Bazı insanlar vardır; amaç için çıktığı yolu farkındalığa dönüştürür. Bu insanlar görev unvanıyla değil, dokunduğu hayatlarla ölçülür. İşte bugün sizlere uzun yıllardır tanıdığım değerli birinden bahsetmek istiyorum. Hayatını farkındalık mücadelesine adayan Cemal Özdemir, özel çocukların sesi olmak ve topluma empati tohumları ekmek için mücadelesine devam ediyor. Ben de istedim ki hem velilerim hem öğrencilerim hem de sizler okuyunca bir nebze de olsa bu mücadeleye sahip çıkmanın, değerli olanın değerini vermek olduğunu hissedesiniz. Toplumun kalbine empati tohumlarını yerleştirmek isteyen hocamı gelin yakından tanıyalım.
Cemal Özdemir hocamın çıkmış olduğu eğitim yolculuğu sadece bir başarı hikâyesi ya da bir çocuğun sınav sonuçları değildir. Bu yolculuk; bir çocuğun yüzündeki tebessümde, bir ailenin umut dolu bakışlarında saklıdır. Toplumumuza empati kültürünü oluşturmanın yolu da tam bu noktada hayat bulur. Bu alanda çalışan her eğitimci bilir ki asıl mesele bilgi aktarmak değil; anlayış, sevgi, sabır ve duyarlılık inşa etmektir. Dolayısıyla farklılıkları kabullenmek bir öğrenme sürecidir ve bu süreç küçük yaşlardan itibaren atılan tohumlarla başlar.
İşte bu noktada Cemal Özdemir ve Sultan Serdar DOKSÖZ hocalarımın çocuklara yönelik hazırladığı “Farkındalık Serisi”, sadece çocuklara değil topluma tutulmuş bir aynadır. Kınalı’dan Gören Eller’e, Bay Hünerli’den Özelistan Mahallesi’ne uzanan sıcacık öyküler yalnızca birer hikâye değil; çocukların kalbine bırakılan empati izleridir. Farklılıkların eksiklik değil zenginlik olduğunu kalbimize fısıldar. Son zamanlarda özellikle okullarda yaşanan akran zorbalığı hepimizi derinden etkiliyor. Bu hususta empatiyi öğretmek, matematiği öğretmekten daha zor ama hayati bir görevdir.
Normal gelişim gösteren çocukların akranlarına karşı duyarlılık göstermesi, “Seni anlıyorum.” diyebilmesi puan ölçeğinden daha değerli değil midir? Bizler de çocuklarımıza eksikliğin değil farklılıkların zenginlik olduğunu vurgulamalıyız. Asıl başarının birinin elinden tutmak olduğunu, “Sen farklısın ama benim için değerlisin.” diyebilmenin akademik başarıdan daha önemli olduğunu hissettirmeliyiz. Eğitim; insan olmanın inceliklerinin öğretildiği bir yolculuktur.
Hepimiz bedensel, psikolojik ve sosyal farklılıklarımızla yaşamaya çalışıyoruz. Bu farklılıklarımız bizleri biz yapan özelliklerdir. Zorluklarının yanında kolaylıkları da olan bu farklılıklarımızı fırsata dönüştürmek hepimizin vazifesidir. Sonuçta bizleri biz yapan, güçlü kılan benzerliklerimiz değil; farklılıklarımızın uyum içinde yaşayabilmesidir. Birbirinden farklı özelliklere sahip olmak bir toplumun renklerini oluşturur elbette. Her birimiz farklı fiziksel ve psikolojik özelliklere sahibiz. Bunlar bazen avantajlı, bazen de sıkıntılı süreçler yaşamamıza neden olabilir. Önemli olan; yaşadığımız her zorluğu ya da olumsuzluğu olumluya çevirebilmek, hayatın her anının farkına varmak ve ondan keyif almaktır. İşte Farkındalık Serisi, sıcacık öykülerle bize bunu anlatıyor. Hepimizin okuyup kendimizden bir parça bulacağı bu öyküler umarım şifa olur.
Özel eğitimde mesleki hayatında birçok başarıya ulaşmış, ödül üstüne ödül almış Cemal Özdemir; deprem sonrası yaptığı psikososyal çalışmalarla toplumun iyileşmesine de katkı sunmuştur. Bu yüzden farkındalık oluşturmak; bir proje hazırlamaktan, bir makamı yönetmekten daha zor ama daha kıymetlidir. Zaten gerçek iz bırakanlar, kalabalıkların alkışladığı değil; sessizce hayatlara dokunan insanlardır. Toplumun empati kaslarına güç veren görünmez kahramanları kimse unutmaz.
Ve unutulmamalıdır ki toplumun gerçek zenginliği maddi değerlerle değil, farklılıkları kucaklayabilme gücüyle ölçülür.Sayın hocam kalemin baki,yolun uzun,okuyucun bol olsun.
Özel Eğitimde Empati Mimarı’nın farkındalık mücadelesi
İlk yorum yazan siz olun