Bazen bir haber okursunuz, yalnızca gazeteci kimliğinizle değil, bu ülkenin bir evladı olarak da heyecanlanırsınız. İşte Doç. Dr. Övgü Gencer Durgun ve Doç. Dr. Gamze Turan’ın bilim dünyasındaki başarısını öğrendiğimde hissettiğim tam da buydu. Gurur, mutluluk ve geleceğe dair yeniden yeşeren umut…
Her gün ülkemizin dört bir yanından yüzlerce haber geliyor önümüze.Siyasi tartışmalar, ekonomik sıkıntılar, kavgalar, polemikler, bitmek bilmeyen gündemler…Bazen öylesine yoruluyoruz ki güzel şeylerin de yaşandığını, bu topraklarda gece gündüz çalışan, üreten, ülkesinin geleceği için mücadele eden insanların bulunduğunu unutuyoruz.İşte tam da böyle bir gündemin ortasında, İzmir’den yükselen bir bilim başarısı insanın içini ısıtıyor.
İki Türk bilim kadını…
Doç. Dr. Övgü Gencer Durgun ve Doç. Dr. Gamze Turan.Bu iki isim yalnızca akademik bir çalışmanın parçası değil; Türkiye'nin bilimdeki geleceğine duyduğumuz umudun da güzel birer temsilcisi.Ege Üniversitesi bünyesinde yürüttükleri çalışmalarla uluslararası bir bilim ortaklığında yer alan bu iki değerli bilim insanımız, ReSEAlience projesiyle ülkemizin bilimsel üretimine önemli bir katkı sunuyor.Avrupa Birliği'nin Sürdürülebilir Mavi Ekonomi Ortaklığı programı kapsamında desteklenen proje, deniz yosunları ve tuzcul bitkilerin ileri teknolojilerle değerlendirilmesini, doğaya zarar vermeden yeni ekonomik değerler üretilmesini hedefliyor.
Belki ilk bakışta bilimsel ve teknik kavramlarla dolu bir çalışma gibi görünebilir.Oysa meselenin özü son derece anlamlı.Doğayı korumak, kaynaklarımızı değerlendirmek, üretime katkı sağlamak ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak…Ve bütün bunları bilimin ışığında yapmak!
BİR MİLLETİN GÜCÜ, YETİŞTİRDİĞİ İNSANLARDADIR
Benim için bu haberin en önemli tarafı yalnızca uluslararası bir projenin desteklenmesi değil.Bu başarının arkasında iki Türk kadınının emeğinin, bilgisinin ve kararlılığının bulunması.
Bir düşünün…
Dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarının ortak çalışmalar yürüttüğü bir projede, İzmir'den iki kadın akademisyenimiz bilgi ve emekleriyle yer alıyor.Ülkemizin adını bilimsel çalışmalarla duyuruyorlar.Bu tablo karşısında gururlanmamak mümkün mü?Bizim bu ülkede yalnızca sorunlarımızı konuşmaya değil, başarılarımızı da alkışlamaya ihtiyacımız var.Çünkü millet olmanın anlamı yalnızca zor günlerde birbirimize kenetlenmek değildir.Başarıya ulaşan insanımızın sevincini paylaşabilmek, onların emeğine sahip çıkabilmek ve o başarıyı ortak bir gurura dönüştürebilmektir.
CUMHURİYET'İN KIZLARI, ATATÜRK'ÜN GÖSTERDİĞİ YOLDA
Cumhuriyetimizin 103. yılını kutlamaya hazırlandığımız bugünlerde bu başarının benim için ayrı bir anlamı var.Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bilime, eğitime ve Türk kadınına verdiği önemi düşünün.Cumhuriyet yalnızca bir yönetim biçimi değildir.Aynı zamanda bu ülkenin kız çocuklarının okuyabilmesi, araştırabilmesi, üretebilmesi ve dünyayla eşit şartlarda yarışabilmesi için açılmış büyük bir ufuktur.Bugün Doç. Dr. Övgü Gencer Durgun ve Doç. Dr. Gamze Turan'ın çalışmalarına baktığımda işte bu ufkun değerini bir kez daha görüyorum.Atatürk'ün, "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözü yalnızca duvarlara asılacak güzel bir cümle değildir.Bir milletin geleceğini hangi yolda araması gerektiğini gösteren güçlü bir düşüncedir.Ve bugün İzmir'de bilim üreten bu iki kadınımız, o düşüncenin ne kadar kıymetli olduğunu bizlere yeniden hatırlatıyor.
BU BAŞARI, BİR KIZ ÇOCUĞUNUN HAYALİ OLABİLİR
Belki bugün İzmir'in bir mahallesinde, Anadolu'nun bir köyünde veya küçük bir ilçemizde ders çalışan bir kız çocuğu bu haberi okuyacak.Belki de kendi kendine şöyle diyecek:"Ben de başarabilirim."İşte o cümle, bütün ödüllerden ve unvanlardan daha kıymetli olabilir.Çünkü bir bilim insanının başarısı yalnızca kendi kariyerini değiştirmez.Bazen hiç tanımadığı bir çocuğun geleceğini de değiştirir.Övgü Gencer Durgun ve Gamze Turan'ın ortaya koyduğu bilimsel emek, gençlerimize kurabilecekleri hayallerin büyüklüğünü göstermesi açısından da değerlidir.Bu yüzden onların isimlerini yalnızca bilim haberlerinin arasında bırakmamalıyız.Bu ülkenin gençleri bu isimleri tanımalı.Öğretmenlerimiz öğrencilerine bu başarıları anlatmalı.Üniversitelerimiz böyle çalışmaları daha fazla desteklemeli.Ve biz gazeteciler, toplumun önüne yalnızca olumsuzlukları değil, umut veren insanlarımızı da çıkarmalıyız.
ASLINDA BİZİM EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMİZ İNSANIMIZ
Türkiye'nin geleceğini konuşurken sanayiden, ekonomiden, teknolojiden, savunmadan söz ediyoruz.Elbette hepsi önemli.Ama unutmayalım ki bütün bunların temelinde yetişmiş insan gücü var.Araştıran, sorgulayan, çalışan, üreten ve yılmadan mücadele eden insanlar…Bir milletin gerçek kalkınması, işte bu insanlara verdiği değerle mümkündür.Övgü Gencer Durgun ve Gamze Turan'ın başarıları bize bir kez daha gösteriyor ki bu topraklarda bilgi de var, yetenek de var, azim de var.Yeter ki bilimin önünü açalım.Yeter ki gençlerimize güvenelim.Yeter ki başarılı insanlarımızı hak ettikleri şekilde takdir edelim.
İYİ Kİ VARSINIZ, İYİ Kİ BU ÜLKENİN BİLİM İNSANLARISINIZ!
Bugün bir gazeteci olarak bu iki değerli ismi yazmaktan büyük mutluluk duyuyorum.Çünkü ülkemizin başarı hikâyelerine, umuda ve güzel örneklere ihtiyacı var.Doç. Dr. Övgü Gencer Durgun ve Doç. Dr. Gamze Turan'ı, bu önemli bilimsel çalışmaya sundukları katkılardan dolayı gönülden kutluyorum.
Elbette bu başarıda emeği bulunan diğer Türk bilim insanlarını ve uluslararası proje ortaklarını da unutmamak gerekiyor.Dilerim ki yürüttükleri çalışmalar gelecekte çok daha büyük bilimsel gelişmelere kapı aralar.Dilerim ki Türkiye'nin dört bir yanından yeni Övgüler, yeni Gamzeler yetişir.Ve dilerim ki bu ülkenin gündeminde bilim insanlarımızın başarılarına çok daha fazla yer ayırırız.
Çünkü vatan sevgisi yalnızca güzel sözlerle ifade edilmez. Bazen bir laboratuvarda, bazen bir araştırma masasında, bazen de insanlığın geleceği için geliştirilen bir projede hayat bulur.Ben bugün İzmir'den yükselen bu iki ismi alkışlıyorum.Bir Türk vatandaşı olarak gururla, bir gazeteci olarak saygıyla…Yolunuz açık, başarılarınız daim olsun.İyi ki varsınız. Türkiye sizinle gurur duyuyor!