Tapusuz Balçova arsa mağdurları ne olacak?

Dr. Taner Akman

İzmir’in en uzun süren kent yaralarından biri olan Balçova arsa mağduriyeti dosyasında yeni bir gelişme yaşandı. Büyükşehir Belediye Meclisi’nden geçen imar planlarıyla birlikte yıllardır bekleyen tapulu hak sahipleri açısından önemli bir aşamaya gelindiği açıklandı. Yetkililer “50 yıllık sorun çözülüyor”, “ortak akılla çözüyoruz” gibi ifadeler kullandı.

Ama ortada çok temel bir gerçek var:

Tapuluların bir kısmının sorunu çözülürken, binlerce tapusuz mağdur hâlâ belirsizliğin içinde bırakılıyorsa, bu mesele çözülmüş sayılamaz.

Çünkü adalet parçalı işlemez.

Bir kesimin hakkı teslim edilirken diğer kesimin yıllardır bekleyen hakkı görmezden geliniyorsa, buna “nihai çözüm” değil ancak “eksik düzenleme” denir.

Bugün Balçova’da tartışılan tam olarak budur.

1969’dan beri süren süreçte belediyelerin vatandaşlardan arsa vaadiyle para topladığı, binlerce kişiye tahsis belgeleri verdiği, ancak önemli bir kısmına tapuların teslim edilmediği yıllardır dile getiriliyor. Sürecin üç nesildir devam eden bir mağduriyet haline geldiği artık herkesin kabul ettiği bir gerçek. 

Şimdi ise yeni imar planları açıklanırken tapusuz mağdurların ciddi kısmı kendilerini yine sistemin dışında bırakılmış hissediyor.

Balçova Arsa Mağdurları Derneği temsilcileri, yaklaşık 3 bin 500 tapusuz vatandaşın sorununun çözülmediğini, hatta kendilerine verilmesi gerektiğini savundukları bazı alanların planlama içerisine alınarak farklı amaçlarla değerlendirildiğini öne sürüyor.

İşte tartışmanın merkezindeki mesele de burada başlıyor.

Çünkü insanlar sadece bina yüksekliğini, emsali ya da kat hakkını tartışmıyor.

İnsanlar önce şu sorunun cevabını istiyor:

“Benim yıllardır beklediğim mülkiyet hakkım ne olacak?”

Tapulu ve tapusuz mağdurlar aslında aynı hikâyenin iki farklı yüzü. Aynı süreçte para veren, aynı umutlarla bekleyen, aynı siyasi vaatleri yıllarca dinleyen insanların bir kısmı bugün “hak sahibi”, diğer kısmı ise hâlâ “bekleyen vatandaş” konumunda bırakılıyor.

Oysa gerçek çözüm, taraflardan birini memnun edip diğerini kaderine terk etmek değildir.

Gerçek çözüm; tapulusu, tapusuzu, tahsis belgelisi, yıllardır hakkını arayan herkesi kapsayan ortak ve vicdani bir çözümdür.

Aksi halde bugün atılan her adımın üzerinde aynı soru dolaşacaktır:

“Madem sorun çözüldü deniyor, o zaman binlerce insan neden hâlâ mağdur olduğunu söylüyor?”

Kent yönetimi sadece plan yapmak değildir.

Kent yönetimi aynı zamanda geçmişin yükünü adil biçimde taşımaktır.

Balçova dosyası artık teknik bir imar meselesini aşmıştır. Bu dosya, devlet-vatandaş güveni meselesidir. İnsanların onlarca yıl boyunca sakladığı tahsis belgeleri, eski makbuzlar, noter evrakları sadece birer kâğıt değil; verilmiş sözlerin sembolüdür.

Bu nedenle bugün “sorun çözüldü” cümlesi kurulurken çok dikkatli olunmalıdır.

Çünkü ortada hâlâ çözüm bekleyen binlerce insan varsa, o cümle toplumun önemli bir kısmında “biz yine unutulduk” hissi yaratır.

Ve unutulan her mağduriyet, gelecekte daha büyük bir toplumsal güvensizlik üretir.

Balçova’da gerçek çözüm günü, yalnızca planların askıya çıktığı gün olmayacaktır.

Gerçek çözüm günü; tapulu ve tapusuz tüm hak sahiplerinin kendisini aynı adalet masasının etrafında gördüğü gün olacaktır. Balçova Arsa Mağdurları konusunda tapulu ve tapusuz mağdurlar için ortak bir çözüm üretilmesi adına; şu anda çözüm diye sunulan ama tapusızları kapsamayıp sadece “sorunu çözdük” demiş olmak için tapuluların ağzına birer parmak bal çalmaya yönelik 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarına iş işten geçmeden tüm mağdurlarca itiraz edilmelidir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.