Bir kenti yaşanabilir yapan nedir?
Arif Çayan yazdı... Bir kenti yaşanabilir yapan nedir?
Yeni yollar mı, yeni binalar mı, büyük yatırımlar mı?
Elbette bunların hepsi önemli. Ancak asıl mesele, kentin bugününü doğru okuyup yarınını doğru planlayabilmek. Çünkü şehircilik, yalnızca boş bir araziye ne yapılacağına karar vermek değildir. İnsanların nasıl yaşayacağını, ulaşacağını, çalışacağını ve kentle nasıl ilişki kuracağını da şekillendirir.
İzmir’de üç yıl önce kurulan Atlas Plan Şehir Planlama tam da bu noktada dikkat çeken bir çalışma ortaya koyuyor.
Şehir planlama ve kentsel tasarımdan arazi geliştirmeye, gayrimenkul değerlemeden şehircilik analizlerine ve akıllı şehir projelerine kadar geniş bir alanda çalışan Atlas Plan'ın yaklaşımında önemli bir fark var:
Önce analiz etmek, sonra planlamak.

Bugün şehirlerimizin en büyük problemlerinden biri de aslında burada başlıyor. Bazen kentlerin gerçek ihtiyaçlarını yeterince analiz etmeden kararlar veriliyor. Oysa doğru şehircilik; veriyi, bölgenin potansiyelini, nüfusu, ulaşımı, çevreyi, ekonomik gelişimi ve en önemlisi insanı birlikte değerlendirmeyi gerektiriyor.
Atlas Plan’ın üç yıldır geliştirmeye çalıştığı anlayış da bunun üzerine kurulu.
Akademik bilgiyi sahadaki mesleki deneyimle birleştiriyor. Teknolojiyi şehircilik süreçlerinin dışında değil, doğrudan bir parçası olarak görüyor. Bir alanın yalnızca bugünkü değerini değil, gelecekte nasıl gelişebileceğini de analiz ediyor.
Kısacası meseleye sadece “Buraya ne yapabiliriz?” diye bakmıyor.
“Burada nasıl daha doğru, sürdürülebilir ve yaşanabilir bir gelecek oluşturabiliriz?” sorusunun peşinden gidiyor.
Bence şehir planlamasında ihtiyacımız olan bakış açılarından biri de bu.
Özellikle İzmir gibi hızla büyüyen, yatırım baskısının arttığı, ulaşım, konut, altyapı ve dirençlilik gibi başlıklarda önemli kararların alınması gereken bir kentte şehir planlamasının önemi her geçen gün daha fazla ortaya çıkıyor.
Çünkü yanlış bir planlama kararının bedelini birkaç yıl değil, bazen birkaç kuşak ödüyor.
Doğru planlama ise bir kentin yaşam kalitesini yıllarca yukarı taşıyabiliyor.
Atlas Plan’ın çalışmalarında dikkatimi çeken bir başka konu ise yalnızca ticari projelere odaklanmaması.
Düzenledikleri Şehir Planlama Bitirme Projesi Yarışması ile üniversitelerin Şehir ve Bölge Planlama bölümlerindeki genç şehir plancılarına alan açmaları önemli. Gençlerin akademik dünyadan profesyonel hayata geçişini desteklerken İzmir'in geleceğine ilişkin yeni fikirlerin ortaya çıkmasını da teşvik ediyorlar.
Bu yaklaşımı değerli buluyorum.
Çünkü bir meslek alanını büyütmenin yolu yalnızca proje üretmekten değil, o mesleğin gençlerine fırsat vermekten de geçiyor.
Atlas Plan Kurucusu Yüksek Şehir Plancısı Tuğçe Akgöz’ün ortaya koyduğu “Bugünü analiz ediyor, yarını tasarlıyoruz” yaklaşımı aslında şirketin üç yıllık yolculuğunu birkaç kelimeyle özetliyor.
Şehirleri geleceğe hazırlamak için önce bugünü doğru anlamak gerekiyor.
Nerede yanlış yaptığımızı, nerede potansiyel bulunduğunu, insanların neye ihtiyaç duyduğunu, yatırımların kente nasıl değer katabileceğini doğru analiz etmeden geleceği tasarlamak mümkün değil.
Atlas Plan henüz üç yaşında.
Ama ortaya koyduğu çalışma alanına baktığınızda şehir planlamasını yalnızca plan çizmekten ibaret görmeyen; kentsel tasarım, arazi geliştirme, gayrimenkul değerleme, teknoloji, veri ve akademik üretimi aynı masada buluşturmaya çalışan bir yapı görüyorsunuz.
İzmir'in de tam olarak böyle yaklaşımlara ihtiyacı var.
Plansız büyüyen değil, geleceğini planlayan…
Yatırım yaparken kent kimliğini kaybetmeyen…
Teknolojiyi kullanan ama insanı unutmayan…
Bugünün sorunlarını çözerken yarının sorunlarını üretmeyen şehirler oluşturmak zorundayız.
Çünkü iyi şehirler tesadüfen ortaya çıkmaz.
İyi şehirler, doğru analiz edilir ve doğru planlanır.
Atlas Plan’ın üçüncü yaşını kutlarken bundan sonraki yolculuğunda da İzmir’den başlayarak kentlerin geleceğine değer katacak çalışmalarının artarak devam etmesini diliyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.