TAŞ DUVARLARDAN GENÇLERİN HAYALLERİNE: İZMİR’E YAKIŞAN BİR ESER

Arif Çayan yazdı; Bir eser yükseliyor, bir nesil geleceğe hazırlanıyor

Bir şehre hizmet etmek sadece yol yapmak, bina dikmek değildir.

Asıl mesele, o şehrin evlatlarına bir gelecek bırakabilmektir.

Bugün İzmir’in kalbinde yıllardır sessizce duran tarihi DGM binalarına baktığımda artık geçmişi değil, geleceği görüyorum.

Çünkü o tarihi duvarların arasında çok yakında gençlerimizin sesi yankılanacak.

Kitapların sayfaları çevrilecek.

Ders çalışan gençlerin ışıkları yanacak.

Belki bir köşede vatanına hizmet etme hayali kuran geleceğin doktoru, diğer masada Türk mühendisliğine imzasını atacak bir genç oturacak.

Belki geleceğin öğretmeni, hukukçusu, bilim insanı, diplomatı orada yetişecek.

İşte devletin gençliğe yaptığı yatırımın anlamı tam olarak budur.

BİR MİLLETİN EN BÜYÜK SERVETİ GENÇLERİDİR

Biz, tarihi boyunca zor zamanlardan geçerek bugünlere ulaşmış büyük bir milletiz.

Bu topraklarda devlet kurmak kolay olmadı.

Bu bayrağı gökyüzünde tutmak kolay olmadı.

Cumhuriyetimizi bugünlere taşımak kolay olmadı.

Her nesil kendisinden sonraki nesle daha güçlü bir Türkiye bırakmak için mücadele etti.

Bugün bize düşen de aynı sorumluluğu taşımaktır.

Gençlerimize yalnızca nasihat vermek yetmez.

Onlara imkan sunmak gerekir.

Kitap vermek gerekir.

Bilgiye ulaşabilecekleri kapılar açmak gerekir.

Araştırabilecekleri, düşünebilecekleri, üretebilecekleri alanlar oluşturmak gerekir.

Çünkü güçlü Türkiye’nin yolu eğitimli, donanımlı, tarihini bilen ve ülkesine inanan gençlerden geçer.

İzmir’in merkezindeki tarihi DGM binalarının büyük bir kütüphaneye dönüştürülmesi bu nedenle benim gözümde sıradan bir restorasyon çalışması değildir.

Bu, gençliğe duyulan güvenin eseridir.

DEVLETİN HAFIZASINDAN GENÇLİĞİN GELECEĞİNE

DGM binaları Türkiye’nin yakın tarihinin izlerini taşıyor.

Şimdi o yapıların yeni bir görevi olacak.

Dünün devlet binası, yarının bilgi yuvasına dönüşecek.

Bence bundan daha anlamlı bir dönüşüm olamaz.

Tarihi yıkmadan, geçmişi silmeden, o mirası geleceğin ihtiyaçlarıyla buluşturmak…

Devlet geleneği de biraz budur.

Geçmişinden güç alırsın ama yüzünü geleceğe dönersin.

Ve o geleceği gençlere emanet edersin.

Bir zamanlar farklı hikâyelere tanıklık eden odalarda artık kitaplar olacak.

Gençlerimiz Atatürk’ü okuyacak.

Cumhuriyet tarihini öğrenecek.

Türk tarihini araştıracak.

Bilimi, hukuku, edebiyatı, teknolojiyi öğrenecek.

Dünyayı tanırken kendi ülkesine nasıl daha fazla katkı sağlayabileceğini düşünecek.

Çünkü kütüphane dediğimiz yer sadece kitapların saklandığı bina değildir.

Bir milletin hafızasının gelecek nesillere aktarıldığı yerdir.

EYYÜP KADİR İNAN’IN “BAŞARDIK” SÖZÜ

AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan’ın yaptığı açıklamada tek kelimelik ama güçlü bir ifade var:

“Başardık.”

Siyasette çok söz söylenir.

Ancak vatandaşın beklediği, o sözlerin sonunda ortaya çıkan eserdir.

İnan’ın bu projeyi yakından takip ettiğini ve Ankara ile İzmir arasında meselenin peşini bırakmadığını görüyoruz.

Bir İzmir milletvekilinden beklenen de budur.

İzmir’in sorunlarını Ankara’ya taşımak…

Kapıları İzmir için çalmak…

Şehrine yatırım getirmek…

Gençleri için mücadele etmek…

Ve sonunda dönüp hemşehrilerine, “Bu eser artık sizin” diyebilmek.

Milletvekilliğinin gerçek anlamı makamda değil, memlekete bırakılan izde ortaya çıkar.

Bugün DGM binalarında gelinen nokta da bu açıdan önemlidir.

ERDOĞAN VE ERSOY’A TEŞEKKÜRÜN ANLAMI

İnan’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a teşekkür etmesi de projenin arkasındaki merkezi yönetim desteğini göstermesi bakımından önemli.

Türkiye’nin tarihi yapılarını koruyarak gelecek nesillere aktarmak bir devlet sorumluluğudur.

Ama o yapıları sadece korumak yetmez.

Onlara yeniden hayat vermek gerekir.

İzmir’in kalbindeki tarihi yapıların gençlere açılması da bu anlayışın güzel örneklerinden biri olacak.

Devletin yaptığı yatırımın en değerlisi insana yapılan yatırımdır.

İnsana yapılan yatırımın en değerlisi ise gençliğe ve eğitime yapılan yatırımdır.

Çünkü bir yol eskir, yeniden yapılır.

Bir bina zamanla yenilenir.

Ama iyi yetişmiş bir genç, ülkesine ömür boyu hizmet eder.

SİYASETİN CEVABI ESER OLSUN

Eyyüp Kadir İnan’ın Özgür Özel’in sözlerine verdiği “Neyi takip ettiğimizi merak edenler dönüp bu eserlere iyi baksın” cevabı da siyasetin nasıl yapılması gerektiğine ilişkin önemli bir mesaj taşıyor.

Türkiye’nin artık bitmek bilmeyen siyasi kavgalar yerine hizmet yarışına ihtiyacı var.

Birisi bir kütüphane yapıyorsa diğeri iki tane yapsın.

Birisi okul açıyorsa diğeri daha iyisini açsın.

Birisi gençlere eğitim merkezi kazandırıyorsa diğeri bilim merkezi kazandırsın.

Rekabet buysa kazanan millet olur.

Kazanan İzmir olur.

Kazanan Türkiye olur.

Bizim çocuklarımız olur.

BU BAYRAĞI YARIN ONLAR TAŞIYACAK

Bugün o kütüphaneye girecek gençlere baktığımızda sadece öğrenci görmemeliyiz.

Türkiye’nin yarınını görmeliyiz.

Bu ülkenin fabrikalarını onlar yönetecek.

Mahkemelerinde onlar adalet dağıtacak.

Hastanelerinde onlar şifa verecek.

Okullarında onlar çocuklarımızı yetiştirecek.

Laboratuvarlarında onlar çalışacak.

Savunma sanayisinde onlar yeni teknolojiler geliştirecek.

Ay yıldızlı bayrağımızı uluslararası bilim, sanat ve spor alanlarında onlar temsil edecek.

Devleti ve Cumhuriyeti yarın onlar omuzlayacak.

Bu nedenle bir gencin önüne konulan kitap, aslında Türkiye’nin geleceğine bırakılan bir emanettir.

İZMİR’E YAKIŞAN BUDUR

İzmir, Milli Mücadele tarihimizin sembol şehirlerinden biridir.

9 Eylül’ün şehridir.

Bağımsızlık mücadelesinin hafızasını taşıyan kenttir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” emrinin ardından zaferin taçlandığı topraklardır.

Böylesine güçlü bir tarihi mirasa sahip İzmir’e de gençliği bilgiyle, kültürle ve bilimle buluşturan eserler yakışır.

Çünkü Cumhuriyet sadece geçmişte kazanılmış büyük bir zafer değildir.

Cumhuriyet, her yeni nesille yeniden güçlendirilmesi gereken büyük bir emanettir.

Bu emaneti korumanın yolu da gençleri iyi yetiştirmekten geçer.

BİR GÜN O KAPILARDAN BİR ÇOCUK GİRECEK…

Belki yıllar sonra kim olduğunu hiç bilmediğimiz bir çocuk o kütüphanenin kapısından içeri girecek.

Sessizce bir masaya oturacak.

Önüne kitabını açacak.

Saatlerce çalışacak.

Belki ailesinin imkanları sınırlı olacak.

Belki evinde çalışma odası bile olmayacak.

Ama devletinin kendisine açtığı o kapıdan içeri girdiğinde önünde başka bir dünya bulacak.

Çalışacak.

Kazanacak.

Yükselecek.

Ve yıllar sonra ülkesine hizmet eden başarılı bir insan olduğunda belki o masada geçirdiği günleri hatırlayacak.

İşte bir eserin gerçek değeri budur.

Kaç milyon liraya mal olduğuyla değil, kaç evladın hayatına dokunduğuyla ölçülür.

Bugün tarihi DGM binalarında yükselen sadece bir kütüphane değildir.

Orada umut yükseliyor.

Bilgi yükseliyor.

Gençlerimizin hayalleri yükseliyor.

Ve hepsinden önemlisi, Türkiye’nin geleceği yükseliyor.

Çünkü bu topraklarda dikilen en büyük eser bina değil, vatanını seven, tarihini bilen, Cumhuriyetine sahip çıkan ve ülkesini daha ileriye taşımak için çalışan bir gençliktir.

O gençliğe açılan her kapı da Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğine açılmış bir kapıdır.

İzmir’e, gençlerimize ve ülkemize hayırlı olsun.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Politika Haberleri