Uzmanından meme kanseri uyarısı!

Uzmanından meme kanseri uyarısı!

Prof. Dr. Osman Kurukahvecioğlu, meme kanseri hakkında bilgi verdi. 

Prof. Dr. Osman Kurukahvecioğlu, meme kanserinin kadınlarda en sık rastlanan hastalık olduğunu belirtti.

Yazılı açıklamada bulunan Prof. Dr. Osman Kurukahvecioğlu şunları belirtti;

Meme Kanseri Dünyada ve Türkiye'de oldukça yaygın görülen kanser türlerinden bir tanesidir. Kadınların ya da kadın cinsiyetine ait kanserler arasında  1. sırada yer almaktadır. Kansere bağlı ölümler arasında ise kadınlar arasında akciğer kanserinden sonra ikinci sırada gelmektedir. Meme kanseri hem görülme sıklığından hem de kansere bağlı ölümler arasında ilk sıralarda yer almasından dolayı önemli bir kanser türüdür.

Meme kanserinde başarılı tedavi uygulamak ve ölüm oranlarını azaltmak temel amacımızdır. Bunu becerebilmenin yolu da aslında erken tanıdan geçiyor. Şimdi erken tanı için neler yapılmalıdır? Ülkemizde de yavaş yavaş erken tanı koyulan hasta sayısında artış mevcut idi. Korona pandemisi ile beraber erken tanıda da maalesef gecikmeler ve aksamalar meydana gelmeye başladı. Bundan birkaç yıl öncesinde daha fazla erken evre meme kanseri tanısı koyarken şu anda daha çok ileri evre, koltuk altına ya da vücutta herhangi bir yere yayılmış şekilde hastalar başvurmaktadır. Bu da tanıdaki gecikmeden kaynaklanmaktadır. 

image-08-02-21-01-18.jpeg

Peki erken evrede tanı koyabilmemiz için neler yapmamız gerekiyor? Meme kanseri nasıl erken dönemde fark edilir?  Bunun aslında yegâne yolu düzenli kontrol altında olmaktır. Şimdi burada düzenli kontroller altında olmak dediğimiz zaman anlaşılması gereken şey aslında şu; her sağlıklı kadında 20 ila 40 yaş arasında 3 yılda bir düzenli hekim muayenesi ve ultrasonografik görüntülemesi yapılması gerekiyor. 40 yaştan sonra da yılda bir kez mamografi, meme ultrasonografisi ve hekim muayenesi mutlak gereklidir. Neden 40 yaş bu kadar önemli? Bütün dünyada ve ülkemizde 40 yaş ile beraber meme kanseri görülme sıklığında artış mevcuttur. Bu sebepten dolayı 40 yaş bir eşiktir. Kırk yaş sonrası kontroller çok daha önem kazanmaktadır. Tabii ki bu arada kendi kendine muayene olarak bilinen hastanın ya da kişinin kendini belli aralıklarla muayene etmesi de önemlidir. Kendi kendini muayene aslında meme kanserinin farkındalığını artırmak için söylenen ve yapılması istenen uygulamalardan bir tanesidir. Burada menopoz öncesi kadınlarda adet dönemi bittikten 1 hafta sonra muayene için en ideal dönemi oluşturmaktadır. Menopozda olan kadınlar için ise her ayın belirli bir günü kendi kendilerini muayene etmeleri istenmektedir. Bu muayene esnasında her iki meme dokusunu ve koltuk altı bölgesi 2. 3. 4. parmaklarının parmak uçları ile muayene edilmelidir. Sağlıklı meme dokusunu da kitle şeklinde algılamamaları için baş parmaklarını bu muayene sırasında kullanmamaları gerekir.  Kendi kendini muayene çok önemlidir ancak bazen gereğinden fazla önem atfediliyor ve bazı kadınlarda şöyle bir algı oluşuyor “Ya evet ben kendi kendimi muayene ediyorum, memede elime herhangi bir şey gelirse kitle sertlik, şişlik ya da memede herhangi bir değişiklik saptarsam o zaman doktora gideyim, onun haricinde doktora gitmeyeyim” ki bu algı son derece yanlıştır. Biraz da çekinme duygusu burada rol oynamaktadır. Aslında en büyük hatalardan ya da yanılmalardan bir tanesini oluşturmaktadır. Bu konu ile ilgili yapılan çalışmalar bize şunu göstermektedir; bir kadının kendi kendini muayene ederek memesinde kitle saptadığı dönemde, kitle boyutu genellikle 2 santimetrenin üzerinde olmaktadır. Bir hekim muayene ettiğinde ise kitle boyutu yaklaşık 9-10 milimetreden başlamaktadır. Mamografi ve ultrasonografi devreye girdiği zaman ise daha birkaç milimetre iken tümörlü dokuları tespit etme şansımız olmaktadır. Bu durum bize düzenli kontrollerin, hekim muayenesi, meme ultrasonografisi ve mamografi incelemeleri ile ne kadar erken dönemde meme kanseri tanısı koyabileceğimizi gösteriyor. 

Tabii ki burada mamografi deyince kadınlar arasındaki korkular mevcuttur. Birincisi; iki tane plaka arasında meme dokusu sıkıştırılıyor, çok can yakıcı bir uygulama ve onun içinde kadınların korkulu rüyası olmaktadır. İkincisi ise maruz kalınan radyasyon. Mamografi çekilirken alınan radyasyonun meme kanseri yapıcı etkisi ya da meme kanserini arttırıcı etkisi yoktur. Bunlar tamamen yanlış bilgilerdir. Uygun ve doğru yerlerde, doğru teknikle çekim yapıldığı zaman memenin aşırı miktarda acıması ya da çok ciddi baskılar altında kalması söz konusu değildir. Burada mamografi yaptırdığınız yer, yapan kişi/teknisyenin tecrübesi oldukça önemlidir. Bunun haricinde asıl önemli olan mamografi çekiminde uygulanan radyasyon miktarıdır.  Bir mamografi çekiminde her iki memeden birden ikişer tane film alınır. İki sağ iki sol olmak üzere toplam 4 tane çekim yapılmaktadır. Bu 4 çekim esnasında alınan radyasyon miktarı bizim kozmik radyasyon dediğimiz dozla hemen hemen eşdeğer bir dozdur. Kozmik Radyasyon nedir? Her insanın dünya üzerinde  yaşamasından dolayı maruz kaldığı  radyasyon miktarıdır. Hepimiz her yıl bu dozu alıyoruz. Bu oldukça  düşük ve zararsız bir dozdur. Burada önemli olan ya da dikkat edilmesi gereken şey başta da söylediğim gibi doğru yerlerde doğru şekilde mamografi çekiminin yaptırılmasıdır. Hatalı yapılan ya da eksik yapılan çekimler ya da iyi pozisyon verilmemesi  sonucu tekrar tekrar yapılan çekimlerde ilave dozlar alınmaktadır. Eğer bunların önüne geçilirse yıllık çekilen mamografinin hiçbir zararı bulunmamaktadır. Buna karşılık çok fazla bilinmeyen veya dile getirilmeyen bilgilerden bir tanesi de şudur;  yıllık düzenli olarak mamografi çekilmesi sayesinde meme kanseri daha erken evrelerde  tanı almaktadır. Tedaviye başarı oranları %90 ‘ların üzerinde olmaktadır. Böylece de meme kanserine bağlı ölümler %40 oranında azalmaktadır. Bunlar pek çok merkez tarafından yapılan çalışmaların sonucudur ve şu an gelişmiş toplumlarda meme kanseri erken evrede tanı almakta ve dolayısıyla meme kanserine bağlı ölüm oranlarının bu ülkelerde azaldığını görüyoruz. Başlangıçta dediğim gibi son dönemlerde yapılan farkındalık aktiviteleri, basında yapılan görsel ve yazılı haberler, bizlerin de çabalarıyla meme kanseri farkındalığı artmış idi ve bizim ülkemizde de artık erken evrede tanı alan hasta sayısında belirgin bir artış söz konusu idi. Ancak pandeminin başlaması ile birlikte insanların hastaneye gitme korkusu, tetkiklerini yaptırmada ki endişelerinden dolayı, “covid enfeksiyona maruz kalma korkusundan dolayı” kontrollerini  aksattılar ya da ertelediler. Bu sebeple de son 10 - 12  aydır  tekrar ileri evre hasta sayısında bir artış söz konusu olmuştur. Umarım en kısa sürede yine eski haline geri döneriz.
 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.