Ödemiş Belediye Başkanı Mustafa Turan’ın YENİ Parti İlçe Başkanlığı açılışında kullandığı, “Ödemiş’te yüzde 90-95 düzeyinde bir YENİ Parti eğilimi olduğunu biliyor ve görüyorum” sözleri ister istemez dikkat çekti.
Çünkü yüzde 95 sıradan bir siyasi tahmin değil.
Neredeyse bir ilçenin tamamının aynı siyasi adrese yöneldiğini söylemek demek.
İşte ben tam da burada durup şu soruyu sormak istiyorum:
Gerçekten Ödemiş’te böyle bir tablo mu var?
Yoksa birkaç siyasi geçiş, birkaç belediye meclis üyesinin yön değiştirmesi, toplumun genel eğilimiymiş gibi mi okunuyor?
Bana göre asıl mesele burada başlıyor.
Çünkü bir siyasetçinin parti değiştirmesi başka şeydir, ona geçmişte oy vermiş seçmenin de aynı anda yön değiştirmesi başka şey.
Seçmen kimsenin cebinde değil.
Bir belediye meclis üyesi bugün bir partiden ayrılıp başka bir partiye geçebilir. Bu onun siyasi tercihidir. Ama vatandaşın da aynı yolu izleyeceğini varsaymak, seçmenin iradesini fazlasıyla hafife almak olur.
AK Parti Ödemiş İlçe Başkanı Murat Öncel’in itirazı da tam olarak burada önem kazanıyor.
Öncel, belediye meclis üyeleri ve bazı bilinen isimler arasında YENİ Parti’ye doğru bir yönelim olduğunu kabul ediyor ancak bunun tabana yansımadığını söylüyor.
“Belediye meclis üyelerinde bir teveccüh var ama tabanda aynı teveccüh yok. Yüzde 95 gibi bir durum söz konusu değil” diyor.
Bu doğru mu?
Bunu bugün kesin olarak kimse söyleyemez.
Mustafa Turan’ın yüzde 95’i de bir siyasi değerlendirme.
Murat Öncel’in “tabanda karşılığı yok” sözü de bir siyasi değerlendirme.
Gerçek sonucu gösterecek tek yer var: Sandık.
Ama benim asıl dikkat çekmek istediğim konu yüzde 95’in doğru olup olmadığı değil.
Bence Mustafa Turan’ın konuşması gereken çok daha önemli yüzdeler var.
Mesela seçim vaatlerinin yüzde kaçı tamamlandı?
Açıklanan projelerin yüzde kaçı hayata geçti?
Ödemiş’in kronik sorunlarının yüzde kaçında gerçek anlamda ilerleme sağlandı?
Vatandaşın belediyeden memnuniyet oranı ne?
Belediyenin mali hedeflerinin ne kadarı gerçekleştirildi?
İşte belediye başkanlığının gerçek yüzdeleri bunlar.
Çünkü Mustafa Turan’ın görevi YENİ Parti’nin Ödemiş’te yüzde kaç oy alacağını hesaplamak değil.
Ödemiş’in yüzde 100’üne hizmet etmek.
Benim için asıl ölçü bu.
Bir belediye başkanı, yalnız kendisine oy verenlerin belediye başkanı değildir.
Kendisine oy vermeyenin de belediye başkanıdır.
AK Partilinin de.
CHP’linin de.
MHP’linin de.
YENİ Partilinin de.
Hiçbir partiye yakın olmayan vatandaşın da.
Dolayısıyla belediye başkanlığı makamında asıl hedef siyasi yüzde değil, hizmet yüzdesi olmalıdır.
Gelelim Murat Öncel’in diğer açıklamasına.
Bence asıl ağır konu burada.
Öncel, Ödemiş Belediyesi’nin borcunun 100 milyon TL seviyesinden 1 milyar 400 milyon TL seviyesine çıktığını öne sürüyor.
Üstelik bununla da yetinmiyor ve bu tablonun “hiçbir yatırım yapılmadan” ortaya çıktığını savunuyor.
Bu son derece ağır bir siyasi iddia.
Dolayısıyla buna sloganla değil, rakamla cevap verilmesi gerekir.
Eğer belediyenin borcu 1 milyar 400 milyon TL değilse Mustafa Turan çıkar ve gerçek rakamı açıklar.
Bu kadar basit.
Eğer gerçekten bu seviyedeyse de o zaman Ödemişlinin bazı sorular sormaya hakkı vardır.
Bu borcun ne kadarı geçmiş dönemlerden devralındı?
Ne kadarı mevcut dönemde oluştu?
Ne kadarı yatırım için kullanıldı?
Ne kadarı vergi, SGK, personel veya piyasa borcu?
Belediye şirketlerinin yükümlülükleri dahil mi?
Belediyenin alacakları ne kadar?
Ve en önemlisi:
Bu borcun karşılığında Ödemiş’e ne kazandırıldı?
Burada bir noktayı özellikle belirtmek gerekiyor.
Bir belediyenin borçlanması tek başına başarısızlık göstergesi değildir.
Türkiye’nin içinden geçtiği yüksek enflasyon ortamı, artan personel giderleri, akaryakıt, enerji, asfalt ve inşaat maliyetleri belediye bütçelerini ciddi şekilde etkiliyor.
Dolayısıyla yalnızca “borç arttı” diyerek hüküm vermek de doğru değil.
Ama o zaman belediye yönetimi çıkar, tabloyu açıklar.
Rakamların neden arttığını anlatır.
Yapılan yatırımları gösterir.
Borçlanmanın karşılığında ortaya çıkan işleri sıralar.
Böylece Murat Öncel’in iddiası ya doğrulanır ya da rakamlarla çürütülür.
Kamuoyunun ihtiyacı da zaten bu.
Şeffaflık.
Ben siyasetçinin sloganından çok belgesine bakarım.
Çünkü belge konuştuğunda polemik susar.
Murat Öncel, “Bunu hiçbir yatırım yapmadan başardılar” diyorsa Mustafa Turan da yapılan yatırımları ortaya koymalı.
Hangi yatırım tamamlandı?
Hangi proje devam ediyor?
Kaç mahallede ne yapıldı?
Ne kadar kaynak harcandı?
Ortaya ne çıktı?
Bunları tek tek anlatmalı.
Belediyecilikte en güçlü cevap laf değil, iştir.
En güçlü savunma da gerçekleştirilen projedir.
Ödemiş’te tartışmanın bir başka önemli tarafı da parti değişiklikleri.
Siyasette rozet değişir.
Parti değişir.
İttifaklar değişir.
Bugün birlikte yürüyenler yarın karşı karşıya gelebilir.
Bunların hepsi siyasetin doğasında var.
Ama bir şey kolay kolay değişmez:
Belediyecilik karnesi.
Bir belediye başkanı siyasi adres değiştirdi diye geçmişte yaptığı işler yok olmaz.
Yapmadıkları da silinmez.
Vatandaşın şikâyet ettiği yol yerinde duruyorsa, yeni parti rozeti takılınca düzelmiş sayılmaz.
Bekleyen proje, yeni tabelayla tamamlanmış olmaz.
Belediyenin borcu da parti değiştirince ortadan kaybolmaz.
Ben bu nedenle hep aynı şeyi söylüyorum:
Rozet değişebilir, karne değişmez.
Mustafa Turan açısından da esas sınav budur.
YENİ Parti’nin Ödemiş’te ne kadar karşılık bulacağı ayrı bir siyasi mesele.
Mustafa Turan’ın Ödemiş Belediye Başkanı olarak ortaya koyduğu performans ise tamamen ayrı bir mesele.
Bu ikisini birbirine karıştırmamak gerekiyor.
Elbette Murat Öncel’in “Bence bu da fiyasko olacak” sözü de oldukça iddialı.
Bu da bir siyasi öngörü.
Nasıl Mustafa Turan yüzde 95 diyerek güçlü bir siyasi iddia ortaya koyuyorsa, Öncel de “fiyasko” diyerek başka bir iddia ortaya koyuyor.
Hangisinin haklı olduğunu bugün bilmiyoruz.
Ama şunu biliyoruz:
Ödemiş seçmeni henüz son sözünü söylemedi.
Dolayısıyla bugün siyasetin yukarısında yaşanan hareketliliği seçmenin kesin tercihiymiş gibi okumak bana göre yanlış.
Ödemiş kimsenin siyasi mülkü değil.
Ödemiş seçmeni de kimsenin tapulu seçmeni değil.
Vatandaş bakar.
Dinler.
Karşılaştırır.
Hizmeti görür.
Eksikleri görür.
Sonra sandığa gider.
Ve kararını kendi verir.
Bu nedenle ben bugün yüzde 95 tartışmasına fazla takılmıyorum.
Ben başka bir şeye takılıyorum.
Ödemiş Belediyesi bugün ne durumda?
Mali yapısı nasıl?
Projeler hangi aşamada?
Verilen sözlerin ne kadarı yerine getirildi?
Vatandaşın ödediği verginin karşılığında ilçeye ne kazandırıldı?
İşte bana göre gerçek tartışma burada olmalı.
Mustafa Turan’ın en güçlü cevabı da siyasi polemik değil, şeffaf bir mali tablo ve somut hizmetler olur.
Murat Öncel’in 1 milyar 400 milyon TL iddiası yanlışsa çıkıp belgeyle ortaya koyarsınız.
“Hiç yatırım yapılmadı” sözü doğru değilse yapılan yatırımları tek tek gösterirsiniz.
“Vaatler tutulmadı” deniliyorsa hangi vaatlerin tamamlandığını açıklarsınız.
Bunları yaptığınızda vatandaş zaten kimin doğru söylediğini görür.
Benim meselem de tam olarak bu.
Ödemiş’te artık yeni bir yüzde yarışından çok, hesap verebilir belediyeciliği konuşmak gerekiyor.
Mustafa Turan yüzde 95 diyor.
Murat Öncel “tabanda karşılığı yok” diyor.
Ben ise şunu söylüyorum:
Yüzde 95’i sandığa bırakalım.
Çünkü o hesabı Ödemişli yapacak.
Ama belediyenin borcunu öğrenmek için sandığı beklememize gerek yok.
Yatırımların ne durumda olduğunu görmek için seçim gününü beklememize gerek yok.
Vaatlerin ne kadarının gerçekleştirildiğini öğrenmek için yeni bir kampanya dönemine ihtiyacımız yok.
Bunların hepsi bugün açıklanabilir.
O yüzden bana göre Ödemiş’te asıl soru şu değil:
“YENİ Parti yüzde 95 mi?”
Asıl soru şu:
Mustafa Turan, Ödemişlinin karşısına siyasi bir oranla mı çıkacak, yoksa belediyecilik karnesiyle mi?
Murat Öncel de eleştirilerini ortaya koymaya devam edecek.
Bu muhalefetin görevidir.
Mustafa Turan da cevap verecek.
Bu da belediye başkanının sorumluluğudur.
Ama ben artık sloganlardan çok rakam görmek istiyorum.
Belge görmek istiyorum.
Hizmet görmek istiyorum.
Çünkü siyasetçinin sözü değişebilir.
Partinin tabelası değişebilir.
Rozet değişebilir.
Bugünkü ittifak yarın bozulabilir.
Ama vatandaşın hayatına dokunan hizmet varsa o kalır.
Yapılmayan iş varsa o da kalır.
Günün sonunda da tabelaları siyasetçiler değiştirir.
Notu ise vatandaş verir.
Arif Çayan