Dr. Taner Akman
Dost ve Kardeş Azerbaycan’a Kardeşçe Bir Uyarı: Laiklik Yasaklamak Değil, Yaşatmaktır
Bizler Türkiye’de yıllarca laikliğin ne olup olmadığını, toplumsal barış pahasına yaşayarak öğrendik. Kendini Cumhuriyet değerlerine, Atatürk ilkelerine ve aydınlanmaya adamış seküler bir Türk aydını olarak, bugün can Azerbaycan’dan gelen bazı kılık-kıyafet kısıtlamaları ve yasak haberlerini derin bir endişeyle takip ediyorum.
"İki devlet, tek millet" dediğimiz Azerbaycan’ın çağdaş, seküler ve modern duruşunu her zaman gururla destekledik. Ancak geçmişte bizim de düştüğümüz talihsiz bir hatanın bugün Bakü’de tekrarlanma riskini görmek, bu kardeşçe uyarıyı yapmayı bir vicdan ve tarih borcu haline getiriyor.
Biz Türkiye’de bir dönem laiklik adına son derece yanlış bir yönteme başvurduk. Genç kızlarımızı başörtüleri yüzünden üniversite kapılarında gözyaşlarına boğduk, eğitim haklarını ellerinden aldık. Hatta hırsımızı alamayıp askeri tesislere, düğün salonlarına torununun mürvetini görmeye gelen yaşlı ninelerimizi dahi sokmadık. Peki ne kazandık?
Koca bir hiç. Aksine, toplumsal fay hatlarını derinleştirdik, mağduriyetler yarattık ve en tehlikelisi; o genç kızlarımızın zihinlerini ve geleceklerini din istismarcılarının kucağına ittik.
Çünkü bir insanı, bir kadını eğitimden, okuldan ve sosyal hayattan soyutlarsanız, onu cehaletin ve radikal odakların insafına terk etmiş olursunuz. Kadını eğitim hayatından ve istihdamdan dışlayan anlayış, doğrudan Taliban zihniyetinin ekmeğine yağ sürmektir. Eğitimsiz kalan, okuyamayan, iş hayatına katılamayan her kadın, toplumu geriye götüren karanlık ideolojilerin en kolay hedefi haline gelir.
Oysa gerek Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin temel harcı, gerekse modern dünyadaki gerçek laiklik anlayışı yasakçılık üzerine inşa edilemez.
Laiklik;
* Devletin her inanca ve inançsızlığa eşit mesafede durmasıdır.
* Bireylerin din ve vicdan hürriyetini özgürce yaşayabilmesinin güvencesidir.
* Bir kadının inancı ya da yaşam tarzı ne olursa olsun, sadece ve sadece "insan" ve "yurttaş" olarak eğitim alma ve çalışma hakkını korumaktır.
Gerçek bir Atatürkçü ve seküler bakış açısı; kılık kıyafeti ne olursa olsun tüm genç kızların sınıf sıralarında, laboratuvarlarda, kütüphanelerde özgürce yer almasını savunmayı gerektirir. Çünkü bir kadını bilimin, aklın ve modern eğitimin ışığıyla buluşturduğunuzda, onu hiçbir radikal akım kanatları altına alamaz.
Kardeş Azerbaycan yönetimine ve dost Azerbaycan halkına çağrımdır: Bizim geçmişte yaşadığımız ve acı sonuçlarıyla yüzleşip düzeltmeye çalıştığımız bu tarihi hataya düşmeyin. Okul kapılarında ağlayan genç kızlar yerine; sınıflarda özgüvenle ders dinleyen, bilim üreten, ülkesine hizmet eden mütedeyyin ve seküler gençlerin yan yana büyüdüğü bir toplum inşa edin.
Unutmayalım ki, cehaletle ve radikalleşmeyle mücadele etmenin yolu yasak koymak değil; kapıları sonuna kadar eğitime açmaktır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.