SERAP YENİCİ / MEDYA EGE – CHP Muğla’dan milletvekili aday adayı olan Remzi Kazmaz, adaylığına ilişkin sorularımızı yanıtladı.
Seçmenlere sizi tanıtmak isteriz Remzi Kazmaz kimdir?
Rize 1954 doğumlu evli 3 çocuk babası İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup 40 yılı aşkındır avukatlık yapmaktayım. Aynı zamanda ara bulucuyum. Siyasete gençlik kollarından başladım. CHP'de Ecevit döneminden sonra SHP Avcılar İlçe Başkanlığı daha sonra Avcılar CHP yönetiminde görev aldım. Uzun sure kent konseyi başkanlığı yaptım. Depremden sonra Bodrum'a taşındım. 25 yılı aşkın süredir Bodrum'da yaşıyorum. Geçen dönem Rize 1. sıra milletvekili adayı oldum. Çok az bir oyla kaybettim. Bu yıl Muğla’dan aday adayıyım.
Uzun yıllar bir çok konuda şahsi olarak da hak hukuk savaşı verdiniz, hem tarihimize hem çevreye sahip çıktınız. Haksızın yanından gönüllü olarak yer aldınız. Bu çalışmalar hangi alanlardaydı?
Hak, hukuk, adalet konusunda avukatlığa başladığım andan itibaren mücadele yapıyorum. Önce 1999 depreminde hayatını kaybedenlerin gönüllü avukatı oldum. Daha sonra 1995 tarihinde Gazi Mahallesi'nde meydana gelen 23 kişinin ölümünün sonucunda açılan davalarda, 28 yıl gönüllü avukatlık yaptım. İstanbul’dan Trabzon’a sürgün edilen bu Gazi davası 28 yıl sonra, bu dava 8 yıl sonra bitti. 2 ağır ceza aldı bu adil bir sonuç değildi. Bu sebeple Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gittik ve orada davamızı kazandık. Bir hukukçu olarak görevimle, hukuk devletinin inşaat sürecine bir tuğla koyabilirsem ne mutlu bana.
Bunun yanı sıra toplumsal davalara daha çok baktım. Ama daha çok sanat, spor ve siyaset alanında uğraşlarım oldu .Yazar ve yönetmenim. Türkiye Futbol Federasyonu'nda uzun yıllar Disiplin Kurulu As Başkanlığı yaptım. Çaykur ve Rizespor'un yöneticiliğini ve avukatlığını yaptım. Şike döneminde Fenerbahçe’nin de avukatlığını yaptım. Bu vesileyle beraber sanatta, sporda, siyasette, hukukta ve çevre davaları ile ilgili yaşantımın yarım asrını bu uğraşlarım kapsadı. Hala da bunları yapmaya devam ediyorum. Çünkü ben bir dava, inanç adamıyım .Bu mücadelemi de son nefesime kadar yapmayı düşünüyorum.
Hele ki paraya hiç ihtiyacım yok .O nedenle sadece vatana, millete halka topluma ve doğaya karşı olan vefa borcumu ödemek için Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gitmek istiyorum.
Başka Bir Gelecek Mümkün diyorsunuz. Neler hayal ediyorsunuz?
Kapitalizmin acımasız ve sorumsuz tüketim sevdası yüzünden doğa ve ekosistem hızla yok oluyor. Enerji üretimi adı altında kullanılan kömür, petrol atmosferdeki sera gazını arttırarak küresel iklim değişikliği ile dünyamızı yaşanmaz kılıyor. Suyu bir meta haline getirip ticaretleştiren sistem, içme ve yeraltı kaynaklarımızı tüketiyor, kirletiyor ya da ticaretleştiriyor. Doğa bizim evimiz. Bütün canlılarla uyum içinde ortak bir yaşantımız var. Biz onu koruyor oda bizi bir ana şefkatiyle kucaklıyor. Doğamızı koruyan ve onu güvenceye alabilecek ne yasaya ne de uluslararası uygulanabilir sözleşmelere sahibiz. Vahşi kapitalizmin sorumsuzca yaptığı çevre-doğa katliamı sonucu dünyamızda son yıllarda başlayan Küresel İklim Krizi artık tüm canlılar üzerinde etkili oluyor. Hava, toprak su kirleniyor tükeniyor. Yangınlar, depremler yaşanıyor. Kuraklık çölleşme dünyanın her yerinde baş gösteriyor. Dünya çevre ve iklime yönelik büyük bir tehlikenin altındadır. Ancak kararlı bir şekilde harekete geçmek için henüz çok geç değil. Başka bir gelecek mümkün.
Önce doğayı tanımalıyız sevmeliyiz korumalıyız. Doğayı sömüren insanoğlu bu konuda taraf değiştirerek doğanın yanında yer almalı. Son yıllarda özellikle Avrupa’da değişen çevre politikaları ile doğaya karşı yapılan saygılı dokunuşlarla olumlu sonuçlar alınmış daha temiz havaya suya ve toprağa kavuşmuştur. Kentsel atıklar büyük bir kısmı geri dönüştürüldükçe denizler ormanlar tarım arazileri koruma altına alınmakta sera gazı salınımını azaltılmaktadır. Yenilenebilir enerji kullanımı arttırılarak tüketim ve üretim sistemleri daha insanca ve doğaya uyumlu hale getirilmekte. Tüketim alışkanlıklarımızı ve tercihlerimizi değiştirmek zor olabilir. Ama sürdürülebilir bir gelecek ,inşa etmek ve gelecek kuşaklara da yaşanabilir bir dünya bırakmak istiyorsak insanlara alışkanlıklarını bırakmalı. Devlet bu konuları güvenceye alırken kirliliğe neden olan teknoloji ve uygulamaları yasa ve yönetmelikleri sonlandırılmalı yasaklanmalı mevcut uygulamaları durdurmalıdır. Diğer tarifle de sürdürülebilinir alternatif ve değişimden etkilenen toplulukların desteklenmesi gerekir. Kısaca gerçek yaşantımızda alışkanlık ve davranışlarımızı gerekirse yeni çağdaş toplumun gereksinimlerini kabul etmek ve hayata geçirmek ilk başlarken zor gelebilir. Ama tüm bunları insanoğlu ve gelecek kuşaklar için yapma konusunda kararlılığı ve fedakarlığımız tarihi bir sorumluluğun gereğidir. İşte bu sorumluluğum gereği Doğa ve Ekoloji mücadelemi artık TBMM çatısı altında öncelikle Anayasa ve yasalar çerçevesinde Doğa’nın lehine yapacağımız yasal düzenlemelerle evimizi yaşam alanlarımızı güvenceye alacağız .Daha sonra tüm Dünya ülkeleriyle Uluslararası sözleşmelere uygulama alanı açarak öncelikle sera gazı salınımını aza indireceğiz. Ben Hazırım.