Bilmiyorum Demenin Nesi Kötü?

Bilmiyorum Demenin Nesi Kötü?

Feryal Romanello yazdı.. Bilmiyorum Demenin Nesi Kötü?

Bilmiyorum Demenin Nesi Kötü?

Bir sohbet ortamında konu nereden nereye gelir, hiç belli olmaz.

Kahveyle başlarsınız, beş dakika sonra yapay zekâ konuşuyorsunuzdur. Oradan ekonomi, eğitim, sağlık derken kendinizi hiç bilmediğiniz bir konuda fikir yürütürken bulabilirsiniz.

Bence bunda kötü bir şey yok.

Herkesin bir fikrinin olması güzel. Konuşmak, tartışmak, merak etmek, bildiklerimizi paylaşmak… Bazen birinin söylediği bir şeyi ilk kez duyarsınız, dinlersiniz ve merak edip araştırırsınız. Bir konu diğerini açar, yarım saat önce adını bile duymadığınız bir şey hakkında okumaya başlarsınız.

Merak güzel şey.

Benim de bilmediğim sayısız konu olsa da yeni bir şey duyduğumda genellikle araştırırım. Bir kaynağa bakarım, gerekirse başka kaynaklardan da kontrol ederim.

Ama araştırmış olmam, mutlaka anlayacağım anlamına gelmez.

Bazen konu fazla teknik olabilir, bazen bilgim yetmeyebilir. Bazen de açıkça söyleyeyim, kafam almayabilir.

O zaman “Bilmiyorum” ya da “Anlamadım” derim.

Bunu öğretmenlik yaptığım yıllarda sınıflarda defalarca tecrube ettim.

Dersi anlatırsınız. Tahtaya yazarsınız. Örnek verirsiniz. Sonra o meşhur soruyu sorarsınız:

“Anladınız mı?”

Sınıftan çıt cikmiyor tabii ki.

“Anlamadığınız bir yer var mı?”

Yine çıt cikmiyor.

İnsan o sessizlik karşısında “Herhalde mükemmel anlattım” diye düşünür.

Sonra ilk alıştırmayı verirsiniz.

Ve anlarsınız ki…

Hayır.

Sınıfın yarısı anlamamış.

Ama kimse elini kaldırıp “Ben anlamadım” dememiş.

Belki de “bilmiyorum” ve “anlamadım” demekten çekinmeyi çok erken yaşta öğreniyoruz. Bilmemeyi eksiklik, anlamamayı yetersizlik gibi görüyoruz.

Oysa insanın bilmediğini söylemesi, öğrenmek istemediği anlamına gelmiyor.

Tam tersine, öğrenmek bazen tam da şu cümlelerle başlar:

“Bilmiyorum ama merak ettim.”

Ya da:

“Anlamadım, tekrar anlatır mısın?”

Bir de şöyle bir şey var: İnsan bilmedigi ya da yanlis bildigi halde, bildiğinden son derece emin olabiliyor. Son zamanlarda sokak röportajlarında da sıkça görüyoruz bu tipleri.

Hatta, benim de yıllar öncesinden unutamadığım boyle bir anım var.

Henüz internetle tanismadigimiz yillarda, Karadenizli bir arkadaşımla son derece hayati (!) bir mesele yüzünden tartışmıştık:

Tere ve dereotu aynı bitki midir?

Ben ayrı olduklarını söylüyordum. O ise aynı bitki olduklarından öylesine emindi ki onu bir türlü ikna edemedim. Hatta, Ege'li olup otları nasıl bilmediğim konusunda benimle öyle dalga geçti ki kendimi gerçekten çok kötü hissettim.

İnsan karşısındakinin bu kadar emin konuştuğunu görünce, ister istemez “Acaba ben mi yanlış biliyorum?” diye düşünüyor dogrusu.

Ama yok.

Tere tereydi, dereotu da dereotu.

Bugün olsa telefonu çıkarıp birkaç saniyede kontrol ederdik de o zaman öyle değildi.

Ben ne yaptım?

Kitapcilari gezdim dolastim, içinde bitkilerden bahseden bir kitap buldum, tere ile dereotunun sayfalarini isaretledim ve arkadaşıma gönderdim.

Evet, biraz uğraşmış olabilirim.

Ama tere ile dereotunun şerefi kurtarılmalıydi, sadece benim gururum degil.

Oysa bugün her turlu bilgiye ulaşmak çok daha kolay, degil mi? Bir şeyi doğrulamak için kitap karıştırıp sonra o kitabı postalamaya gerek yok. Emin olmadığımız herseyi birkaç saniye içinde kontrol edebiliyoruz.

Eskiyle yeni arasında bilgiye ulaşmanın ne kadar büyük bir yol katettiğini düşününce, insanların hâlâ kulaktan dolma bilgilere inanması da bana oldukca şaşırtıcı geliyor.

Bilgi bu kadar elimizin altındayken, biraz merak edip doğrusunu aramak ise yine bize kalıyor.

Hepimizin yillarca dogru olduguna inandigi yanlislar olabilir. Önemli olan, doğrusuyla karşılaştığımızda “Haklıymışsın, ben yanlış biliyormuşum” diyebilmek.

Bu arada, bu yazıyı yazarken yıllar sonra tekrar kontrol ettim;

Tere hâlâ tere, dereotu hâlâ dereotu.

İçim rahatladı.

Zaten mesele her şeyi bilmek değil.

Merak etmek, araştırmak, bildiğimizi paylaşmak; bilmediğimizde “bilmiyorum”, anlamadığımızda “anlamadım” diyebilmek.

Bir de yanıldığımızı fark ettiğimizde fikrimizi değiştirebilmek.

Çünkü fikir değiştirmek, her zaman tutarsızlık değil, bazen de yeni bir şey öğrenip, bilgimizi tazelemek ve kendimizi yenilemektir.

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.