Dr. Taner Akman
Kaostan huzura
Doğa bir titreşimdir. Bu sözü, yaşamın kesintisiz hareketini ve birbirine bağlılığını anlatan bir hakikat olarak hissediyorum. Denizin dalgasında, rüzgârın sesinde, kalbin atışında, insanın nefesinde hayat kendini tekrar tekrar duyurur. Bazen o ritmi işitiriz; bazen dünyanın gürültüsünde kendi içimizin sesini bile kaybederiz.
Yüz elli metronomun aynı ritimde buluşmasını gösteren animasyonu izlerken düşündüğüm tam da buydu: Dağınıklığın içinden doğan uyum.
Başlangıçta her biri ayrı bir anda salınır. Sonra üzerinde durdukları hareketli platform aracılığıyla birbirlerini etkilerler. Küçük kuvvetler aktarılır, zamanlamalar değişir ve uygun koşullarda ortak bir ritim ortaya çıkar. Fizikte bunun adı senkronizasyondur. Ortak zemin, hareketlerin birbirine ulaşmasını sağlar.
Ben bu görüntüde insanın manevi hayatına dair güçlü bir benzetme görüyorum. Aynı mekânda toplanan, aynı sözleri söyleyen, aynı niyete yönelen insanların birlikteliğini… Birbirinden ayrı hayatların, ortak bir ritimde buluşmasını…
Bir hekim olarak bedenin ritimlerini biliyorum. Bir insan olarak ortak ibadetin ve birlikte gerçekleştirilen manevi ritüellerin gücüne inanıyorum. Bu iki yönümü birbirinden ayırmıyorum. Bilim, yaşadığımız deneyimin ölçülebilen tarafını aydınlatır; inanç ve dünya görüşümüz ise o deneyime verdiğimiz anlamı taşır.
Bedenimiz ritimlerle yaşar. Kalbin atışı, solunumun döngüsü, uykunun zamanı, hormonların günlük değişimi… Biyolojik saatlerimiz geceyle gündüzün düzenine katılır. İnsan doğanın dışında duran bir varlık değildir; onun döngülerini kendi bedeninde taşır.
Bu yüzden nefesi, sesi ve hareketi önemsiyorum. Bir duayı, ilahiyi ya da mantrayı tekrar ederken yalnızca kelimeler söylemeyiz; o kelimelere nefesimizi de veririz. Ses bedenden çıkar, kulağa ulaşır, dikkati aynı noktaya çağırır. Topluluğun içinde kendi sesimizi başkalarının sesiyle birlikte duyarız. “Ben” derken taşıdığımız yalnızlık, “biz” derken başka bir anlam kazanır.
İslam geleneğinin bazı zikir uygulamalarında ritmik hareketler; Hristiyanlıkta birlikte söylenen ilahiler; Yahudiliğin bazı dua geleneklerinde bedensel salınımlar; Hindu geleneklerinde mantra ve toplu ezgiler; Budist geleneklerinde ortak seslendirme ve meditasyon… Farklı inançlar, insanın sesini, nefesini, hareketini ve dikkatini bir araya getiren zengin yollar geliştirmiştir.
Bu geleneklerin amaçlarını tek bir açıklamaya sığdırmam. Her birinin kendine özgü öğretisi, kutsallık anlayışı ve manevi hedefi vardır. Ben bu çeşitliliğin içinde ortak bir insani yön görüyorum: Kendini aşma, bağ kurma ve bir bütünle uyum içinde olma arayışı. Ortak titreşim dediğim, paylaşılan sesin, ritmin ve nefesin bu arayışa eşlik etmesidir.
Bu duyarlılık, belirli bir dine mensup olmakla da sınırlı değildir. Deist bir insanın doğanın düzeninde duyduğu hayranlık, herhangi bir dine bağlı olmayan birinin müzikte, sessizlikte ya da birlikte düşünmekte bulduğu anlam da bu yazının içindedir. İnsanların manevi deneyimlerini aynılaştırmadan, birbirlerine açtıkları kapıları önemsiyorum.
Birlikte yönelmek, insanın bütün yükünü tek başına taşımadığını hissetmesidir.
Kâbe’nin çevresinde tavaf eden insanların ortak adımlarında, Vatikan’daki bir ayinde yükselen ilahilerde, Borobudur’daki manevi ziyaret ve meditasyonlarda insanın güçlü bir ihtiyacı karşılık bulur: Kendi sınırlarını aşmak ve bir bütüne ait olmak. Ben bu ortak titreşimin gücüne inanıyorum. Ses, nefes, hareket ve niyet birleştiğinde, manevi deneyim bedenimizde de karşılık bulur. Ritmik tekrar solunumu düzenler; eşzamanlı hareket ve ortak kimlik, insanlar arasındaki yakınlığı besler. Beyin görüntüleme araştırmaları, yoğun manevi duygulara ödül, dikkat ve duygusal önemle ilişkili ağların etkinliğinin eşlik ettiğini gösterir. Bunlar, huzurun bedensel boyutunu anlamamızı sağlayan somut bulgulardır. Benim için bu anların derinliği, insanın kendisini yalnızlığından daha büyük bir anlamın içinde bulmasındadır. Adımlar tavafa, sesler ilahiye, dikkat meditasyona dönüşürken insan, bütün yükünü tek başına taşımadığı hissine kavuşur. İnançların dili ve hedefi farklıdır; ortak ritmin açtığı insani bağ gerçektir. Ben buna huzurun doruğu diyorum: Kendini kaybetmeden bütüne katılmak, kendi sesini susturmadan başkalarının sesiyle uyum bulmak.
Ritmik uygulamaların bedensel karşılıkları da araştırılmıştır. Bernardi ve arkadaşlarının çalışmasında, Katolik dua geleneğinden bir tekrar ile bir yoga mantrasının solunumu dakikada yaklaşık altı nefese yavaşlattığı; kalp hızı değişkenliğini ve kan basıncının düzenlenmesinde görev alan barorefleks duyarlılığını artırdığı gösterilmiştir. Farklı geleneklerden gelen iki uygulamanın, solunum ve dolaşım üzerinde benzer etkiler oluşturması dikkat çekicidir.
Birlikte şarkı söyleyen insanlar üzerinde yapılan araştırmalar da müzikal yapının solunumu yönlendirdiğini ve kalp hızındaki dalgalanmaları birbirine yaklaştırabildiğini gösterir. Eşzamanlı hareket üzerine yapılan deneylerde ise katılımcıların birbirlerine duydukları sosyal yakınlığın arttığı görülür. İnsan bedeni ve insan ilişkileri, paylaşılan ritme cevap verir.
Bu araştırmalar, manevi deneyimin bütün anlamını açıklamak zorunda değildir. İnancımı bir laboratuvar sonucuna bağlamıyorum. Bilimin gösterdiği fizyolojik etkiyi kendi sınırları içinde kabul ediyor, insanın anlam arayışını da bütün derinliğiyle önemsiyorum.
Benim için ortak ibadet ve ritüellerdeki huzurun merkezinde aidiyet, içtenlik ve anlam vardır. İnsan aynı sözlere dönerken dikkatini toplar; başkalarıyla birlikte dururken kendisini bir bütünün parçası olarak hisseder. Birlikte yükselen ses, içimizde dağılmış olanı toparlayan bir çağrıya dönüşür. Bazen aynı yakınlık, paylaşılan sessizliğin içinde kurulur.
Çağımız bizi sürekli hızlandırıyor. Daha çok yetişmeye, daha çok konuşmaya, daha çok görünmeye çağırıyor. Ruhumuz ise duracak, dinleyecek ve bağ kuracak bir yer arıyor. İbadetin, meditasyonun ve içsel düşünüşün hayatımızda açtığı alanı bu yüzden kıymetli buluyorum: Günün koşuşturması içinde nefesimize, vicdanımıza ve varoluşa yöneldiğimiz bir zaman.
Metronomları ortak ritimde buluşturan, aralarındaki fiziksel bağdır. Bizi bir araya getiren ise niyetimiz, anlam arayışımız ve birbirimize açtığımız yerdir. O görüntüde insan hayatına dokunan güçlü bir anlam okuyorum: Birbirimizi etkiliyoruz. İçinde yaşadığımız ortak dünyaya kendi sesimizi katıyoruz.
Ortak ibadetin, ortak ritmin ve birlikte yükselen sesin gücüne inanıyorum. Bu gücün tek bir inancın sınırlarına sığmadığını düşünüyorum. İnsanın bağ kurma, ait olma ve gönülden yönelme ihtiyacında, farklı inançların birbirini anlayabileceği geniş bir alan görüyorum.
Doğanın ritmi bedenimizde sürüyor. Her birimiz o ritme kendi anlamımızı katıyoruz.
Ve huzur, farklı seslerin birbirini bastırmadan birlikte var olabildiği yerde derinleşiyor.
Aynı inanca sahip olmadan da aynı insanlık duygusunda buluşabiliriz.
Dr. Taner Akman
Kaynakça
* Pantaleone, J. (2002). Synchronization of metronomes. American Journal of Physics, 70(10), 992–1000. DOI: 10.1119/1.1501118.
* National Institute of General Medical Sciences (NIGMS). Circadian Rhythms. ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri, biyolojik ritimler bilgi notu.
* Bernardi, L. ve arkadaşları (2001). Effect of rosary prayer and yoga mantras on autonomic cardiovascular rhythms: comparative study. BMJ, 323, 1446–1449. DOI: 10.1136/bmj.323.7327.1446.
* Vickhoff, B. ve arkadaşları (2013). Music structure determines heart rate variability of singers. Frontiers in Psychology, 4, 334. DOI: 10.3389/fpsyg.2013.00334.
* Tarr, B., Launay, J., Cohen, E. ve Dunbar, R. (2015). Synchrony and exertion during dance independently raise pain threshold and encourage social bonding. Biology Letters, 11, 20150767. DOI: 10.1098/rsbl.2015.0767.
* Ferguson, M. A. ve arkadaşları (2018; çevrimiçi yayın 2016). Reward, salience, and attentional networks are activated by religious experience in devout Mormons. Social Neuroscience, 13(1), 104–116. DOI: 10.1080/17470919.2016.1257437.
* Explaining effervescence: Investigating the relationship between shared social identity and positive experience in crowds (2015). Hindu hacılarında ortak kimlik ve olumlu topluluk deneyimini inceleyen araştırma. PubMed: 25787295.
* UNESCO World Heritage Centre. Borobudur Temple Compounds. Dünya Mirası Listesi, No. 592.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.