Kuzular kurdun dibinde, biraz yeşil ota tamah.
Taşlıklar arasında kırk misina, bekliyor timsah.
Gün ağarınca timsahların gözlerinde gözyaşı.
Akıllanmaz kuzular, bilinç yok, doğuştan şaşı.
Kendine kurt ağılında sıcak yatak arayan kuzu.
Eti yarasın diye kurda, bir avuç ot için taşır tuzu.
Kuzunun yazgısı tarih kadar eski, kurda vitamin.
Kuzunun aleyhine tüm söylev, yine çeker amin.
Kuzu kışa hazırlık, şifonyerde bir kaç don, terlik.
Kurt kuzuya eder eza, tövbeleri son bir seferlik.
Hiç ders alınmaz, olgu, tarih daim eder tekerrür.
Kuzu masum, bilmez öç almayı, o yüze tükürür.
Geçer zaman, zayi olur, o kadar getirilen geviş.
Bir kez sormaz kurda, neden ben, bu menem iş.
Kurt, soytarılar bulur, kuzuyu merada ikna eden.
Karanlık dehlizin sonu yok, kuzu sormaz neden.
Örtü kayar, şifonyerin üstünde, kabak gibi net.
Şifonyer dağılır, saçılır günü geçmiş boş senet.
Kurdun derdi kuzunun hal durumu değil bilinir.
Baykuşların o kurguları görüp bilmesine delirir.
Bilir baykuş karanlıkta göz, hangi oyun oynanır.
Hak sesi duymaz sağır, yine gider kurda inanır.
Cam bir fanus orman, bütün olgular olur aşikâr.
Bilgelere kulak verin kuzular,o ses kalır size kâr.
Av.Yusuf AKIN/05.11.2026/İzmir