PARAMPARÇA

Banu Pirinçcioğlu

Bugün sadece susmak istiyorum.

Zaman bugünlük dursun.

Pazar akşamı yaptığım haftalık iş listemi de yırtıp attım.

Bugüne hiçbir şey koymak istemiyorum.

Bugün durmak istiyorum.

İçimden ağlamak geliyor, ağlıyorum.

Öylece oturup durmak istiyorum, öyle de yapıyorum.

Beni bekleyen işler biraz daha beklesin. Bugün hiçbir şey gelmiyor içimden. Varsın bugün her şey yarım kalsın.

Sevdiğim bir hayvanı gömdüm bu sabah.

Benim için çok kıymetli bir hayvanı.

Beni çok seven bir minik kızı kurtaramadım. Önümden arkamdan koşup gelen, beni sahiplenmiş bir hayvana veda ettim.

İçim acıyor, kalbim acıyor. Boynum tutuk, gözlerim davul gibi, içimde kocaman bir boşluk var.

Gidenlere bir artı daha ekledim.

Bomboşum. Tam olarak tarifim bu. İçim boşalmış gibiyim.

Sevdiğim, yakından tanıdığım bir dostumu, akrabamı kaybetmiş gibi duygum.

Bir kaç gün de geçmeyecek biliyorum.

Çoğu kişiye göre sıradan, ölen yüzlercesinden sadece biri.

Benim içinse kalbimden bir parça.

Yasını tutuyorum.

Hayvan sevmenin bitmeyen bir mahkumiyet olduğunu biliyor musunuz?

İki kafa okşama değil bizimkisi. Mangaldan da büyük yürek gerek. Sağlam durmak da, kalmak da zor.

Biz böyleyiz. Genelde mutsuz kişileriz. Çünkü kalbimizde sırf kendi hayvanımız yok. Onlarcası var. Kendi hayvanımız kalbimizin ta içiyse, diğer sevdiklerimiz kalbimizin çeperleri.

O kadar çok sevince bir o kadar da derdimiz oluyor bizim.

Hepsi el bebek gül bebek yaşamıyor ki. Hastalanan var, kaybolup giden var, ölen var, öldürülen var, kazaya kurban giden var.

Her birinde kalbimizden bir parça kopuyor.

Gözümüzün yaşı burnumuzun ucunda hep. Gözümüzden yaş akmayan günümüz yok gibi.

Çok mutluyum diyen hayvan sever tanıyorsanız bilin ki onun sevgisi kafa okşamaktan ötede değildir. Aksi mümkün değil çünkü.

Bizim gibilere sevdiğimiz bütün hayvanlar evlat.

İyi bir şeymiş gibi anlatıyorum sanmayın. Fena, çok fena bir şey bu.

Geri dönüş yolumu kaybetmiş olmasam döneceğim buradan.

Başladığım yere döneceğim ve bu yola asla sapmadan yürüyeceğim. O yolu bulamıyorum ben. Siz bulursanız geri dönün ve orada kalın. Buralarda sonsuz mutluluk yok. Çokça ağrı var, dert var.

Anlamayanlar diyor ki tamam bırak artık çok üzülüyorsun üzme kendini bu kadar. Sanıyorlar ki üzülmeyi marifet sanıyoruz, bile isteye üzülüyoruz.

Öyle değil. Biz mahkumuz.

Onun için bizim gibilere üzülme, ağlama ,sıkılma demeyin çünkü bunu isteyerek yapmıyoruz.

Evet çok isterdik bırakıp devam ermeyi, ama edemiyoruz.

Her gidenle kalbimizin bir parçasını gönderiyoruz.

Parça parçayız. Kırık dökük insanlarız.

O yüzden de bazen susmak istiyoruz, durmak istiyoruz.

Bugün herşey dursun, beklesin biraz... Sonra kaldığımız yerden devam ederiz.