Zirvede Bir Bayrak, Altında 86 Milyon

Arif Çayan yazdı.. Zirvede Bir Bayrak, Altında 86 Milyon

Bazı fotoğraflar vardır, yalnızca bir anı göstermez.

Bir duyguyu, bir inancı, bazen de koskoca bir ülkeye ait olmanın gururunu anlatır.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Menemen Belediye Meclis Üyesi Dilaver Kişili’nin 5 bin 137 metre yükseklikte, Ağrı Dağı’nın zirvesinde verdiği görüntüye ben de böyle baktım.

Orada yalnızca bir siyasetçi ya da deneyimli bir dağcı görmedim.

Türkiye’nin çatısında dalgalanan ay yıldızlı bayrağı gördüm.

Çünkü söz konusu vatan olduğunda siyasi görüşler geride kalır. İsimler, makamlar, partiler değişir; ama üzerinde yaşadığımız toprak, gölgesinde birleştiğimiz bayrak ve hepimizin ortak çatısı olan Türkiye Cumhuriyeti kalır.

Dilaver Kişili bu tırmanışını mensubu olduğu AK Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümüne ithaf etmiş.

Bu onun siyasi aidiyeti ve tercihi.

Ancak Ağrı Dağı’nın zirvesinden verilen fotoğrafın bana göre bundan daha geniş bir anlamı var.

O zirve hepimizin.

O bayrak hepimizin.

O toprak hepimizin.

Ve bu ülkenin huzuru da hepimizin meselesi.

Kişili’nin tırmanış sırasında bölgeye ilişkin anlattıkları bu nedenle ayrıca önemli.

Yıllarca terörle, çatışmayla ve acıyla anılmış bölgelerde bugün insanların dağlara çıkabilmesi, yerli ve yabancı turistlerin kamp kurabilmesi, esnafın geleceğe daha umutla bakabilmesi küçümsenecek bir tablo değildir.

Çünkü terör yalnızca can almaz.

Bir şehrin ekonomisini öldürür.

Bir annenin yüreğine korku salar.

Bir gencin geleceğini elinden alır.

Bir esnafın kepengini kapattırır.

İnsanları birbirinden uzaklaştırır.

Devlet ile vatandaş arasına korku duvarları örmeye çalışır.

İşte bu nedenle Türkiye'nin her karışında huzurun hâkim olması, siyasi tartışmaların çok üzerinde bir meseledir.

Bu ülkenin doğusuyla batısını, kuzeyiyle güneyini birbirinden ayırmaya çalışanlara verilecek en güçlü cevap; insanların Ağrı'nın zirvesine korkmadan çıkabilmesi, İzmir'den gelen bir insanın orada kendisini kendi evinde hissetmesi ve ay yıldızlı bayrağın altında aynı vatana ait olduğumuzu yeniden hatırlamasıdır.

Dilaver Kişili, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yürütülen süreç nedeniyle teşekkür ediyor.

Siyasette bu sürecin yöntemi elbette tartışılır. Destekleyen de olacaktır, eleştiren de…

Demokrasinin gereği budur.

Ancak tartışılmaması gereken bir şey olduğuna inanıyorum:

Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü.

Burada çizgi nettir.

Bu devlet hepimizin devletidir.

Bu bayrak hepimizin bayrağıdır.

Bu vatan, hangi siyasi partiye oy verdiğimize bakmadan hepimizin vatanıdır.

Ve terörün olmadığı, annelerin evlatlarının ardından ağlamadığı, gençlerin dağlarda silah sesi değil hayatın sesini duyduğu bir Türkiye hepimizin ortak arzusu olmalıdır.

Belki de Dilaver Kişili’nin Ağrı Dağı zirvesinden verdiği görüntüye tam da buradan bakmak gerekiyor.

Zirveye çıkmak kolay değildir.

Her metre yükseldikçe nefes daralır.

Ayaklar ağırlaşır.

Soğuk sertleşir.

İnsan zaman zaman kendisine, “Devam edebilecek miyim?” diye sorar.

Ama zirveye ulaşmanın bir tek yolu vardır:

Vazgeçmemek.

Türkiye de yıllardır çok ağır bedeller ödeyerek bir zirveye ulaşmaya çalışıyor.

O zirvenin adı huzurdur.

Kardeşliktir.

Birliktir.

Güvendir.

Devletin bekasıdır.

Çocuklarımızın geleceğidir.

Bu yolculukta siyasi hesapların üzerinde tutulması gereken değerlerimiz var.

Çünkü hepimiz biliyoruz ki bayrak yere düşerse hangi partinin kazandığının hiçbir anlamı kalmaz.

Vatanın bütünlüğü zarar görürse makamların hiçbir kıymeti olmaz.

Kardeşlik kaybolursa geriye kazanılmış bir seçim değil, kaybedilmiş bir ülke kalır.

Bu yüzden Ağrı Dağı’nın 5 bin 137 metrelik zirvesinden aşağıya baktığımızda yalnızca dağları, ovaları ve şehirleri görmemeliyiz.

Edirne'den Hakkâri'ye, İzmir'den Ağrı'ya uzanan büyük bir memleketi görmeliyiz.

Farklı düşünceleriyle ama aynı bayrağın altında yaşayan milyonları görmeliyiz.

Dilaver Kişili'nin tırmanışının siyasi bir anlamı olabilir.

Benim gördüğüm ise çok daha sade:

Bir dağ.

Bir zirve.

Bir Türk bayrağı.

Ve o bayrağın altında birleşmesi gereken koca bir millet.

Çünkü Türkiye'nin gerçek zirvesi 5 bin 137 metre değildir.

Türkiye'nin gerçek zirvesi; terörün olmadığı, kardeşliğin güçlendiği, devletin dimdik ayakta durduğu ve 86 milyon insanın aynı bayrağın altında geleceğe güvenle baktığı gündür.

İşte ulaşmamız gereken asıl zirve budur.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri