Siyasette zarafetin adı: Ceyda Bölünmez Çankırı!

Arif ÇAYAN

Siyaset… Çoğu zaman serttir, kırıcıdır, ayrıştırıcıdır. Mikrofonlar açıldığında sesler yükselir, ekranlar gerilir, cümleler keskinleşir. Ama bazen, tam da bu gürültünün ortasında bir isim çıkar ve alışılmışın dışına taşar. İşte o isimlerden biri de Ceyda Bölünmez Çankırı.

Son günlerde Nilüfer Çınarlı Mutlu’ya açtığı telefonla yeniden gündeme geldi. Belki bir telefon… Ama aslında çok daha fazlası. Çünkü o telefon, siyasetin unuttuğu bir dili hatırlattı: nezaketi.

Bugün Türkiye’de siyaset çoğu zaman “biz ve onlar” üzerinden okunuyor. Ayrışma, gerilim ve kutuplaşma üzerinden kurulan bir dil hâkim. Ancak Çankırı’nın attığı bu adım, siyasetin sadece rekabetten ibaret olmadığını gösterdi. Bir kadın siyasetçinin, başka bir kadın siyasetçiye zor bir süreçte “yanındayım” diyebilmesi… İşte bu, sadece bir jest değil; bir duruş, bir anlayış ve bir vizyon.

Çankırı’yı farklı kılan da tam olarak bu.

Hatırlayın… 31 Mart seçimlerinin hemen ardından İzmir’deki tüm belediye başkanlarına gönderdiği o mektupları. Siyasi kimliklerine bakmadan, “Ankara’da yanınızdayım” diyebilen bir yaklaşım. Ya da 8 Mart’ta rakiplerine yaptığı o çağrı: “Gelin, siyasete bir kahve molası verelim.” Bu cümle, belki de uzun zamandır duyulmayan kadar sade ama bir o kadar güçlüydü.

Çünkü bu sözlerin arkasında bir strateji değil, bir karakter vardı.

Ceyda Bölünmez Çankırı, İzmir siyasetinde kendine has bir yol açıyor. Gürültüyle değil, duruşla. Sertlikle değil, zarafetle. Kutuplaşmayla değil, köprü kurarak ilerleyen bir siyaset anlayışıyla…

Elbette bu yol kolay değil. Çünkü nezaket, çoğu zaman yanlış anlaşılır. Yumuşaklık zannedilir, zafiyet olarak görülür. Oysa gerçek tam tersidir. Nezaket, güçlü olanın tercihidir. Ve bu tercih, siyasette nadir bulunan bir erdemdir.

Bugün İzmir’de konuşulan sadece bir telefon görüşmesi değil. Aslında konuşulan, siyasetin nasıl yapılması gerektiğine dair bir örnek. Çankırı’nın ortaya koyduğu bu “diyalog siyaseti”, belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey.

Çünkü bu şehir, kavga değil çözüm istiyor. Gürültü değil hizmet istiyor. Ayrışma değil ortak akıl istiyor.

Ve belki de bu yüzden, Ceyda Bölünmez Çankırı sadece bir milletvekili olarak değil, birleştirici bir figür olarak öne çıkıyor.

Siyasette iz bırakmak, sadece yüksek sesle konuşmakla olmaz. Bazen bir telefonla, bazen bir cümleyle, bazen de bir duruşla olur.

Çankırı’nın yaptığı tam da bu.

Ve görünen o ki, bu şehir zarafeti unutmayacak.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.