki ileri evrede ne oluyor? İleri evrede yani memedeki tümör boyutunun 2 santimetreden büyük olduğu ve koltukaltı lenf bezlerinde tutulum olduğu durumlarda ve/veya meme cildinde ya da göğüs kaslarında tümörle tutulum olması durumunda öncelikle kemoterapi ile işe başlanıyor. Bu hastalarda kemoterapi vazgeçilmez bir tedavi yöntemi olarak karşımıza çıkıyor. Bu hastalarda genellikle tedaviye önce kemoterapi ile başlanır ve sonrasında tümörün vereceği yanıta göre cerrahi tedavi planlanır.  Bu hastalarda her zaman memeyi ve koltukaltı lenf bezlerini korumak mümkün olmayabilir. Bazı hastalarda tedavi organ kaybı ile sonuçlanmaktadır. Bu sebepten dolayıdır ki biz özellikle erken evrede tanı koyma üzerinde duruyoruz. 

Herkese sağlıklı ve güzel günler dilerim."

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri