Şili’ye bağlı Rapa Nui, daha çok bilinen adıyla Paskalya Adası, dünyanın en dikkat çekici arkeolojik miraslarından birine ev sahipliği yapıyor. Ada denildiğinde akla ilk gelenler ise dev taş insan figürleri olan Moailer. UNESCO verilerine göre adada yaklaşık 900 heykel ve 300'den fazla törensel platform bulunuyor. Moailerin büyük bölümü volkanik tüften yapılırken heykellerin boyları yaklaşık 2 metreden 20 metreye kadar çıkabiliyor.
Ancak Moaileri çevreleyen en büyük gizemlerden biri heykellerin nasıl yapıldığı değil, tonlarca ağırlıktaki bu dev yapıların taş ocaklarından kilometrelerce uzağa nasıl götürüldüğü oldu.
HEYKELLER GERÇEKTEN “YÜRÜTÜLMÜŞ” OLABİLİR
Uzun yıllar boyunca Moailerin ahşap kızaklar veya kütükler üzerinde taşındığı gibi farklı teoriler ortaya atıldı. Son yıllardaki deneysel arkeoloji çalışmaları ise oldukça farklı bir ihtimali güçlendirdi: Heykeller dik konumdayken halatlar yardımıyla sağa ve sola yatırılarak ilerletilmiş olabilir.
Carl Lipo ve Terry Hunt'ın çalışmaları, özellikle taşınma sırasında terk edildiği düşünülen Moailerin yapısını ve adadaki eski yolları inceliyor. Araştırmacılara göre taşınmaya uygun heykellerin geniş, D biçimli tabanları ve öne doğru eğimli yapıları bulunuyor. Bu özellikler heykelin kontrollü şekilde sağa ve sola sallanarak öne doğru ilerlemesini mümkün kılıyor.
Yöntem basit bir mantığa dayanıyor. Heykelin farklı yönlerine bağlanan halatlar sırayla çekiliyor. Bir grup Moaiyi bir tarafa, diğer grup ters tarafa doğru yatırıyor. Ağırlık merkezinin sürekli değiştirilmesiyle heykel küçük hareketlerle ileri doğru ilerliyor. Uzaktan bakıldığında ise dev taş figür gerçekten yürüyormuş gibi görünüyor.
4,35 TONLUK MOAİ YÜRÜTÜLDÜ
Teorinin en dikkat çekici tarafı yalnızca bilgisayar modellerine dayanmaması. Araştırmacılar Moailerin özelliklerine uygun 4,35 tonluk bir kopya üzerinde de deney gerçekleştirdi.
2025'te yayımlanan çalışmada aktarılan deneylerde 18 kişilik ekip, heykeli yaklaşık 40 dakikada 100 metre ilerletmeyi başardı. Bulgular, çok büyük insan topluluklarına veya karmaşık taşıma araçlarına gerek kalmadan heykellerin hareket ettirilebileceği görüşünü destekliyor.
YOLLAR DA TEORİYİ DESTEKLİYOR
Araştırmacıların dikkatini çeken bir başka ayrıntı ise Rapa Nui'nin eski yolları. İncelenen bazı yolların yaklaşık 4,5 metre genişliğinde ve içbükey bir kesite sahip olduğu belirtiliyor. Araştırmacılar bu yapının, dik halde hareket ettirilen Moailerin dengede tutulmasını kolaylaştırmış olabileceğini düşünüyor.
Rano Raraku taş ocağından adanın farklı bölgelerine uzanan yollar boyunca bugün bile tamamlanamadan veya taşınırken terk edildiği düşünülen Moailer bulunuyor. Yeni çalışmalar, bunların dağılımının da taşıma sırasında yaşanan başarısızlıklarla uyumlu olduğunu öne sürüyor.
EFSANE İLE BİLİM AYNI NOKTADA BULUŞUYOR
“Yürüyen Moai” teorisini daha da ilginç hale getiren ayrıntı ise Rapa Nui'nin sözlü kültürü. Ada halkının anlatılarında Moailerin taş ocaklarından yerlerine “yürüyerek” gittiklerinden söz ediliyor. Modern deneylerin ortaya koyduğu yöntem, yüzyıllardır aktarılan bu anlatının arkasında gerçek bir taşıma tekniğinin bulunabileceği ihtimalini güçlendiriyor.
Moailerin nasıl taşındığı konusunda tarih boyunca farklı görüşler ortaya atılmış olsa da günümüzdeki deneysel çalışmalar, halatlarla dik konumda “yürütme” yönteminin güçlü açıklamalardan biri olduğunu gösteriyor. Kesin olan ise Rapa Nui halkının, sınırlı imkânlarla tonlarca ağırlıktaki taşları işleyip kilometrelerce taşıyabilecek son derece gelişmiş bir mühendislik bilgisine sahip olduğudur.