Uzmanlar uyardı: Vücuttaki kırışıklıklara dikkat

Dermatoloji Uzmanı Dr. Fulya Tezel, vücuttaki kırışıklıklara dikkat edilmesi konusunda uyardı.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Fulya Tezel, “Yaşlanma ve çevresel etkenler vücutta başta kırışıklıklar olmak üzere birçok cilt problemini de beraberinde getirir. Bu problemlerin en yaygın görüleni ise kırışıklıklar ve çizgilerdir. Yüz bölgesinde oluşan ve yaşlanmanın göstergesi olarak değerlendirilen çizgilerin yok edilmesi için, uzun yıllardır tedavi yöntemleri denenmektedir. Günümüzde, kırışıkların tedavisinde kullanılan yöntemlerin başında dolgu maddeleri gelmektedir. Dolgu uygulamaları, cerrahi uygulamalara göre daha ekonomiktir ve muayenehanede uygulanabilir. İş ve sosyal yaşamdan uzak kalınmaması ve yan etkilerinin çok az olması nedeniyle son yıllarda giderek kullanımı artmaktadır. Dolgu tedavisi, günümüzde her on kadından ikisinin tercih ettiği bir cilt tedavisidir” dedi. 


Bu tedavi de dolgu malzemesi olarak kullanılan hyalüronik asitin, dünyada kırışıklıkların giderilmesi için kullanılan en yaygın dolgu malzemesi olduğunu ifade eden Dr. Tezel, “Dolgu uygulaması, her yaş grubu insanın ilgi ile takip ettiği, fırsat bulduğunda yaptırdığı, yüzde 99'a varan başarı oranın elde edildiği bir uygulamadır. Hastalar bu tarz uygulamalar öncesinde uygulama ile ilgili tedirginlik hissedebilirler. kırışıklık tedavisi ve dolgu nasıl yapılır? kırışıklık tedavisi uygulaması sonrası nasıl bir görüntüye sahip olurum? gibi soruların yanıtlarını öğrenmek isterler. Dolgu tedavisinin vücutta sıklıkla uygulandığı bölgeler; mutsuz bir ifadeye sebep olan burun kenarlarından ve ağız köşelerinden çeneye doğru inen çizgiler; sigara içenlerde sıklıkla rastlanan dudak çevresindeki dikey çizgiler, çok mimik kullanan kişilerde görülen alın kırışıklıkları, gülme sonucu oluşan göz çevresindeki kaz ayağı çizgileri, sıklıkla yoğun spor yapanlarda, hızlı kilo verenlerde görülen yine yaşla birlikte görülebilecek orta yüz bölgesinde (elmacık kemikleri, yanaklar) hacim kaybı yaşayanlarda başarılı şekilde uygulanabilir. Dudakların şeklinin düzeltilmesi ve daha dolgun görünmesi için uygulanabilir” diye konuştu. 


Günümüzde estetik tıpta botoxun yanı sıra dolgu uygulamalarının da hızla trend kazandığını kaydeden Dr. Tezel , “Bu tedaviler sonrasında hastaların çok kısa sürede sonuca ulaşması ve günlük yaşamdan herhangi bir izolasyon gerektirmemesi nedeniyle hastaların yoğun ilgisini çekmektedir. Bu uygulamalar sayesinde ameliyat gereksinimi olan hasta sayısı da azalmaktadır. Yaşımız ilerledikçe cildimizi canlı ve genç gösteren dokular arası madde olan hyaluranik asit azalmaktadır. Bu sebeple dudaklarımız yaşla birlikte küçülür ve üzerinde çizgilenmeler başlar; orta yüzümüzde yanaklardaki hacim kaybı nedeniyle yüzümüzde sarkmalar ;burun kenarından ağıza doğru inen oluklarımızda derinleşme; ağız kenarlarından çene bölgesine doğru dikey çizgiler meydana gelir. Özel teknolojilerle üretilmiş yeni dolgular sayesinde zamanla azalan hyaluronik asidi yerine koyup zamanı tersine çevirebiliriz” ifadelerini kullandı. 


Dr. Fulya Tezel, dolgu çeşitlerini şöyle sıraladı: 


“Göz altı dolgu uygulamaları: Gözler yüze bakıldığında kişinin yaşını hemen ele veren ve yaşlılığın en erken belirtilerinin başladığı bölgelerdir. Orta yüzde hacim kaybı başladığı zaman göz çevresi daha belirgin hale gelir. Özellikle yaşla birlikte kemiler birbirinden uzaklaştıkça göz çukurunun belirginliği artmaktadır. Dolgu uygulamalarıyla göz altlarındaki çöküntü doldurularak daha canlı ve genç bakışlar elde edilebilir. 

 


Dudak dolgusu: Dudak dolgusu birçok sebeple yapılabilir. İnce dudaklara hacim kazandırılıp dudak hattının belrginleştirilmesi en sık başvuran dolgulardan biridir. Yüze uygun dolgun dudakları estetik görüntü için her zaman vazgeçilmez olmuştur. Yaşla birlikte bütün dokularda olduğu gibi dudaklarımızda da doku kaybı belirginleşir ve ince dikey çizgiler meydana gelir. Dudak dolgunluğu geri kazandırılarak, zamanın bizden aldıklarını bi nebzede olsa geri alabiliriz. Yine mevcut asimetrisik görüntülerde dolgu uygulamalarıyla giderilebilir.

 

 
Yanak dolgusu: Eski gençlik fotoğraflarına baktığımızda zamanla birlikte elmacık kemikleri üzerindeki yumuşak doku kaybını hemen fark edebiliriz. Bizi yerçekimine karşı koruyan bu en önemli defans sistemimiz çökünce yüzümüz aşağı doğru hareket ederek sarkık bir görüntünün oluşmasına sebep olur. Elmacık kemikleri üzerine doğru yoğunlukta konulan dolgular sayesinde yüz yuvarlağımız yeniden şekillenir. Daha hacimli ve dolgun olan yanaklarımız sayesinde yerçekimiyle savaşımız daha kolay hale gelir. 

 


Çene dolgusu: Doğru estetik görüntüye kavuşmak için tek tek bölgelerin değil; bütün yüzün birbiriyle orantılı olması gerekmektedir. Çene ucu dolgu uygulamaları son zamanlarda estetik bakışa yeni bir soluk kazandırmıştır. Küçük çene ucu olan hastalar özellikle fotoğraflarda yan profillerinden rahatsız olup, burunlarının daha büyük göründüğünden şikayet ederler. Bu çokta doğru bir tespittir. 15-20 dakika kadar kısa sürede çene ucuna muayenehane ortamında konulan dolgular sayesinde istenilen görüntüyü yakalamak artık çok kolay.” 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri