1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Umutoğulları'ndan Delican'a tazminat davası
Umutoğulları'ndan Delican'a tazminat davası

Umutoğulları'ndan Delican'a tazminat davası

Radyo Egepostası Yönetim Kurulu Başkanı Mithat Umutoğulları, AK Parti İzmir İl eski Başkanı Bülent Delican hakkında maddi ve manevi tazminat davası açacağını açıkladı.

A+A-

AK Parti İzmir İl Eski Başkanı Bülent Delican’ın kendisini sadece eleştiri görevini yerine getirdiği için haksız yere suçladığını ve yaptığı suçlamalardan takipsizlik kararı çıktığını belirten Radyo Egepostası Yönetim Kurulu Başkanı Mithat Umutoğulları Delican hakkında maddi ve manevi tazminat davası açacağını açıkladı.

BEN BUNUN HESABINI SORACAĞIM ONA, DAVA AÇACAĞIM

İl eski Başkanı Delican’ın kendisini ve kurumunu yalan haber yapmakla suçlamasının hesabını hukuken soracağını kaydeden Mithat Umutoğulları,  “Son giderken de bir haber yaptık. Genel merkezin aradığını, istifa etmediğini, ki somut veriler de bunu gösteriyor. Tüm il başkanlarını genel merkez görevden aldı. Genel merkez saat on ikide Şengül’ü atıyor, Delican dörtte istifa ediyor. Demek ki sen istifa etmedin. On ikide adamı görevlendiriyorsun ama  il başkanı hala istifa etmemiş. Bunu atadık mı diyecekler. AK Partide böyle bir şey gördün mü? Çıktı yine bizimle ilgili şahsımla ilgili, 'benim üzerimden partimi itibarsızlaştırmak isteyen Egepostası' dedi. Ben bunun hesabını soracağım ona. Geniş kapsamlı bununla ilgili bir yazı yazacağım. Açtığı üç davadan takipsizlik aldım. Bununla ilgili dava açacağım” diye konuştu.

İL BAŞKANI OLMADAN ÖNCEKİ VE SONRAKİ ECZANE CİROSUNU İSTEYECEĞİM

AK Parti İzmir İl eski Başkanı Bülent Delican hakkında kendisine gelen özel yaşamı ilgilendiren videoları yayınlamadığını vurgulayan Mithat Umutoğulları, Delican’ın il başkanı olduktan sonra edindiği servetin de sorgulanması gerektiğini söyledi:

“Bizim yaptığımız siyasi eleştirilere tahammül etmek yerine, şahsımla ilgili bel altından vurmaya çalıştı. Savcılığa AK Parti İl Başkanlığı olarak başvurdu. Kurumsal kimliğine, AK Parti’nin, bir şey deme şansımız yok. Doğru da değil. Gazetecinin görevi eleştirmektir. Eleştirebiliriz. Sayın Başkan eleştirilerimizi keşke dinleyip öz eleştiri yapsaydı. Kendisine yakın olan bazı isimlerin yapmış olduğu yanlış bilgilendirmeden dolayı bize ön yargılı oldu. Sonuçta biz burada hancıyız. Bunlar yolcu. Yarın Deniz Yücel de Aydın Şengül de Necat Karataş da gider. Biz 16 yıldır buradayız. Sayın il başkanı, bugüne kadar Türkiye tarihinde bir eczacı İzmir’de vergi rekortmenleri sıralamasında yüzüncü sıraya giriyor. Beyefendi il başkanı olduktan sonra oluyor. Peki bu bir tesadüf müdür? BİMER’den onu isteyeceğim. İl başkanı olmadan önceki eczane cirosuyla, il başkanı olduğu dönemdeki eczane cirosunu isteyeceğim.”

İl eski Başkanı Delican hakkında kendisine gelen belaltı ve özel hayatı ilgilendiren videoları yayınlamadığını vurgulayan Mithat Umutoğulları, sadece gazetecilik görevini yaptığını ve icraatlarını eleştirdiğini belirterek şunları dile getirdi:

“Terör örgütü üyesi gerekçesiyle şikayet etmişti bizi. İl başkanlığıyla ilgili hiçbir şekilde ne ekonomik ne başka bir ilişkim olmadı. Öyle olsaydı onunla aramı iyi tutardım. Hiçbir zaman il  başkanıyla ilgili bel altı muhabbetine girmedim. Bir bayanın video açıklamalarında, kendisiyle ilgili, münasebeti olduğunu açıklamasına rağmen, ben bunu yayınlamadım. Biz bunu yayınlamadık.”

İŞTE PROGRAMIN SATIR BAŞLARI:

Mithat Umutoğulları: AK Parti'de görev değişimi oldu. Bülent Delican gitti. AK Parti’de bayrak değişimi oldu. Delican’ı bu kadar seven biri olarak değerlendirme yapsana. Ne iz bıraktı Delican sende?

Adem Nakçı: Tüm partilerde klasik bayrak değişimi olur. Hareketli saatler bundan sonra başlayacak. Kişisel duygumu katmıyorum. Biz seni sol görüşlü bilirdik, AK Parti başkanını neden bu kadar savundun dedi. Arif Çayan da şahit buna. Solcuyuz ama din ve Allah sizin tekelinizde değil. Yarın büyük mahşere gittiğimizde doğru bildiklerimi söylemeseydim, Delican, ‘Hakkımı helal etmiyorum’ deseydi, nasıl geçerdim. Kendi vicdanımı rahatlatmak ve doğru bildiğimi söylemekle mükellefim. Hz.  Ali’nin bir sözü var diyor ki; mazluma zulüm yaparken suskunluk kadar ağır çığlık yoktur der. Delican ile görüşmedim uzun zamandır. Biz bu filmi Ömer Cihat Akay’ın ikinci defa görevlendirilmesinde de yaşadık. Ömür Kabak’ta da aynı şey oldu. Bülent Delican, kimseye bir şey yaptırmadı dediler. Bu partiye mücahit olanlar müteahhite döndü diye bir laf var Numan Kurtulmuş’un. Delican bu yapının önünü neden kesti deniyor. Bazıları da o vardı kan kaybı oldu diyor. Bana göre bütün bu tavır, yapı, oluşum bunun sebebi Delican’ın bazı şeylerin önüne ket vurmasıydı. Akçeli iş yaptırmadım diye ifadesi vardı ya Delican’ın. Bugüne kadar kimse bir şey demedi. Şengül’ün etrafında çok fazla insanın toplanması, herkesin beklentisi var. İlçelere bakıyorsun, koltuk da koltuk diyor. Bu partinin burada oy sayısı belli. Yüzde 36 tavanın üstüne çıkması zor görünüyor. Binali Bey ile birlikte bile bu oranın üzerine çıkılamadı. AK Parti’nin Türkiye genelinde oy kaybı var.

Mithat Umutoğulları: Bana iktidar partisinin il başkanını anlatır mısın, nasıl iz bıraktı, neler yaptı bu adam. Bana anlatır mısın? Ömer Cihat Akay diyorsun, Bülent Delican demiyorsun. Bülent Delican dört yılda ne yaptı diyorum. Ben tepki var mıydı demiyorum, ne yaptı diyorum. Ne tepkisi kardeşim? Tepkiden bahsetmiyorum. En ateşli Delican savunucularından biriydin. 

Adem Nakçı: Delican ile husumetin varsa benim üzerimden vurma. Benim üzerimden Aydın Şengül’e de vurma. Vuracaksan kendin üzerinden vur. Ben kul hakkıyla gitmeyeceğim, bunun için savunacağım. Mahkeme-i Kubra’da. O adamla ilgili hırsızlık, arsızlık, sapsızlık görseydim konuşurdum.

Mithat Umutoğulları: Delican bugüne kadar hırsızlık, namussuzluk mu yaptı dedik. Şimdi ilde heyecan, hareketlilik var. Koridorlar dolu. Delican zamanında yöneticilerin kendileri gitmiyordu, koridorlar boştu. Yönetim kurulu üyeleri toplantıya gitmiyordu.

Adem Nakçı: Bugün Şengül’ü görmeye gelenlerin yüzde 80’i Delican’ın kolunu kanadını kırmışlardı, çalışamıyorlardı diyor. At sahibine göre kişniyorsa, yönetim iyi olsaydı, iki toplantısında da yönetime uyarı çekmezdi. Elini vicdanına koy. Bu kalabalığın nedeni koltuk derdi. Aydın Şengül, 11 ilçe başkanı değişmeyecek, 19’un da en az 15’i değişecek dedi. Gelen sayısı beşe katladı. Değişime bağlıyorum hareketliliğin nedenini. Konak’ta Mardinliler Derneği’ni ziyaret edip Said Baştaş olsun diyorlar. Aydın Şengül de diyor ki bana referansla gelmeyin diyor. Çalışmak isteyen çalışır diyor. Teşkilatı iyi biliyorum. Ekstra görevlendirmeye, referans sokmaya gerek yok. Kendine güvenmeyenlerdir referans sokanlar. Onlarla çalışılmaz diyor. Karşıyaka’da bile on tane adam sıraya girmiş. Ne yapacaklar şapkadan kuş mu çıkaracaklar?

Mithat Umutoğulları: Karşıyaka AK Parti açısından bir vizyon. Sazı yerlerde sahne alırsın. Aldığın sahne güzel ses getirir. Bazı yerlerde kapalı gişe oynarsın ama oyun kötüdür. Bazen boş tribünlere oynamak gerekiyor. Oyunu çok güzel oynamak gerekiyor. Kerem Ali Sürekli bunu güzel yaptı. Parti de bunu boş bırakmadı. Sürekli sonrası hiçbir şey yok Karşıyaka’da. Temel Yıldırım’a gelelim. Aydın Şengül, devlete iş yapan adam yönetimlere girmesin diyor. Ben de diyorum ki Yıldırım Konak ilçe başkanı. Teşkilatlarla ilgili ne yaptı? Oyunu kaç puan arttırdı. Ya da göze gelen birşeyi var mı/ Sadece ve sadece Yeni Asır gazetesi mantığıyla çalıştı. Yeniden ilçe başkanı olurdu. İlçe başkanı olmamasının temel nedenlerinden birisi ne? Sen ilçe başkanı oluyorsun devletten ihale alıyorsun. Okulların temizlik ve güvenlik işlerini o alıyor. Tüm hastanelerin temizlik işlerini sen alıyorsun? Bunu sadece ve sadece Konak AK Parti İlçe Başkanı olduğun için. Yani partinin sana verdiğin mevkiyi kendi kişisel çıkarın için kullanıyorsun? Bu kafaya sahip bir kişinin başarılı olma şansı var mı?

Karabağlar’a bakalım. Karabağlar İlçe Başkanı. Kazım Başkana ticaret yapıyor diyemezsin. Ha, ilçe başkanlığı yaparken, biraz daha siyasi dille konuşması gerekiyor. İl başkanı Kazım Başkanı görevden alsalar, rakibiydi aldı diyecekler. Stratejik olarak böyle bir hamle yapması gerekiyordu. Tartışma zemini hazırlamıyor. Bornova zaten kalması mümkün değildi. İl başkanıyla geldi il başkanıyla gitti. Delican koltuğa getirdi, onunla gitti. Çiğli’ye bakalım. Orda zaten büyük problemler var. Orada sıkıntılı bir yapı var. İl başkan yardımcısı var Adnan Yılmaz. Onun karşısında onu yıpratmak için olan bir grup var. Disipline verildi, Hamza Dağ devreye girince geldi. Yeniden disiplin kuruluna gönderildi. Bel altı çalışıyor. Sedat Karatekin sakin bir insan ama Abdullah Mertoğlu gibi donanımı olmayan isimlerden biri. AK Parti’nin herşeyden önce bu kadrolarını değiştirmesi  lazım. AK Parti İl Başkanı Bülent Delican, en çok eleştirilen isim bendim. Sayın başkanın tavrıyla açıkçası kişisel husumet algısı yarattı. Onu da bilerek yaptı. Bizim yaptığımız siyasi eleştirilere tahammül etmek yerine, şahsımla ilgili bel altından vurmaya çalıştı. Savcılığa AK Parti İl Başkanlığı olarak başvurdu. Kurumsal kimliğine, AK Parti’nin, bir şey deme şansımız yok. Doğru da değil. Gazetecinin görevi eleştirmektir. Eleştirebiliriz. Sayın Başkan eleştirilerimizi keşke dinleyip öz eleştiri yapsaydı. Kendisine yakın olan bazı isimlerin yapmış olduğu yanlış bilgilendirmeden dolayı bize ön yargılı oldu. Sonuçta biz burada hancıyız. Bunlar yolcu. Yarın Deniz Yücel de Aydın Şengül de Necat Karataş da gider. Biz 16 yıldır buradayız.

Son giderken de bir haber yaptık. Genel merkezin aradığını, istifa etmediğini, ki somut veriler de bunu gösteriyor. Tüm il başkanlarını genel merkez görevden aldı. On ikide Şengül’ü atıyor, dörtte istifa ediyor. Demek ki sen istifa etmedin. On ikide adamı görevlendiriyorsun il başkanı istifa etmemiş. Bunu atadık mı diyecekler. AK Parti'de böyle bir şey gördün mü? Çıktı yine bizimle ilgili şahsımla ilgili, benim üzerimden partimi itibarsızlaştırmak isteyen Egepostası dedi. Ben bunun hesabını soracağım ona. Geniş kapsamlı bununla ilgili bir yazı yazacağım. Açtığı üç davadan takipsizlik aldım. Bununla ilgili dava açacağım. Terör örgütü üyesi gerekçesiyle şikayet etmişti bizi. İl başkanlığıyla ilgili hiçbir şekilde ne ekonomik ne başka bir ilişkim olmadı. Öyle olsaydı onunla aramı iyi tutardım. Hiçbir zaman il  başkanıyla ilgili bel altı muhabbetine girmedim. Bir bayanın video açıklamalarında, kendisiyle ilgili, münasebeti olduğunu açıklamasına rağmen, ben bunu yayınlamadım. Biz bunu yayınlamadık. İki, sayın il başkanı, bugüne kadar Türkiye tarihinde bir eczacı İzmir’de vergi rekortmenleri sıralamasında yüzüncü sıraya giriyor. Beyefendi il başkanı olduktan sonra oluyor. Peki bu bir tesadüf müdür? BİMER’den onu isteyeceğim. İl başkanı olmadan önceki eczane cirosuyla, il başkanı olduğu dönemdeki eczane cirosunu isteyeceğim.

Adem Nakçı: Teknik hata yaparsın. Bundan önceki eczanesi 40 metrekareydi. Şu andaki eczanesi tam köşede.

Mithat Umutoğulları: Mal stoku mu yoktu. İsterse 40 metrekare olsun. Dükkan büyük olunca daha çok müşteri mi geliyor? Kaç tane eczane var o bölgede?

Ben seni terör örgütü üyesi olarak suçlasaydım ne yapardın?

Adem Nakçı: Takipsizlik kararı çıktı mı? Çıktı. Sen dava açacak mısın? Tamam. Alanı büyüdü, adı üniversite eczanesi. Oradaki eczane küçüktü, şimdi daha büyük. Kupon yer orası. Temel sıkıntı ne Delican’ın gelmesi ne gitmesi. Temel sıkıntı insanların, teşkilatın hareketlenmesi. Nedeni de görev almak istemeleri. Temel çok başarılı olsa, orada illa doğulu bir aday arayışına girilmez. Teşkilatlarda değişim havası var, herkes koltuk beklentisi içerisinde. Herkes çok çalışkan, atak görünüyor. Aydın Şengül bu partiye ivme kazandıracaktır, umarım o da 3 ay sonra sıkıntı yaşatmaz. İnsanlar koltuğa gelemezse bayağı sıkıntılı bir süreç bekliyor herkesi. O sürecin de sonu pek hayırlı olmasa gerek. Konak’ta Mardinliler, Sait Baştaş’ı istiyoruz demişler. Her gelen 20 kişi geliyor. Doğulu aday arayışı var orada. Sahil kesimden umudu kestiler, yukarıdaki oyu toplarız hesabı yapıyorlar herhalde.

Mithat Umutoğulları: Aydın Şengül’e sormuştum onu. Uzun zamandır Karadenizlilerle ilgili sıkıntı var dedi. Muhtemelen onu tekrar gündeme getirecekler diye düşünüyorum.

Adem Nakçı: AK Partili bir arkadaşla konuştuk. Karadeniz lobisi diyorsunuz kaç tane var dedi. Konak, Karabağlar, Bayraklı, Gaziemir, Menderes deyince, ‘Abi büyük ilçeler, neden oy alamıyoruz belli oldu’ dedi. Yeni dönemde bu konuda değişiklik bekliyorum. Aydın Şengül Karadenizli olsa da. Karşıyaka ve Konak kesin gidiyor. Karşıyaka’daki adaylara bakıyoruz, üç tane isim geçiyor. İkisi doğu ve güneydoğu kökenli. Konak’a bakıyorsun, üç tane isim var, bir de yanlarında kadın kolları başkanı var, Seyhan Hanım. Biri Mardinli, biri Malatyalı. Buradaki en büyük handikap kaş yapayım derken göz çıkarmak. Dengeyi tutturmak çok önemli. Bir tane koşturan birini ekibe alacaksınız ve altına yapıyı dolduracaksınız. Delican’dan daha kötü bir dönem olabilir yoksa. Sayın Şengül’ün çıkışı önemli. Bana referansla gelmeyin kardeşim diyor ısrarla. Teşkilatta tüm görevlerde bulundum, çok iyi tanıyorum teşkilatı diyor. Yeni katılan isimleri tanımıyor olabilir. Aydın Şengül, yeni gelenleri de dinleyerek bir not verecektir. Sıkıntılı bir süreç. İzmir’de 500 bin Mardinli, Konyalı, göçmenler var. Dengeyi sağlaması çok önemli. 28 Şubat-1 Mart arasında ilçelerde teamül yoklaması var. Ömer İnal, İshak Gazel, Mustafa Köse, Mehmet Nil Hıdır var. İki tane il başkan yardımcısı ve bir tane ilçe koordinatörü olacak. Bu dörtlü dinleyecek insanları. İlçe yönetimi, ilçe kadın kolları ve gençlik kolları, mahalle başkanlarından oylama alacaklar. Şu sıkıntı var; AK Parti’de yapılan teamüllerin gizli oy açık tasnif yapılır ya, burada açık oy gizli tasnif yapılıyor. Çıkacak rapor önemli. Yüzde onu, en fazla on beşi kalır. Büyük ihtimalle kadın ve gençlik kolları. Hüsnü Boztepe kalır. Hasan Ali Karaman kalabilir.

Mithat Umutoğulları: Hüsnü Boztepe kalır mı sence? İbrahim Ölmez sessiz, sakin ve faydalı bir oyuncu. Amelelik yapar ama gösterişi yoktur ya futbol takımlarında. Ameledir ama göz önünde olmaz. Öyle bir adam o. Kemal Erim kalabilir. Emrun Sulayıcı, başkanlık vekilliği yaptı. Ki medya tanıtımda iken Bülent Delican’ın hiçbir sıkıntısı yoktu medya ile. O zaman tanımıyordum. İnsan ilişkileri güzel. Bir haber olduğunda arar, sorardı. Olumsuz bir şey olduğunda öyle değil böyle. Mehmet Deniz Şimşek faciaydı. Bülent Delican’ın ayağını kaydıran oydu bence.

Adem Nakçı: Nilüfer Karadal faciaydı. Basın yayın organlarını ayırmıştı.

Mithat Umutoğulları: Özkanlar Pazar yerini kaldır dedi mahkeme. Belediye bunu kaldırdı. Kongre hesaplaşmaları CHP içinde başka şekilde görülmeye başlandı. Bu kentin belediyecilik anlamında en büyük ismi kim? Kentte bir sorun var. Bu sorunu ne yapıyorsunuz? Çözmeniz lazım. Bir büyükşehir belediye başkanı düşünün. AK Partililer dönüp bu Özkanlar Pazar yeri hakkında konuştuğunda, büyükşehir belediye başkanı, ilçe belediye başkanımız çözecek diyor. Buranın muhatabı Bayraklı Belediye Başkanıdır diyor. Bir büyükşehir belediye başkanı kentin bir sorununu, hele hele kendin partili bir belediye başkanın söylüyorsa, hele hele bu belediye başkanı il kongresinde sana rakip olmuşsa, daha dikkatli olursun. Tuncay Özkan için ne dedik, barış için adım attı, muhaliflerini ziyaretle başlasaydı dedik. Senin karşında aday olmuş birine ne yapıyorsun? Hasan Karabağ, düğün salonunda da dik durdu değil mi? O zaman da CHP’liler gidip etnik zemin üzerinde siyaset yaptı değil mi? Ne oldu sonuç? Gelinen ne; aynı adamlara bu kez kendileri cephe açtılar? Pazar yeri meselesi artık mide bulandırır hale geldi.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.