Ticarethanedeki öğretmenlerimiz!

Ali EYCE

Öğretmenlik dediğimiz değerli bir meslek ve içinde bulunan insanlar ise hem bugün, hem yarın için çok ama çok önemliler.

Onlar ki, öğrettikleri yazı içerikli konular dışında, öğrettikleri hayat anlayışı, yaşam şekli ve oluşturdukları karakter yapılarıyla insanlığın da bir nevi gelecekleri.

Eskiden çok öğretmen eylemleri olurdu.

Toplumun özellikle devlet kurumlarında çalışan öğretmenlerinin geçim sıkıntısı içinde eğitim vermelerinin zorlukları meydanlarda konuşulurdu.

Öğretmenlerin, dersler bittikten sonra ek işlere giderek, ailelerin geçindirebilmek için çalıştıklarını da bilirdik.

Bu halleri birçok eski film içinde konu olmuştur da.

Şimdiler de o eylemlerden, çilelerden, yaşam şekillerinden hatırladığımız devletin kurumlarında çalışan öğretmenlerimizin durumları eskiye nazaran daha ve daha iyi.

Tabi ki daha da iyi olabilir ama kötünün en iyisini de kabul etmek gerekir.

Ancak şimdilerde özel sektör eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerin halleri üzücü.

Eğitim camiasının devletin kurumsal yapısına girmeyi başaramayan öğretmenlerin, özel sektörün kurumsal yapısı içinde yok denilecek ücretlerle çalışmaya mecbur bırakılması gerçekten kabul edilir bir davranış değil.

Özel Eğitim Kurumu adı altında, eğitimci öğretmenlerin etiketleri ve bilgilerine dayanılarak oluşturulan bu ticarethane mantıklı kurumların, konu öğretmenlerin maaşları olunca fakirhane gibi davranmaları uygun bir davranış değil.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu konuyla ilgili bir çalışma yapması gerekir.

Yasalar çıkartılıp, öğretmenlerin özel kurumlarda çalışma şartlarına müdahale etmesi gerekir.

Özel kurumların, iş ihtiyacına dayalı olarak öğretmenlerin hallerinden faydalanarak, milyonlar kazanıp, karşılığını vermemesine engel olması şart.

Özel Eğitim Kurumu kuran ve bu eğitimden para kazanmayı hedefleyen kitle, eğitimin temel taşı ve işinin dayandırdığı insanları mağdur ediyorsa, burada sorgulanması gereken bir durum var demektir.

Hiçbir öğretmenin elindeki, aklındaki bilgi yok denilecek şartlarda çalıştırılıp, çok denilecek şartlarda gelir elde etme olanağı olarak kullanılmamalı.

Bir kere toplum olarak şunu da kabul etmemiz gerekiyor, öğretmen devlet kurumunda çalışınca öğretmen, özel kurumda çalışınca başka bir meslek sahibi değil.

Devlet, eğitimdeki bu sınıfsal değil, ticari düşüklüğe acil müdahale etmesi gerekir.

Serbest piyasa ekonomisi, özel okullarda uygulanırken tıpkı öğrencilere sunulan imkanlar gibi oradaki öğretmenlere sunulan imkanlar da denetim altında tutulmalı.

Öğretmen çalıştıracak eğitim kurumu kurmayı ve buradan para kazanacağını düşünün zihniyete, öğretmenin değeri ve ederi adam akıllıca gösterilmeli.

Ticarethane öğretmenliği olmaz!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.