VAR İÇİNDEKİ YOKLAR
Banu Pirinçcioğlu yazdı...
Herşeyimiz yarım. Herşey bir eksik.
Var ama yok.
Olmasa daha iyi belki, bilirsin ki yok. Ama varın içinde yok olunca insan deli oluyor.
Bir kanun var diye seviniyorsun. Ama içi o kadar eskiklerle dolu ki, olmasa da olurdu diyorsun.
Medeniyet var diye çılgınca seviniyor, havamızı atıyoruz medeniyetsiz yerlere. Ama gel gör ki, medeniyetin yarısı var yarısı yok.
Izmir’de biz özeliz, farklıyız diyoruz. Yollarda tabelalar dev gibi. İzmir farkı yazıyor.
Farkımız nedir? Mesela kocaman park alanlarımız var, yeşillik, yürüyüş, doğa, spor olmazsa olmazımız.
Ulaşım rahat kolay, vapurumuz, metromuz,tramvayımız. Ve hatta bisikletlerimiz. Uzun upuzun bisiklet yollarımız. Medeniyet deyince akla gelen ilk araç değil mi bisiklet? Bizde var.
Peki ne yok bizde? Örneğin bir evcil hayvanınız varsa, bir köpeğiniz, onunla herhangi bir toplu ulaşım aracına binemezsiniz. Katiyen adım atamazsınız.

Kafes ister, ağızlık ister.
Bir başka medeni ülkede köpeğini alır markete gidersin, burada vapura bile binemezsin. Nasıl binebileceğinizi birazdan anlatacağım, bizzat yaşamış biri olarak. Buna binmek denir mi denmez mi kararı siz vereceksiniz.
Heryere vapurla gidilmiyor, tramvaya binmek istersen yok olmaz binemezsin. Kafes, ağızlık olmadan olmaz. Otobüs? Asla.
O zaman ben kendimize medeni demem. Iki bisiklet yolumuz var, bir yeşilliğimiz var diye medeniyiz diyemem. Diyenin de karşısında dururum.
Tarih 23.07.2019, 17:35 Alsancak-Bostanlı vapurundayız. Tam binerken iki genç delikanlı Golden Retreiver cinsi köpeğini almış, ezik ezik vapura biniyor. Neden ezik, çünkü köpeğiyle binmeye çalışırken sanki gergedanıyla biniyormuş gibi zorluklar yaşamış önce binersin demişler, sonra yok binemezsin. Derken karar çıkmış biniş serbest. Yine ezik, suçlu gibi, katamaranın üst katına açık alanına çıktılar. Aman kimse rahatsız olmasın, aman biri laf etmesin diye.
O sırada kaptanın anonsunu duyduk. Köpekli şahıs indirilsin, yoksa kalkmam! Hem gönüllü hayvan koruma görevimden dolayı hem de köpek sahibi olarak kalkıp müdahale etmek zorunda hissettim.
Çocuklar apart topar aşağı indiler. Gemi görevlisi, dışarda üst üste konulmuş üç kafesten en alttakinin kapağını açtı ve buraya koyabilirsin dedi. Oraya kedi konulabilir, elli cm uzunluğunda sosis köpek konulabilir. Ama Golden Retreiver konulamaz. Içeri tıkıştırılan köpeğin yüksekliği zaten 60 cm.

Bu kafesler sadece süs köpekleri konusun diye mi koyuldu oraya? Koymak olsun diye mi yoksa?
O anda başka şansı olmayan çocuklar mecburen kafese oturttu köpeğini. Bu sefer de kapının bozuk olduğunu gördük. Incecik bir çengel tutuyor ve yan tarafı yerinden oynamış.
En ufak bir darbede açılması muhtemel bir kapı. Sahibi endişeli, yanında durayım diyor. Yok olmaz yasak diyor görevli. Ya açılırsa köpek panikle çıkıp denize düşerse diyoruz, yok diyor olmaz birşey ben burdayım. Mecburen içeri giriyorlar, kapılar kapanıyor. Sahibi endişeli kapının yanından ayrılmıyor. O anda kapak kırılsa köpek çıksa ne yapabilecek? Yetkili gelene kadar giden gitmiş olacak. Buradayım diyen görevlinin yerinde yeller esiyor Bostanlı iskelesine kadar. Hep birlikte hop oturup hop kalkıyoruz. Ya birşey olursa diye dert oluyor hepimize. Sağ salim iniyoruz vapurdan.
Bu arada belirtmek isterim ki, öncelikle ağızlıkla binsek olur mu diye soruyor ona da hayır cevabı geliyor.
Durmuyorum, izdenize soruyorum hemen, yazılı şikayetimle birlikte. Vahim bir yanıt alıyorum.
Diyor ki yetkili, ağızlıkla sadece ARABALI vapurda ve yolcu salonu dışında seyahat edebilir. Yolcu vapurunda küçük boydakiler dışarda kafeste taşınabilir. Büyük boylar ise yolcu yanında kendi kafesini getirmelidir.
Tam üç kez okudum. Kendi köpeğimle Bostanlı’dan Alsancağa gidip gelmek için nelere katlanmam gerektiğini bir hayal ettim.
Öncelikle yarı boyumda bir kafes edinmeliyim. Çünkü küçük değil büyüğün bir boy ufağı bir köpeğim var. Medeniyet kokan şehrimde sahilden yürüyüş yapıp iskeleye ulaşmak yerine, kafesin sığacağı bir araç edinmem gerekiyor, belki bir station vagon veya jeep. Iskeleye ulaşıp kızımı kafese tıktıktan sonra 15 dakika sürecek yolculuk sonrasında Alsancakta gideceğim yere gidebilmek için kafesimizin de sığacağı bir taxi bulacağız. Gittiğimiz yere dev kafesimiz bizimle gelecek.
Sonra yine dönüş yolunda aynı şekilde iskeleye ulaşacağız ve evimize geldiğimizde mutlu son diyeceğiz. Pilimiz bitmiş olacak ama olsun.
Izmir’in bize sunduğu enfes imkanlardan böylece faydalanmış olacağız.
Bence mükemmel. Kıskanılası bir kolaylık.
Kaldırın kafesleri, hiç koymayın daha iyi. Bu çünkü olmuş olsun, yok denmesin diye yapılmış birşey. Bari yasak deriz, seyahat edilmiyor der, başka yollar ararız. Gerekirse yürürüz.
Varın içinde elli tane yok olunca kolaylık yapmış olmuyorsunuz çünkü.
Evcil hayvanı olan insanlara beşinci sınıf muamelesi yapmaya devam edin en güzeli.
Ve antiparantez, kurallara sıkı sıkıya bağlı bir işletme var karşımızda, köpek çıkmazsa kalkmam diyen bir kaptan, ama senelerdir sigara yasağına rağmen vapurun arka tarafında keyifle içilen sigaralara müdahale asla etmez. Buradan da açık ihbarımı yapmış olayım, yetkililer düşünsün.
Bisiklet yolumuz var, bisiklete biniyoruz biz.
Medeniyet mi demiştiniz? Güldürmeyin beni…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.