Muharrem İnce: Erdoğan ile olmaz

Memleket Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, İstanbul’da hem iktidara hem muhalefete "Erdoğan ile olmaz, Erdoğan’ın eskileri ile de olmaz!" sözleriyle yüklendi.

Memleket Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, İstanbul Pendik ve Ümraniye’de vatandaşlarla buluştu. Partisinin İstanbul Milletvekili adaylarını da tanıtan İnce’nin hedefinde hem iktidar, hem muhalefet vardı. İnce, “100 yıllık cumhuriyetin 21 senesini bunlar yönetti. Etibank’ı sattılar. Sümerbank’ı sattılar. Değerli arazileri sattılar. Bu 21 senenin 18 senesinde Davutoğlu var Babacan var. Erdoğan bu memleketin nesi var nesi yok hepsini haraç mezat satarken, Davutoğlu oradaydı. Babacan oradaydı. Şimdi Erdoğan'ı göndereceğiz. Erdoğan'ın eskilerini mi? başa getireceğiz. Böyle bir şey olur mu? Bu doğru değil” dedi.

Alemdağ caddesi sonunda halka hitap ederken, kendisini izleyenlerden cep telefonlarını çıkartarak canlı yayın yapmalarını isteyen İnce şöyle konuştu: "Kimler canlı yayın yapıyor? Göreyim, hadi hepinizi. Merak etmeyin, emek gönüllülük, parayı yenecektir. Eğer bu sokaklarda bu ilgi varsa bu meydanları bu genç kardeşlerim dolduruyorsa ve bana diyorlarsa ki; Annemi ikna ettim, babamı ikna ettim, ikna ettim diyorlarsa, bir de halasını ikna edemeyenler varsa, burası kazanır. Halasını ikna edememiş. Benim çocuklarım, gençlerim, evlatlarım, öğrencilerim, sevgili İstanbullular size sözüm olsun! Muharrem İnce’nin Cumhurbaşkanlığında ucuz et yiyeceksiniz. Ucuz süt içeceksiniz, balık yiyeceksiniz. Peynir yiyeceksiniz. İyi beslenmeniz için milli gelirin yüzde 2’sini tarımı ayıracağız gıdaya beslenmeye. İyi okullarda okuyacaksınız. Sizi özel okullara, tarikat okullarına muhtaç etmeyeceğim. Devletin iki kişilik yurtlarında kalacaksınız. Yine sizi tarikat yurtlarına muhtaç etmeyeceğim. Ve çıktığınızda iş bulacaksınız iş. Bu dört vaadim bütün gençleredir. Beşinci vaadim ise, aileleridir. Bu coğrafya, Anadolu, Trakya bir deprem coğrafyasıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nde Muharrem İnce’den başka deprem bir beka meselesidir diğer olmadı. Dilimde tüy bitti, yapmayın etmeyin dedim. 99'dan beri deprem vergileri toplanıyor. Hiçbir önlem alınmadı. Milyonlarca yıldır bu coğrafyada deprem oluyor deprem. Yine olacak! Sizi dirençli kentlerde yaşatacağım, söz veriyorum dirençli, depreme dayanıklı kentlerde yaşayacaksınız.

“İFTİRALARIN ARDI ARKASI KESİLMİYOR”

Değerli arkadaşlarım bakın, Türkiye Cumhuriyeti'nde ilk kez bambaşka bir seçim yaşanıyor, bambaşka. İftiraların ardı arkası kesilmiyor. Jeepler, milyon dolarlar, trilyonlar, Muharrem İnce’ye verilmiş(!) Muharrem İnce’de, böyle gariban yerlerde böyle sürtüyor. Bunları kim yapıyor? Fetöcüler yapıyor. Fetöcülük demek, sahtekarlık demektir. Fetöcülük demek sahte dekont demektir. Fetöcülük demek meclisi bombalamaktır. Fetöcülük demek, ihanet etmektir. Bunları yayınlıyorlar her gün ama benim eski arkadaşlarım da, bu sahte belgelere sahip çıkıyor. Yani bu kadar kötülük bu kadar organize bir kötülük, Cumhuriyet tarihinde hiçbir siyasetçi bunu görmedi. Ama ben yola çıkarken biliyordum. Yola çıkarken bana iftira atacaklarını, yalan söyleyeceklerini, sahte belge düzenleyeceklerini, bunların hepsini biliyordum ben. Benim için önemli değil ben bunlara dayanırım katlanırım, ben çırak bir siyasetçi değilim ki. Meydana çıkan bunlara katlanır! Niye? memleket mücadelesi veriyoruz burada. Bir sürü sahtekarla, bir sürü terör destekçisi ile mücadele veriyoruz. Ama değerli yurttaşlarıma şunu söylemek istiyorum; PKKlılar beni destekliyor mu? Bana saldırıyorlar, her gün! Fetoculer beni destekliyor mu? her gün sahte belge düzenliyorlar. Hizbullahçılar beni destekliyor mu? Beni gençler destekliyor, kadınlar destekliyor ve her zaman genç kalanlar destekliyor. Atatürk ne diyordu? ‘Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla sulanmadıkça terk olunamaz’ diyordu. Ben de Türkiye coğrafyasının her bir yerine bir alın terim düşene kadar çalışacağım. Asla bunlara pes etmek yok.

Türkiye geleceği hazırlayacağız. Bakın çok yakın bir zamanda bir Pandemi çıktı. Pandemi ile birlikte e-ticaret başladı. E-ticaret birlikte Motokuryeler çıktı değil mi? Yeni bir meslek. Peki bu Motokuryelerden geçen sene kaç çocuk hayatını kaybetti biliyor musunuz? 800 kişi. Ve bu çocuklara iş kazası demiyorlar! Ne diyorlar biliyor musunuz? İş kazası demiyorlar, trafik kazası diyorlar. İş kazası derlerse yaptırımı büyük. Motokuryelere sözüm olsun sizin sorununuzu üç gün içinde üç gün! Bu ülkenin bu ülkenin akla ihtiyacı var. Bu ülkenin bilime ihtiyacı var. Bu ülkenin matematiğe ihtiyacı var. Dijital teknolojiye ihtiyacı var. Kuantuma ihtiyacı var. Bu ülkenin füzyona ihtiyacı var. Bu ülkenin bilime ihtiyacı var bilime… Bu ülkenin ahlaka ihtiyacı var ahlaka. İnsanlar çocuklarına asgari ücretle iş bulamazken beş yerden maaş alan ahlaksızlar var. Bu ülkenin huzura ihtiyacı var. Bu ülkenin hakkaniyete ihtiyacı var. Bu ülkenin hukuka ihtiyacı var Bu ülkenin üretmeye ihtiyacı var. Bu çocukların düzgün beslenmeye ihtiyacı var. Ben 40 sene CHP'de hizmet ettim. Gençlik kolunda, ilçe yönetiminde, il yönetiminde milletvekilliğinde, grup başkan vekilliğinde, her yerde bulundum. Şimdi benim güzel kardeşlerim, Cumhuriyet Halk Partililer; Sandık başına gittiniz bu bölgede birinci bölgede. Birinci sıradaki CHP'li, ikinci sıradaki CHP'li arkadaşlarım benim. üçteki CHP'li, dörtteki CHP'li tamam. Ama bu bölge 35 milletvekili çıkarıyor. Dörtten sonrası, pazartesi günü CHP'de yok! Devalı, Saadetli, Gelecekli, yani CHP'ye oy verdiğinde, Deva partisine oy vereceksin, geleceğe oy vereceksin, saadete oy vereceksin, demokrat partiye oy vereceksin karar senin karar senin. O kadarını ben söylemiyorum. Şimdi sandığın başına gittin senin oylarınla seçilip pazartesi günü seçilip öbür tarafa gidecekler. Bir de onun yanında Memleket Partisi var! Memleket Partisi. Cumhuriyetçi Atatürkçü, yurtsever partinin kuralları belli. Ne diyor memleket Partisi ‘ne sağdan ne soldan Atatürk'ün yolundan! Ne cumhur ne millet, tek yol memleket. Bu kadar harikasınız! Türkiye'de benim en az güvendiğim kurumların başında yargı geliyor, yargı.
Adalet diye bir şey yok Türkiye'de. Hakim, Savcılar bile inanmıyor adalet olduğuna. İkinci inanılmaz kurum hangileri biliyor musunuz? Anketçiler parayı bas, istediğin rakamı yazıyorlar. Parayı aldılar mı muhalefetin anketçisi ayrı iktidarın anketçisi ayrı. 14 Mayıs günü göreceğiz bakalım göreceğiz o sandıkları patlatacağız! Değerli Arkadaşlarım bakın biz ne yapacağız anlatayım; Üçüncü yol demek devleti yeniden inşa etmek demektir. Devlete olan güveni yeniden kurmak demektir. Yani devletin TÜİK’ine Merkez Bankası'na, ÖSYM’sine güvenmek demektir. Gençlerin çocukların sorularını çaldırmamak demektir. Önce buradan başlayacağız. Sonra merkez bankasını bağımsızlaştıracağız. Sonra, EPDK, BDDK, SPK gibi kurumları özerk yapacağız. Sonra öngörülebilir ve güvenilir bir yatırım ortamı kuracağız. Sonra kamu bankalarını siyasetin etkisinden çıkaracağız. Milli gelirimizin yüzde 5’ini ARGE’ye ayıracağız. Dijitalleşme, yüksek teknoloji, nitelikli eğitim diyeceğiz zenginleşeceğiz. Yüzümüz gülecek, huzur içinde olacağız huzur. Gençler sakın ha, memleketi terk etmek yok! okumaya gideceksiniz, Yüksek Lisans yapmaya, doktora yapmaya gideceksiniz. Ama memlekete geri döneceksiniz. Size ihtiyacımız var. Bu topraklar bu dereler bu ovalar, bu dağlar bizim. Terk etmek yok. Memleket bizim, memleket gibisi de yok. Merak etmeyin Suriyelileri de göndereceğiz, hiç yolu yok! Bu cumhuriyeti beraber kurmadık biz. Bu ülkenin tarlalarından bereket fışkırtacağız. Biz bu ülkenin Dağları'nda çiçekler açtıracağız. Biz bu ülkenin fabrikaların bacalarını tüttüreceğiz. Gençlerin yüzünü güldüreceğiz. Sizin hakkınızı yedirmeyeceğim çocuklar. Geleceğe güvenle bakan gençler olacaksınız. Geleceğe güvenle bakan, memleketindeki adalete güvenen gençler olacaksınız. Ezan okunurken konuşulmaz diye bir şey yok. Ezan okunurken şarkı söylemiyorum. Ezan bu topraklardaki iki Simge'den birisidir. Biri bayraktır, öbürü ezandır. Bağımsızlığın simgesidir.

İstanbul’daki Milletvekili adaylarını tek tek tanıtılmasının ardından konuşmasını yeniden sürdüren İnce, Osmanlıların 1699 Karlofça antlaşması ile toprak kaybetmeye başladığını hatırlatarak sözlerini şöyle sürdürdü: Değerli arkadaşlarım bakınız 1699 Karlofça antlaşması, Osmanlı ilk kez toprak kaybetmeye başlamış. Ne zamana kadar 1922 yılının 30 Ağustos'a kadar. 1922'de sarı saçlı mavi gözlü bir adam gelmiş, dur bakalım demiş dur bakalım demiş. 223 sene kaybeden bir milletiz biz. Ne zaman ki, Atatürk'le birlikte 30 Ağustos 1922'de ‘dur’ dedik kötü gidişata. 1911'den 1922'ye Balkan harplerinde, Çanakkale'de, Kurtuluş savaşında gençlerimiz siperlerde kalmıştı. Şehit olmuştu. Sağ kalanların ayağı yoktu, eli yoktu, gözü yoktu. Gaziydi para yoktu. Ordu yoktu. Gençlik yoktu. Sümerbank yoktu, Etibank yoktu. Bütün bunları Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları kurdu. 100 yıllık cumhuriyetin 21 senesini bunlar yönetti, beşte birinden fazlası! Etibank’ı sattılar Sümerbankı sattılar. Değerli arazileri sattılar. Sigorta şirketlerini sattılar. Araç muayene istasyonlarını sattılar. PETKİM’i sattılar. Tüpraşı sattılar. Telekom'u sattılar, sattılar da sattılar! Bu satışlar 21 sene içinde oldu. Bu 21 senenin 18 senesinde Davutoğlu var. Babacan var. Şimdi Erdoğan bu memleketin nesi var nesi yok, hepsini haraç mezat satarken, Davutoğlu oradaydı. Babacan oradaydı. Şimdi Erdoğan'ı göndereceğiz, Erdoğan'ın eskilerini başa getireceğiz. Böyle bir şey olur mu? bu olmaz, bu doğru değil! Erdoğan bu memlekette batırırken, Davutoğlu başbakandı, Babacan maliye Bakanı idi, ekonomi Bakanıydı. Şimdi bunlar bize kurtarıcı olacak öyle mi böyle bir şey olur mu? Geçen gün diyor ki, Sayın Kılıçdaroğlu Süleyman Şah Türbesi'ni geri getireceğim diyor. İnşallah Davutoğlu ile beraber giderler. Çünkü Süleyman Şah Türbesi'ni kaçırırken Davutoğlu başbakandı. Operasyonu ben idare ettim dedi. Yani 418 milyar dolar parayı geri alacakmış. Peki bu 418 milyar dolar para, 2018'den sonra mı çalındı? 2019'dan sonra mı çalındı? O zaman o paraları geri alacaksan Davutoğlu ve Babacan’dan almayacak mısın? Demek ki, almayacaksın! Bakın değerli arkadaşlarım Türkiye'nin ne Erdoğan'a ne Erdoğan'ın eskilerine ihtiyacı var. Türkiye’nin yeni bir umuda ihtiyacı var. 3A dedim. Akıl, Adalet, Ahlak dedim. 3B diyorum. Barışacağız önce, ekonomik olarak büyüyeceğiz ve adil bölüşeceğiz. 3H diyorum, hakkaniyet lazım, hukuk lazım bize, adalet, hakkaniyet. Bunların hepsini birlikte yapabiliriz. Bakın gençler gücünüze güvenin. Sizden bir şey istiyorum; Madem ki, biz üçüncü yoluz, bugün hepiniz üç kişiyi ikna edin olur mu?
Söz mü? Söz mü? O zaman hep beraber devam edelim; ‘Bir çivi, bir nalı kurtarır, bir nal bir atı kurtarır, bir at bir yiğidi kurtarır, bir yiğit memleketi kurtarır. Ne sağdan, ne soldan, Atatürk’ün yolundan. Ne cumhur, ne millet, tek yol memleket’

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Politika Haberleri