1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. "TÜRK MİLLETTİNE KİMSE RACON KESEMEZ. O RACONU ALIR YERE ÇALARIZ"
"TÜRK MİLLETTİNE KİMSE RACON KESEMEZ. O RACONU ALIR YERE ÇALARIZ"

"TÜRK MİLLETTİNE KİMSE RACON KESEMEZ. O RACONU ALIR YERE ÇALARIZ"

Dikili Belediyesi tarafından 04 Kafe’de düzenlenen “2002'den Günümüze Türkiye'nin Dış Politikaları ve Turizme Yansımaları ile Mülteci Sorunu” paneline Dikili vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.

A+A-

Yoğun katılımla gerçekleşen panelde CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz ile Gazeteci Mustafa Oğuz ve ETİK Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet İşler konuşmacı oldu.
 
Dikili Belediyesi tarafından Dikili Kültür-Sanat, Bilim-Düşünce ve Emek Festivali kapsamında düzenlenen, “2002'den Günümüze Türkiye'nin Dış Politikaları ve Turizme Yansımaları ile Mülteci Sorunu” paneline Dikilililer yoğun ilgi gösterdi. Panele katılan CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın,  "Kimsenin racon kesmesine de, ayar vermesine de ihtiyacım yoktur. Eğer racon kesilecekse bu raconu bizzat kendim keserim" açıklamasını  eleştirerek, “Türk Milletine kimse racon kesemez. O raconu alır yere çalarız. Hiç kimse kendini hukukun üstünde göremez, kabadayılık yapamaz” dedi.

Panelin açılışında konuşan Dikili Belediye Başkanı Mustafa Tosun, “Türkiye'nin kıyılarında mülteci kampı yapılmadıysa bunun sebebi Dikili halkının verdiği mücadeledir. 40 bin nüfuslu bir yerde yaşıyoruz. Kentimizde ki okulların, hastanelerin altyapısı yetersiz, istihdam olanağı yok. Buraya gelecek mülteci çocuklar başta olmak üzere tüm mülteciler mağdur olacaktı. Dikili halkı verdiği haklı mücadelesi ile sesini tüm dünyaya duyurdu. 34 ülkenin televizyonunda canlı yayına çıktım. Ardından alınan kararla kıyılara yapılacak mülteci kampları iptal edildi” dedi.
 
Dikili Belediye Başkanı Mustafa Tosun’un ardından konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz da, Türkiye’de tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar bir baskı, bir sindirme, bir yıldırma olduğunu belirterek demokrasinin yerden yere çalındığını, hukukun üstünlüğü ve bağımsız yargı diye bir şey kalmadığını söyledi.
 
CHP'li Yılmaz, “Başbakan Boşbakan Olmuştur”

Son dönemde Başbakan’ın yetkilerinin tek tek elinden alınıp Cumhurbaşkanlığına bağlandığına dikkat çeken Yılmaz, “Bakınız, Başbakan da boşbakan oldu. Neden mi? Çünkü elindeki bütün yetkiler alındı. En son MİT'te elinden alınıp, Cumhurbaşkanlığına bağlandı. Yani böyle bir durumda bu kadar bakana, onların etrafında dolaşan danışmanlara devlet boşuna para veriyor, hepsini kapatsın. Madem bir kişi her şeyi hallediyor onlara boşuna ücret verilmesin” dedi.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın,  "Kimsenin racon kesmesine de, ayar vermesine de ihtiyacım yoktur. Eğer racon kesilecekse bu raconu bizzat kendim keserim" açıklamasını da eleştirerek, “Türk Milletine kimse racon kesemez. O raconu alır yere çalarız. Hiç kimse kendini hukukun üstünde göremez, kabadayılık yapamaz” açıklamasını eleştiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü:
 
“Sayın Cumhurbaşkanı racon kesilecekse sadece ben keserim diyor. Bakınız bunu kime karşı söylüyor, kendisini savunma konusunda her türlü yalakalık yapanlara diyor. Diyor ki; racon kesilecekse ben keserim. Yani onları fırçalıyor. Sana da bir şey söyleyeyim bizim Türk milletine kimse racon kesemez. Senin o raconu alır yerden yere çalarız biz. Bunu da bil! Hiç kimse bize racon kesemez, hiç kimse kendini hukukun üstünde göremez, hiç kimse kabadayılık yapamaz.  Ölümden öte köy yok. Kendi şahsım adına söylüyorum, bunu da alıyorum ayaklarımın altına, hınçla ezdiğimi ilan ediyorum. Bazen yaşamla ölüm arasında gidip geliyoruz. Kimse bizim gururumuzu haysiyetimizi onurumuzu beş paralık etmeye kalkışmasın. Buna da izin vermeyiz. Herkes duysun kimseden korkumuz yok bizim, Benim dış politika ile ilgili yaptığım ilgili yaptığım açıklamaları takip ediyorsunuzdur. Biz diyoruz ki kardeşim katil terör örgütü İŞİD müslümanlığı kullanarak müslümanların başını kesti.

 

Milyonlarca insanları evinden barkından, perişan etti. Musul gibi bir kentin altını üstüne getirdi Kerkük’ü perişan etti ve Bağdat'ın kapısına kadar İnsanlık adına ne varsa ayakları altına aldı. Böyle namussuz, böyle katil bir terör örgütü o bölgeyi parçalarken ve şu anda da ona karşı bir mücadele yürütülürken birisi alelacele çıkıyor diyor ki; ‘ben fırsatçılık yapacağım, bağımsızlığımı ilan edeceğim’ otur oturduğun yerde. Irak’ın toprak bütünlüğüne saygılı ol fırsatçılığı bırak. Irak'ta etnik ve mezhep çatışmasını aralayacak adımlardan uzak dur. Irak'ın toprak  bütünlüğünü bütün dünya tanımış. Şimdi sen durup dururken referandum diye tutturuyorsun. Bağdat tanımıyor, İran tanımıyor seni. Türkiye karşı, dünyanın her tarafı karşı sen tutturmuşsun bağımsızlığa gideceğim diyorsun.

 

Açık açık söylüyoruz; bu sevdadan vazgeç Çünkü bölge zaten ağır travmalar yaşıyor, insanlık trajedileri var, gerginlik hat safhada. Uzak dur kardeşim, bak biz senin bölgesel yönetimine bir şey diyor muyuz? Irak Anayasası’na göre bölgesel yönetim var, biz bir şey diyor muyuz? O bölgeye giren birisi olarak, o bölgenin kodlarını bilen birisi olarak söylüyorum; orada 24 saat uzundur, 24 saat sonra ne olacağını kimse bilemez. Suriye'de olduğu gibi ora da emperyalizme açılır. Milyonlarca insanların yeniden acı çekmesini istemiyoruz. Oraya uluslararası baronların siyaset baronlarının tekrar gelip yerleşmesinin istemiyoruz”
 
Konuşmasında mülteci sorununa da değinen CHP’li Yılmaz, “Hükümetin resmi açıklamasında 30 milyar dolar para harcadım diyor. Emekliye 1300 TL veriyor hükümetimiz.  Günde en az 8 saat çalışan bir işçinin aldığı asgari ücrette 1450 TL civarında. Peki, Suriyeli aileye, şahıslara ne kadar veriyorlar biliyor musunuz? 1700 TL veriyorlarmış Arkadaşlar biz bu sorunun nereden kaynaklandığını biliyoruz. Bu sorun birilerinin Şam'da rejim değişikliği yapmak istediğinden kaynaklandığını çok iyi biliyoruz.

 

Hiçbir gerekçe yokken, kardeşim Esad sahnedeyken, onu şeytanlaştırıp Eset’e dönüştürenleri biliyoruz Bu sorunun nereden çıktığını çok iyi biliyoruz. Bu sorunun maliyetini Türkiye'deki 80 milyon halka ödetiyorlar. Biz yaşlıların, kadınların, çocukların, muhtaçların bakımına bir şey demiyoruz. Ama be kardeşim, benim askerim orada çarpışıyor, Türkiye’de 810 bin genç Suriyeli erkek bulunuyor. Sen benim konuşmamı istemiyorsun, ben sana rakamlar veriyorum. Ben bir vatanseverim ben hiç kimsenin, hiçbir halkın hiçbir milletin kötü olmasını istemem.  Ama kendi ülkemin, kendi yurttaşımın kendi vatandaşımın hiçbir zaman daha aşağı bir konuma itilmesini hiç istemem” dedi.
 
Gazeteci Mustafa Oğuz, “Can yeleklerinin içini açıp gördüm, sünger parçaları vardı. İnsan yüzme bilse de batar”

15 yıldır mülteci sorununu yakından takip ettiğini söyleyen Gazeteci Mustafa Oğuz da, “Ben bir gazeteciyim, mülteci sorunlarına son derece duyarlı bir gazeteciyim. Yaklaşık 15 yıldır bu sorunla yakından ilgileniyorum. Gündemde hep Suriyeli mülteciler oldu. 15 yıl geriye döndüğümüz zaman özellikle Afrika'daki iç savaştan kaçan kentimize gelenler Somalililer, Nijeryalılar oldu. Arkasından Iraklılar, Afganlılar geldi.

 

Sonra Suriyeli akımı başladı ve daha kalabalık geldiler. İlk gelenler sonradan gelen mültecilere sahip çıktı, kucak açtılar. Onlarla da ellerinde paylaşabilecek nesi varsa paylaştılar. O yaşamın içinde olan tüm ayrıntıları bilen bir gazeteci arkadaşınız olarak söylüyorum barınacak hiçbir yerleri yoktu. Cami avlularında, parklarda, sokaklarda yüzlerce çoluk çocuk kış-kıyamet günü yaşamaya başladılar Bununla birlikte sağlık sorunları baş göstermeye başladı. Çocuklarda bazı ateşli hastalıklar baş gösterdi. Yüzlerce Suriyeli bebeğimiz oldu.

 

Evine ekmek götüremediği için farklı işlere yönelmeye çalıştılar. Ne bulursa yapmaya çalıştılar, çöp kutularından bir şeyler topladılar. Oteller sokağımız var Basmane'de, ucuz otellerin olduğu sokak. Parası olan orada kaldı, dolandırıcıların eline düşen de oldu.  Sorun ilerledikçe bir ranta dönüştü, korkunç bir ranta. En çok ta insan kaçakçılığı yapanlar rant elde etti. Sahillerde kıyıya vuran cansız bebekler, çocuklar gördük.Çok üzüldük çok söyledik ya geçmeyin fakat dediler ki bizim için bu bir umut. Yani biz burada kalıcı değiliz sizin ülkemiz de misafiriz. iz karşıya geçmek istiyoruz, bizim hedefimiz Avrupa. Aralarında doktorlar, mühendisler de vardı. Kaçan sadece yoksullar değildi, Hiç dikkatinizi çekti mi? Benim çok dikkatimi çekmişti ölen boğulan insanların üstünde hepsinde can yelekleri vardı.

 

Üzerinde can yelekleri olanlar denizde nasıl boğulurlar dedim, kendi kendime. Bu işin peşine düştüm.  Belki de insanlık adına yaptığım önemli görevlerden biri olduğuna inanıyorum. Bunların üretildiği  atölyelerine girdim,  Basmane'de merdiven altı atölyelere girdim. İnanın gördüğüm manzara karşısında şok oldum. 2 tane can yeleği diye sattıkları şeylerden aldım. Bunların içini açtığımda ne gördüm biliyor musunuz? Sünger kırpıntıları vardı. Bu yeleği giyen insan yüzme bilse de batardı.  Özellikle tüm sahil beldelerinde ve karşıdaki adaların tüm sokaklarda Suriyeli mültecileri görüyorsunuz.  Turizmciler bunlardan ciddi anlamda rahatsız oluyor. Hoş olmayan olaylar yaşanmaya başladı. Daha kötüsünü yaşamaktan korkuyorum. Hazırlıklı olmalıyız. Bataklığı bataklıkla kurutamazsın, savaşın olduğu o bölgelere barışı getiremezsek bu soruna çözüm gelmez” diyerek konuşmasını tamamladı.
 
Panelde ayrıca ETİK Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet İşler bir konuşma yaptı. İşler, Türk turizminin son dönemde yaşandığı sorunlara dikkat çekerek, devletin en kısa zamanda iyileştirici adımlar atması gerektiğini vurguladı. İşler, "Turizmde biz iyileştirme beklerken, sürekli kan kaybı, direnç ve blokla karşı karşıyayız. Bu durum Türk turizmin geleceği açısından çok tehlikeli” ifadelerini kullandı.
 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.