PERDELENMİŞ ŞEHİRLER

Nesrin AKSOY

Yaşadığımız şehirlerin hava kalitesinin korunması sağlığımız için hayati önem taşımaktadır.

Kentler de rüzgar hareketlerinin devamlılığı önemli, hava kalitesinin korunması için şehrin ihtiyacı olan rüzgar koridorlarının kesintiye uğratılmaması o şehrin kirlenen havasının temizlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Böylelikle gün boyu oluşan kirli hava, rüzgar koridorları sayesin de dış alanlara taşınabilmekte ve böylece kentteki hava kalitesi korunabilmektedir.

Doğanın kendi kendini yenilemesi temizlemesi gibi bir özelliğe sahiptir. Doğal yollarla çıkan kirlilik yine doğal yollarla yok olmaktadır.

Fakat insanlar doğada ki bu dengeyi olumsuz aktivitelerle bozduğu için ne yazık ki kentler de oluşan kirlilik gün geçtikçe artmaktadır.

Bu durumu en iyi anlatacak konu şüphesiz kentsel dönüşüm adı altında çevremize örülen duvarları örnek vermek gerek..

Bilinçli veya bilinçsiz planlı veya plansız çok katlı gökdelen, toplu konut, rezidans, iş merkezleri, alışveriş merkezlerinin ortaya çıkmış olması şehre hakim rüzgarların önünün kesilmesi kentteki ısının artmasına ve aynı zamanda ısı adalarının oluşmasına neden olmaktadır şüphesiz.

Kentsel Isı adası nedir?

‘’İnsan faaliyetleri nedeniyle çevresindeki kırsal alanlardan önemli ölçüde daha sıcak olan metropol alanlardır. Bu metropolitan alanlarla çevresindeki daha az yoğun bölgeler arasındaki sıcaklık farkı 5 C'ye kadar çıkabilir. Bu tanım ilk olarak meteorolojinin babası olarak bilinen Luke Howard tarafından 1810 larda kullanılmıştır.’’ vikipedi

Yaşadığımız kentlerin nüfusu arttıkça zorunlu hale gelen yüksek yapılar biçimli biçimsiz gökyüzüne doğru uzanırken ihtiyacımız olan rüzgarları şehrin içlerine ulaşmasını da engellemekte ne yazık ki.

Bu sıcak boğucu sokak aralarında rahatlayacağınız park bahçe ve ağaçların olmaması, insanların köşeye sıkışmış hissiyatı vermektedir.

İstanbul da yaşayan biri olarak ufku görememek yaratıcılığı da yok ettiği kanısındayım. yüzünüzü çevirdiğiniz her alan da gördüğünüz betonarme binalar kalan enerjinizi de yiyip bitiriyor.

Nefes alacağımız alanlar, rüzgarların geçtiği sokaklara paralel yapılar, projelendirilmesi çok zor olmamalı..

Doğanın doğal yapısını bozan duvar formunda ki konutlar insan sağlığını da ruhen bedenen etkilemektedir.. Çevrenin büyük ölçüde kirlenmesi sadece havayla sınırlı olduğu söylenemez suyumuz, toprağımız ve de ses ( gürültü ) kirliliği de yaşam kalitesini etkilemekte. Tüm bunların etkisiyle insanların depresif hallerine şaşırmamak gerek diye eklemek isterim.

Son olarak, hazır kentsel dönüşüm süreci yaşanıyorken mega şehirler de, çevre sorunlarını ele alarak kentlerin iyi bir şekilde planlanması hava koridorlarının açılması, az enerji tüketen kirliliği az olan yeşil binalar yapılması için büyük bir fırsat olduğunu düşünmeliyiz.