Saçlarımdaki hatıralara bir makas uzattım

Aysel Ateş Abdullazade

Bazen yaşadıklarımızı herhangi bir nesneye bağlar, hepsinin o nesnenin içinde birikmesini isteriz. Bilinçaltımız bizimle oyunlar oynadığı için bunun farkında olmayız aslında. Mesela uzun saçlı bir kadın düşünün. Kadınlar saçlarını çok sever genelde. Ama zıt bir şey var; en çok sevdikleri şeylere yüklerler tüm olumsuz yaşantılarını.

Bunu gerçekte gözlemleyip, birebir gözümle görerek, hiss ederek sizinle paylaşıyorum. Asla kulaktan dolma fikirler değil, bilesiniz.

Çok istemesine rağmen bir türlü saçlarını kestiremeyen bir kadın tanıyordum. Her seferinde; yenilenmek istiyorum, tarzımı değişmek, saçlarımı kısaltıp farklı şekillendirmek istiyorum ama yapamıyorum diyordu. Nedenini sorduğumda ise; saçlarımla garip bir bağ var aramda, sanki tüm yaşadıklarım saçlarımın arasında saklanmış gibi hissediyorum dedi. Bir yerde onlardan kurtulmak isteyip, diğer taraftan da yaşadıklarını bırakamayan bir insan düşünün. Ne kadar garip, değil mi?

Bize acı veren, hatırladığımızda bizi inciten şeyleri silip atmak istemiyoruz. Bir nevi acıya bağımlılıktır bu. Tüm olumsuz, sancılı şeyleri biraraya toplayıp, kendimize ait bir nesneye yüklemek psikolojik olarak sorundur. Bundan kurtulmak gerek, iyileşmek gerek.

Saçlarının ağırlaştığını, sana iyi gelmediğini, içinin en derinlerinde hatta saçlarını sevmediğini hissetmeye başlarsın. Bakım yapmazsın, uğraşmak istemezsin, öyle gelişi güzel toplar, kafanda taşırsın gereksizce. Artık iyileşmek istiyorsun, bu bağımlılıktan kurtularak yenilenmek arzusu yeşeriyor içinde. Kendini sıfırlamak, birikmişlerini tüm anlamı ile atmak. Bu bir evredir. Kendi üzerinde çalışarak bu evreye gelebilir, seni prangalı şekilde tutan bu istemsiz bağımlılıktan kurtulabilirsin.

Aynanın önüne geç, kendini iyice izlemeye başla. Sonra saçlarındaki tokayı çıkar, dökülen saçlarına dokun, okşa. Ne hissettiğini algıla, bu duygunun adını bul. Ne diyebilirsin adına? Saçlarının her teline kazıdığın geçmişi, hatıraları usulca içinden geçir. Eskisi kadar korkmuyorsun değil mi? Titremiyorsun artık düşündüğünde? Tüm eziyetlerin gözünün önüne gelse de, vücudun tepki vermiyor eskisi gibi. Kalp çarpıntın artmıyor, ritmik bozulma olmuyor. Çünkü artık hazırsın buna. Bilincin iyileşmenin eşiğinde seni bekliyor.

Ve tüm cesaretinle yıllarca seninle bütünleşen saçlarından ayrılmak için eyleme geç. Bir makasın ağzının açılıp kapanması kadardır her şey. İşte bu kadar.

Ne hissettiğini söyleyeyim mi?

Kanat açıp uçan kuş misali hafiflik, gökyüzünde bulutların üstünde gibisin artık. Tüm ağırlıkların, omuzlarındaki yükün vücudundan çıkardığın elbise gibi soyularak yere düştü. Seni yoran, sana ağır gelen şey saçların değildi, tellerinin arasına sakladığın hatıraların, yaşadıkların, birikimlerindi. Gittiler, yok oldular.

Şimdi saçların yine uzayacak, sen yine birşeyler yaşayacaksın. Ama bu sefer sıfırlandığın için artık birikime gerek duymayacaksın. Yaşa ve bitir şeklinde olacak herşey. Hep sil baştan, hiç saklamadan, tutmadan anılarını.

Sen güzel kadın! Kendine dönme yolundaki bu satırları okurken sana istikamet olduğu için çok mutlu hissediyorum. Bak, bilmeden benim hayatıma, yaşantıma bile dokunmuş oldun. Kadınların dokunuşları nezihtir. Hadi şimdi kendi hayatına dokunma zamanı. Hiç tereddüt etmeden, tüm cesaretinle esaretinden kurtulma vakti. Unutma, prangalar köleler içindir.