VATİKAN’IN EN NARİN PAPASI; ‘VIII. JOHN / JOAN’

Hakan Dalay

Değerli Okurlar;

Bâzen hikâyeler, târihe geçip üstünden uzunca bir süre de aşıldıktan sonra, târihin kendisi olarak anlatılmaya başlanır. Nesiller boyunca dilden dile aktarılan çeşitli varyasyonlar, asırlar sonrasında gerçekten farksız bir gözle görülmeye başlanır ve belki de başlangıcında salt bir amaç uğruna ortaya atılan eğlenceli ya da korku dolu öyküler, târihe geçmiş olaylar silsilesi olarak kanıksanır.

Söz konusu durum sahasında cereyân eden târihselleşmiş hikâyelerin büyük bölümü, özellikle Ortaçağ Avrupa’sında sıkça görülmektedir. Dönemin karanlık ve baskıcı etken unsurları, ilgili vaziyetin zuhur etmesinde büyük bir rol oynamış olmalıdır. Sayısız örnek sunulmasının mümkün olduğu alana dâir en sansasyonel olanı ve belki de hâlen gerçek mi yoksa kurgu mu olduğu konusunda net bir görüş birliğine varılamayanı ile başlamak, yerinde bir tercih olacaktır…

 

Kadın Papa’nın Öyküsü  

 

IX. yüzyıl papası ‘VIII. John’, parlak yüzlü (köse sanılıyordu), nâzik, müziğe yetenekli biriydi. Ve… Rivâyetlere göre bir kadındı! En azından bâzı târihçilere göre böyle… Diğerleri ise bunun tamâmen efsâne olduğunu söylemektedir.

Kadın papa hikâyesinin çeşitli versiyonları varsa da size en bilinenini aktarmak isterim… Joan (ya da Jeanne) adlı bir İngiliz kadın, söz konusu yüzyıl anlayışı çerçevesinde eğitim alamaması gerçeğine sinirlendi. O zamanlar, kitâbî eğitimin kadınlar için gereksiz ve hattâ zararlı olduğu düşünülüyordu. Bu yüzden Joan, erkek kıyâfetlerine, büyük olasılıkla da ‘keşiş’ kıyâfetlerine büründü ve kendisine ‘İngiliz John’ (başka hikâyelerde Mainz’li John) adını verdi.

Eğitim almak için bilgeliğiyle herkesi etkilediği Atina’ya gitti. Daha sonra, bilim öğreteceği Roma’ya geçti; ‘Roma Katolik Kilisesi’nin merkezî idârî birimi ‘Curia’da sekreter oldu ve sonunda kardinal yapıldı. Daha önce olduğu gibi, yetenekleri âlimlerin dikkatini çekti. İdâresi ise kusursuz kabûl ediliyordu…

Hâlâ erkek kıyâfetleri içindeki Joan, nihâyetinde papa bile seçildi. Daha sonraki iki yıl, beş ay, dört günde, pozisyonunu gâyet iyi idâre etti. Ama bir gün, kendisini ele verdi. Roma sokaklarındaki dinî bir tören sırasında, papa atından indi ve seyircilerin dehşet içindeki bakışları arasında, oracıkta bir çocuk doğurdu!

Burada hikâye farklılaşıyor… Bâzılarına göre çocuğu doğururken veyâ hemen sonrasında öldü. Diğerlerine göre ise öfkeli kalabalık, onu atının kuyruğuna bağladı ve şehirde dolaştırdı; sonunda da ölene kadar taşladı. Bir diğer versiyonda da hemen papalıktan azledildi ama uzun bir yaşam sürdü ve bol bol da günah çıkardı. Bu sonuncu hikâye de yine ironik bir ayrıntıyla sona erer; oğlu büyür ve bir ‘piskopos’ olur.

 

Peki, Rivâyetin Aslı Astarı Ne Olabilir?

 

Kadın bir papadan, ilk olarak IX. yüzyıl târihçilerinden ‘Kütüphâneci Anastasius’ söz eder. Joan’un adı, ilk papaların listelerinde de (adı geçen kişinin yazdığı) geçer. Hikâye hakkında daha gerilere gidildiğinde, XIII. yüzyıl ‘Dominikli târihçileri’ tarafından yazılmış çeşitli biçimleri vardır... Bunlardan biri, Polonyalı bir râhip olan ‘Trop-pau’lu Martin tarafından 1265’te yazılmış bir rapordur. Martin, isimler, ayrıntılar vermiş ve Joan’un papalığını IX. yüzyıla yerleştirmiştir. Curia’da papaz olarak hizmet ettiğinden, onun hikâyesi en çok inanılanıdır... Martin gibi Dominik râhipleri, Avrupa üniversitelerinde ünlüydü ve Dominik râhibeleri de âlim kategorisindeydiler; bu yüzden eğitimli bir kadın fikri, o zamanki çoğu insanın aksine, Dominiklilere fazla yabancı gelmedi. Ama zaman geçti ve XVII. yüzyıldan îtibâren ‘Katolik târihçiler’ hikâyeyi kabûl etmediler; Joan’un varlığını sorguladılar. Fakat ‘Protestan târihçiler’, hikâyeyi anlatmayı sürdürdüler.

Papa Joan hikâyesini destekleyenler, çeşitli tuhaf ayrıntılar sundular. Güyâ, Joan’un hükümrânlığının hemen ardından, papa adayları için yeni bir kontrol zorunlu hale getirildi. Papa adayı, aşağıdan elle veya gözle, cinsiyetinin kontrol edilebileceği tuvalet benzeri bir sandalyeye oturmak zorundaydı…  

Başka bir hikâye de Papa Joan çocuk doğurduğundan beri, papalık âyinlerinin sokaklarda yapılmasından vazgeçildiğini söyler. ‘Katolik Ansiklopedisi’ ise bu değişikliğin nedeni olarak; papalık âyini için Vatikan sokaklarının dar olmasını ileri sürmektedir.

Gerçek ya da hayâlî kahramânımız, 1972 yılında, ‘Papa Joan’ adlı filmde; ‘Liv Ulman’ tarafından canlandırıldı. Joan, ayrıca ‘tarot’ destelerine ve oyun kâğıtlarına da yansıdı. Aslında, ‘Victoria’ döneminde, İskoçya’da Papa Joan adlı bir kâğıt oyunu bile oldukça popülerdi.

Hikâyenin, kadınları papazlıktan uzak tutmak için kullanıldığı söylenir. Daha sonraları bu hikâye, Katoliklik karşıtları tarafından propaganda olarak da kullanılmaya başlandı. Vatikan kayıtlarına göre; tüm papalar açıklanmıştır ve aralarında Joan yoktur. Listede yer alan VIII. John’un ise tam bir biyografisi mevcuttur… Roma’da doğmuş, 872-882 yılları arasında papa olarak hizmet etmiş; politikayla yoğun olarak uğraşmış, Roma’yı işgâl etmesinler diye Müslümanlara rüşvet vermiş ve akrabâları tarafından öldürülmüştür.

Rivâyetin ve çeşitli varyasyonlarının genel çerçevede içerdiği olay örgüleri ile yine bunlara dayalı eleştirel yaklaşımlar ortada… Her ne kadar henüz net bir ifâde kullanmak tam anlamı ile mümkün olmasa da öykünün temelinde; ‘eğitim hakkı kısıtlanan kadınların, kıvrak zekâları ile erkek egemen teokrasinin dâhi en tepe noktasına çıkmayı başarabilecekleri’ fikrinin, sığ zihinlere tohum atabilmesi için ortaya çıktığını söylemek, ‘şahsî fikrim’ olmakla birlikte, oldukça da mâkûl görünmektedir.  

Esen kalın…

 

SEFA YAPICIOĞLU