Shakespeare’in Hamlet oyununda, Hamlet’in “To be, or not to be…” diye başlayan ünlü sözleri vardır. Ben bu sözü gündelik hayata uyarlasam şöyle derdim: “Senkronize olmak ya da olmamak… İşte bütün mesele bu.”
Senkronize olmak, birbirine bağlı işlerin doğru zamanda ve doğru sırayla ilerlemesi demek. Herkesin aynı anda çalışması ya da aynı fikirde olması değil; biri işini bitirdiğinde diğerinin hazır olması.
Bir akşam yemeği düşünün: Misafirler sofrada, pilav soğumuş, ana yemek hâlâ ocakta. Herkes bir şey yapmış ama işler aynı zamana yetişmemiş. Evdeki bu küçük uyumsuzluk, şehirde kazısı biten bir yolun asfalt beklemesine benziyor.
Bir kurum yolu kazıyor, çalışmasını tamamlıyor. Sıra asfaltlamaya geliyor; fakat kurumların takvimi örtüşmeyince yol kapalı kalıyor. Sürücü zaman kaybediyor, esnaf müşteri bekliyor, çevredeki günlük hayat aksıyor. Bir kurum kendi görevini bitirmiş olabilir ama şehir için iş henüz tamamlanmamıştır.
Bu uyumsuzluk yalnızca yollarda görülmüyor. Ticarette ürünün hazırlanması, depoya ulaşması ve müşteriye teslim edilmesi birbirine bağlı. Bir adım gecikince diğerleri de bekliyor. Siyasette de karar almak yetmiyor; uygulayacak kurumun, takvimin ve sorumlunun belli olması gerekiyor. Farklı fikirler olabilir. Önemli olan, bu farklılıkların işlerin birbirini durdurmasına yol açmaması.
Dünyada kurumlar bu sorunu ortak planlarla çözmeye çalışıyor. Tokyo’da yol çalışmaları, kamu kurumlarıyla elektrik, gaz ve su şirketlerinin katıldığı bir koordinasyon düzeninde planlanıyor. Çalışmaların yeri, zamanı ve yöntemi önceden ele alınıyor; böylece aynı yolun gereksiz yere tekrar kazılması önlenmeye çalışılıyor.
Singapur, büyük altyapı projelerini ilgili kurumlar ve özel sektör paydaşlarıyla uzun vadeli planlıyor; aynı güzergâhtaki projelerin birlikte değerlendirilmesini hedefliyor. Londra’daki “Dig Once” yaklaşımı da yol idarelerini, ulaşım kurumlarını ve altyapı şirketlerini çalışmaları birlikte planlamaya çağırıyor. Amaç, aynı yerin farklı işler için tekrar tekrar kazılmasını azaltmak.
Biz de işe basit sorularla başlayabiliriz: Aynı bölgede hangi kurumlar çalışacak? Biri işi bitirince diğeri ne zaman başlayacak? Yol ne zaman açılacak? Vatandaş bu bilgiyi nereden öğrenebilecek? Ortak bir takvim, açıklanmış bir bitiş tarihi ve gecikme olduğunda hesap verecek bir sorumlu, insanları belirsizlik içinde beklemekten kurtarabilir.
Senkronizasyon kulağa teknik geliyor; aslında birbirimizin zamanına saygı duymak. Sofrada pilav, şehirde asfalt bekliyorsa işler aynı ritimde yürümüyor demektir.
Roller farklı olabilir; ama aynı sahnedeysek ortak bir ritme ihtiyacımız var. Çünkü bir şehir de işler; birbirini tamamladığında yoluna girer.