1. HABERLER

  2. GENEL

  3. “Tarihe Bakış Açımızla İlgili Kronik Sorunlar Var”
“Tarihe Bakış Açımızla İlgili Kronik Sorunlar Var”

“Tarihe Bakış Açımızla İlgili Kronik Sorunlar Var”

29 Nisan 1916 tarihinde Osmanlı Ordusunun Irak'ın Kut bölgesinde İngilizlere karşı kazandığı büyük zaferin yıl dönümü olan Kut'ül Amare Zaferi, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi ev sahipliğinde yapılan panelle hafızalarda

A+A-

“100 yıl önce bugün: 29 Nisan 1916”

Moderatör Prof. Dr. Turan Gökçe, panelin açılışında 100 yıl önce 5’i General, 481’i subay olmak üzere 13.300 kişiden oluşan İngiliz ordusunun esir alındığı Kutü’l-Amâre Zaferi’nin yaşandığı 29 Nisan 2016 tarihinin önemine işaret etti;

“Basra, Bağdat, Musul hattında hâkimiyet mücadelesi veren İngilizlerin, Selman-ı Pak’da geri püskürtüldükten sonra çekildikleri Kut’da yaklaşık 4,5 aylık kuşatmadan sonra topluca esir alındıkları gün. Halil Paşa’nın ifadesiyle, ‘Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı’, mağrur İngiliz kibrinin yerle bir edildiği gün. İngilizlerin ve diğer İtilaf devletlerinin savaş stratejisini alt üst eden Çanakkale’den sonra kazanılmış olan ikinci büyük zaferin elde edildiği gün. Hasta Adam olarak görülen ve Cihan Harbinde dört bir yandan indirilecek darbelerle ölümü beklenen Osmanlı’nın Dünya basınında “Arslan Terbiyecisi” olarak resmedildiği gün. Halil Paşa’nın bayram ilan etmiş ve her yıl dönümünde kutlanmasını istemiş olmasına rağmen, Osmanlıdan Cumhuriyete geçiş sürecinde ve erken Cumhuriyet döneminde yaşanan kopmalar ve sonrasında devam eden ideolojik yaklaşımlar ve ihmallerle unutulmaya yüz tutan, ancak 100 yıl sonra hatırlanan gün.” diye konuştu.

2f18382d-f166-4939-b57a-56bf98571e6b

Prof. Dr. Turan Gökçe, Kutü’l-Amare’nin bunca önemine rağmen milli hafızada 100 yıldır hak ettiği değeri bulamamasının sebepleri arasında tarihe bakış açımızla ilgili kronik sorunların önemli rolü olduğunun altını çizdi; “İtiraf etmek gerekir ki tarihe bakarken, bugünde yaşadığımızın farkına vararak objektif bir yaklaşımla anlamaya çalışmak yerine, tarihte taraf olmak gibi anlamsız çelişkiler yaşadık. Kutü’l-Amare ve diğer zaferleri kazandıran kumandanları, akrabalık ilişkileri ve sonradan sergiledikleri siyasi tavır ve davranışlarına göre kategorize ederek damgalamaktan ve tarihi rollerini mümkün mertebe perdelemekten kendimizi alamadık.”dedi.

“23 Nisan’a alternatif gibi algılayarak problem çıkarmaya çalışılıyor”

Gökçe ayrıca Çanakkale’den hemen sonra kazanılan Kut Zaferi’nin Balkan savaşlarında ağır yenilgiye uğrayarak kendine olan güvenini yitiren Osmanlı ordusuna büyük bir moral ve motivasyon kaynağı olduğunu ifade ederek, bunların belki Dünya Savaşının kaderini değiştirmeye yetmediğini fakat harpten hemen sonra, yeni bir dinamizm ile ortaya konulan Milli Mücadele ruhuna kaynaklık ettiğini belirtti. Yeterli tarihi bilgi ve bilinçten yoksun bazı kesimlerce 100. Yıl kutlamalarının 23 Nisan’a alternatif gibi algılayarak problem çıkarmaya kalkışmalarını da Türkiye’de zaman zaman karşılaşılan cinnet hallerinden biri olduğunu ifade etti.

“Tarihi coğrafya ile irtibat kurmak milli birliğe katkı için önemli bir fırsat”

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr.Gültekin Yıldız ise bu tip zaferlerin belirli bir tarihi coğrafyayla irtibatı tekrar kurmak için, milli birliğimizi sağlamak için bir vesile olduğunu kaydetti. Askeri tarihimizin sadece Anadolu’dan ibaret olmadığını vurgulayan Doç.Dr.Gültekin Yıldız, “ Bundan bir sene önce İzmir’de yeni açılan bir üniversitede bu zaferle ilgili panel düzenleneceğini ya da Mardin Artuklu Üniversitesinde bir toplantı yapılacağını veya iki üç ay önce Harp Akademileri Komutanlığında ‘Unutulan Zafer’ üst başlığı ile benim de içinde bulunduğum bir sempozyum yapılacağını, bu zafere bu derece sahip çıkılacağını hayal etmiyordum. Bir yandan da birilerinin çıkıp bu zaferin 23 Nisan’a bir alternatif sayılıp; birileri bu zaferi kutluyor ama aklında başka bildikleri var düşüncesiyle esas kutlamamız gereken buyken; 29 Nisan da nerden çıktı diyebileceğini de hayal edemiyordum. Dünyada mağlubiyetler de galibiyetler de milletin ortak hafızasının parçası olarak anılır veya kutlanır. Bunun sağcısı solcusu olmaz. Osmanlı Ordusunda Türk, Kürt Alevi, Müslüman Gayri Müslim ayrımı yoktu. Hep birlikte savaşıyorduk. Bu milletin ortak geçmişi ve hafızası olarak bu zaferleri hatırlamaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.