Siyasetin hafızası bazen çok kısa olabilir. Ama gazetecinin hafızası o kadar kısa olmamalı.
İzmir siyasetinde son günlerin en çok konuşulan gelişmesi, Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçişi oldu.
Tepkiler yükseldi, protestolar düzenlendi, siyasi açıklamalar peş peşe geldi.
O protestolara katılan isimlerden biri de Kemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Türkmen'di.
Buraya kadar şaşılacak bir durum yok. Bir belediye başkanı başka bir siyasetçinin parti değiştirmesini eleştirebilir. Bu, demokratik siyasetin doğal bir parçasıdır.
Ancak insanın aklına ister istemez bir soru geliyor:
Sayın Türkmen, başkasının rozetini sorgularken kendi siyasi geçmişine de aynı dikkatle bakıyor mu?
Çünkü Türkmen'in siyasi yolculuğuna ilişkin aktarılan tablo oldukça renkli.
ANAP, DYP, MHP, AK Parti, CHP ve son olarak YENİ Parti...
Tam altı farklı siyasi adres!
Bu liste doğruysa ortada sıradan bir siyasi kariyerden çok, Türkiye'nin yakın siyasi tarihini rozetler üzerinden anlatabilecek bir tecrübe var.
İnsan ister istemez düşünüyor:
Altı ayrı siyasi adreste bulunmuş bir siyasetçinin, başka bir belediye başkanının parti değişikliğine itiraz ederken nasıl bir tutarlılık ölçüsü kullandığını bilmek gerekmez mi?
Elbette gerekir.
Üstelik bu sorunun cevabını istemek de gazeteciliğin görevidir.
Siyasette adres değişir, peki ilkeler?
Bir siyasetçinin parti değiştirmesi tek başına yanlış değildir.
İnsan düşüncesini değiştirebilir. Siyasi şartlar değişebilir. Partiler bölünebilir, birleşebilir, yön değiştirebilir.
Fakat burada önemli olan, değişimin gerekçesidir.
Dün savunulan bir siyasi anlayıştan bugün neden uzaklaşıldığı seçmene anlatılmalıdır.
Hele ki başka siyasetçilerin parti tercihlerine itiraz ediliyorsa, aynı ölçünün kişinin kendi siyasi geçmişine de uygulanması beklenir.
Mehmet Türkmen'e yöneltilecek asıl soru budur.
ANAP'tan DYP'ye, oradan MHP'ye, ardından AK Parti'ye, CHP'ye ve YENİ Parti'ye uzandığı belirtilen bu siyasi yolculuğun her durağında hangi düşünceler değişti?
Hangi ilkeler aynı kaldı?
Bugün Cemil Tugay'ın tercihine yöneltilen eleştirilerin benzerleri, Türkmen'in kendi siyasi kararları için de geçerli olabilir mi?
Bunlar cevabı hak eden sorular.
Rozet koleksiyonu mu, siyasi tecrübe mi?
Altı farklı partide siyaset yapmak bazılarına göre geniş bir siyasi tecrübedir.
Bazılarına göre ise siyasi istikrarın sorgulanmasını gerektiren bir tablodur.
Benim dikkatimi çeken, kaç parti değiştirildiğinden çok, başkalarının siyasi tercihleri değerlendirilirken kullanılan ölçüdür.
Siyasette altıncı durağına ulaşan bir ismin, bir başka siyasetçinin yeni durağına gösterdiği tepki elbette haber değerine sahiptir.
Buradaki ironi de tam olarak budur.
Düşünsenize...
Bir yanda kendi siyasi geçmişinde altı ayrı parti adı bulunan bir belediye başkanı.
Diğer yanda parti değiştirdiği için protesto edilen bir büyükşehir belediye başkanı.
Ortada ise seçmenin cevap beklediği aynı soru:
Bir siyasetçi için parti değiştirmek hangi koşullarda kabul edilebilir, hangi koşullarda eleştirilmelidir?
Bu sorunun cevabı kişiye göre değişiyorsa, asıl tartışılması gereken mesele rozet değil, siyasi tutarlılıktır.
Dün karar ver diyordu, bugün kararını protesto ediyor
Türkmen'in daha önce Cemil Tugay'a yönelik sözleri de dikkat çekici.
Tugay'ın bağımsız kaldığı dönemde siyasi geleceğine ilişkin karar vermesi gerektiğini söylemişti.
Hatta Tugay'ın dürüstlüğüne inandığını, kendisine hizmet konusunda destek vermeye hazır olduğunu da ifade etmişti.
Şimdi ise Tugay kararını verdi ve AK Parti'ye katıldı.
Türkmen de bu karara karşı düzenlenen protestoda yer aldı.
Elbette bir siyasetçiden karar vermesini istemek, vereceği her kararı onaylamak anlamına gelmez.
Ama gazeteci olarak şu soruyu sormak gerekir:
Sayın Türkmen, siz kendi siyasi kararlarınızı verirken kullandığınız gerekçelerle Cemil Tugay'ın gerekçelerini aynı terazide tartıyor musunuz?
Mesele budur.
Siyasetin aynası herkese aynı göstermeli
Kimse Mehmet Türkmen'in siyasi görüşünü değiştirme hakkını tartışmaya açamaz.
Aynı şekilde kimse onun Cemil Tugay'ı eleştirme hakkını da elinden alamaz.
Ancak siyasi eleştiri yapan herkes, kendi geçmişinin de aynı titizlikle incelenmesini göze almalıdır.
Çünkü seçmen yalnızca bugünkü konuşmaları değil, dünkü tercihleri de değerlendirme hakkına sahiptir.
İzmir siyasetinde bugün yaşanan tartışmanın önemli bir tarafı da budur.
Bir başkasının siyasi değişimini eleştirmek kolaydır.
Zor olan, aynı soruları kendi siyasi geçmişine de yöneltebilmektir.
Sayın Türkmen'e son bir soruyla bitirelim:
Altı farklı siyasi adresin ardından başkasının parti değişikliğini eleştirirken, seçmene kendi siyasi yolculuğunuzun tutarlılığını nasıl anlatıyorsunuz?
Cevabını merak ediyoruz.
Çünkü siyasette mesele kaç rozet takıldığı değil, o rozetlerin altında hangi ilkelerin korunduğudur.
Rozetler değişebilir Sayın Türkmen. Önemli olan, siyasi tutarlılığın da rozetlerle birlikte değişip değişmediğidir.