Sivaslı Sarı Mustafa'ya...

Ali EYCE

5 Mayıs 1979...

10 yaşındayım, yere serili döşekte yatıyorum...

Hava serin, yatak sıcak...içinden çıkmak istemeyen bedenimle, bir sese uyandım...gözümü açtım sadece, parmagimi dahi uyandırmadım. Gözlerimin baktığı yerde, yattığım yerden bir metre üstte tahta divanda babam, namı diğer Sarı Mustafa yatıyordu. Yüzü bana dönüktü.

Mahalleden bildiğim sakallı, yaşlı dede eliyle babamın yüzüne dokunup seslendi, 'Mustafa Efendi, Mustafa Efendi, Mustafa Efendi'

Babam çok derin bir uyku halinde, uyanmıyor ve o dedeye cevap vermiyordu. Oysa çıt sesi çıksa uyanırdı. Uyanmasına neden olduğum için çok kızmışlığını bilirim.

Ama bu sefer uyanmadı, uyanmak istemedi, uyanamadı...

Babama seslenen dedenin, 'Allah rahmet eylesin' demesiyle ve evdeki büyüklerin ağıtlar yakarak ağlama başlamasıyla, o ana kadar hiç tanık olmadığım bir acı çökmüştü evimizin içine..

Yatakta kaldığım kadar, uyanmayan, uyanmak istemeyen, uyanamayan babamın yüzüne bakıp durdum.

Gözlerimle, 'Ben daha küçüğüm nereye gidiyorsun' diye bildim sadece.

Bu babamla, sessiz ama içten son konuşmamız oldu.

Bir daha ne görüşebildik, ne de konuşabildik.

Zor büyüdük, zorluklar içinde büyüdük ama o halimize şükür, büyüyebildik.

Sadece Babasızlığı iliklerimize kadar hissederek...

Mekânın cennet olsun Sivaslı Sarı Mustafa..

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.