"Türkiye’ye çocuklarınızı göndermekten korkmayın"

"Türkiye’ye çocuklarınızı göndermekten korkmayın"

Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger, Türkiye’nin akademik çalışma yapmaya değer bir ülke olduğunu yaymak gerektiğini belirtti.

Türkiye Ulusal Ajansı tarafından ‘Erasmus’tan Erasmus +’a 30. Yıl Hikayesi’ temasıyla düzenlenen etkinliklerin İzmir ayağı Ege Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşen etkinlikte konuşan AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger, zor dönemlerden geçildiğini belirterek, “Dünyanın her yerinde olumsuz hisler yaygın ama Erasmus ırkçı görüşlerin, yabancı düşmanlıkların, İslam düşmanlıklarının ilacı gibi. Başlangıcından beri 9 milyon kişi, sadece geçen sene 725 bin kişi bu programdan faydalandı. AB ne yazık ki pek çok alanda bütçe kesintisi yaparken, bütçesinde kesinti yapılmayan tek alan Erasmus programı oldu. Geçen sene 2 milyar euro bu programa yatırıldı. Bence yaptığımız yatırımlar içinde ne iyi ve en fazla geri dönüşü olacak yatırımdır” dedi.

“Çocuklarınızı Türkiye’ye gönderirken hiç kaygı duymayın”

Türkiye’nin 2004 yılından bu yana Erasmus programına dahil olduğunu ve yarım milyondan fazla Türk öğrenci, akademisyen ve diğer alanlardan kişilerin Avrupa’ya gittiğini ifade eden Berger, “Avrupa’dan 55 bin öğrenci de Türkiye’ye geldi. Bu sayıyı artırmamız gerekiyor. Lütfen sizler de yardımcı olun, Türkiye’nin akademik çalışma yapmaya değer bir ülke olduğunu yayayım. Ve tabii ki anne babaların da çocuklarını bu ülkeye gönderirken hiç kaygı duymalarına gerek yok” diye konuştu.

“AB’ye üye olur ya da olmayız ama”

Erasmus+ programının Türkiye ile AB ilişkilerinin bir parçasını oluşturduğunu söyleyen AB Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ahmet Yücel, “AB süreci sonunda Türkiye’nin üyeliği olur ya da olmaz. Ama Türkiye’nin AB’ye katılım sürecinin bizlere önemli getirisi var. Erasmus da bunlardan bir tanesi. Siyasi düşüncemiz ne olursa olsun, AB süreci Türkiye’nin aslında çağdaşlaşma sürecidir. 50 yılı aşkın süredir devam etmekte olan AB süreci bir devlet politikası olmuş, farklı hükümetler gelse de AB hedefi değişmemiştir. Bu sürecin sonunda AB’ye üye olur ya da olmayız. Nihai hedefimiz AB’ye üyelik olsa da bu sonucun Türkiye’ye yapmış olduğu kazanımlar gerçekten yadsınamaz. Bugün AB’ye yönelik attığımız her adım toplumun her kesiminde hayat standardımızı AB standartlarına yükseltmeyi amaçlayan adımlardır. Belki günlük hayatımızda bunların farkında değiliz ama bu süreçte çevreden ulaştırmaya, tarımdan gıda güvenliğine kadar birçok alanda gerçekleştirilen reformlar, AB’ye uyum amaçlamakta ama sonuçları hayat standardımızı yükselten adımlardır” dedi.

“İslam düşmanlığının önüne geçilmezse”

AB’ye uyum çerçevesinde Türkiye’nin de standartlarının yükseldiğini dile getiren Yücel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ama şu gerçek, AB gibi önümüzde belli bir tecrübeden, 100 bin üzerinde sayfadan oluşan bir müktesebat bize aslında önemli bir rehber. Sadece çevre ulaştırma alanlarından değil demokrasinin, insan haklarının güçlendirilmesi ve birçok alanda Türkiye’nin standartlarının yükseltilmesi bu müktesebat rehberliğinde çok kolay olmakta ve hızlı gerçekleşmektedir. Siyasi görüşümüz ne olursa olsun AB’ye böyle bakmak zorundayız. İslam düşmanlığı gibi ırkçı yaklaşımlar, Avrupa Birliği değerlerini yok etmeyi ilke edinmiş yaklaşımlardır. Çünkü AB içindeki aşırı sağ yükselmesi İslam karşıtlığı ile açıklanamaz. Temelinde AB karşıtlığı ile açıklanabilir. Bu nedenle AB’deki bu gelişmelerin önüne geçilmemesi halinde, AB’nin kuruluş değerleri ilerde çok ciddi anlamda sarsılacak ve ortadan kalkacaktır. Kuruluş değerleri sarsılmış bir değerin birlik olarak devam etmesi mümkün değildir” diye konuştu.

“Türkiye’ye karşı oluşturulan algının panzehiri”

Erasmus programının bu aşamada çok önemli olduğunu, bu program sayesinde ülkelere karşı algının değiştiğini belirten Yücel, “Bugün Türkiye’ye karşı Avrupa’daki belirli kesimlerde oluşan yanlış algının panzehiri bu programdır. Bu program kültürlerarası ortak çalışmayı öngörmektedir. Bir taraftan Türkiye’nin geleceğini şekillendiren bir program. Diğer taraftan Avrupa’nın içinde bulunduğu olumsuz gelişmelerin değişmesi için önemli bir programdır. Eksiklerimiz yok mu? Vardır. Türkiye adına eleştirilmekten korkmayız. Ama oluşturulmak istenen algı maalesef sadece Türkiye’ye yönelik değil AB değerlerini ilerde yok edecek bir algıdır” ifadelerini kullandı.

Türkiye Ulusal Ajansı Başkanı Mesut Kamiloğlu, Erasmus’a sayı bakımından en fazla öğrenci gönderen üniversitelerden birinin Ege Üniversitesi olduğunu belirterek, “Erasmus kapsamında 120 bin proje başvurusu oldu, bunların 28 bininin finansmanını sağladık ve tahsis ettiğimiz miktar bin euronun üzerindedir” dedi.

Her yıl 150 yabancı öğrenci

Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak ise uluslararası ilişkilerin geliştirilmesine önem verdiklerini belirterek, şunları söyledi:

“Bu çerçevede Ege Üniversitesinin dünya çapında marka olmasını sağlamak, projelerin sayısını artırmak hedeflerimiz arasındadır. Bunu dikkate alarak üniversitemizin stratejik planı arasında uluslararası öğrenci değişim programlarını teşvik etmekteyiz. Erasmusun, öğrencilerin yabancı dillerini geliştirmelerinin yanı sıra mesleki gelişim ve istihdam anlamında da ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Bu program sayesinde öğrenciler çok kültürlü ortamda ders görerek kültürlerarası farklı kazanımlar elde ediliyor. Ayrıca bu program sayesinde öğretim elemanlarımız da yurt dışında dersler verebilmekte, onlar için de birçok avantaj sağlamaktadır. Her yıl 150 yabancı öğrenciye ev sahipliği yapan üniversitemize daha fazla öğrenci gelmesini arzu etmekteyiz. Buna uygun akademik kadromuz da alt yapımız da var. Böylelikle, Türkiye AB ilişkilerine daha da katkı sağlanacak.”

Büyükelçi, programın ardından İzmir Valisi Erol Ayyıldız'ı ziyaret etti. 

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.