Mediha Çağlı Medya Ege'ye konuştu
Pandemi - Su tüketimi ve kurakçıl peyzaj ilişkisi üzerine bir sohbet..
Temeli doğa olan mekansal analiz…
Merhaba değerli Medya Ege okuyucuları, bugün Peyzaj Yüksek Mimarı Mediha Çağlı ve kurucusu olduğu şirketi Miva Garden’i tanıyacağız. Bu hoş sohbetin detaylarından önce;
Kısaca Mediha Çağlı kimdir, bize kendinizden bahseder misiniz?
Ankara Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü mezunuyum. Ege Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı A.B.D.’nda ise yüksek lisansımı tamamladım. Mezun olur olmaz iş hayatına atılarak birçok kamusal ve özel projeler gerçekleştirdim. Mesleğimle ilgili ulusal ve uluslararası toplantılara katılım gösterdim. Farklı platformlarda ve kişisel sayfalarımda blog yazıları yazıyor, peyzaj mimarlığı hakkında bilgiler paylaşıyorum. Kurucusu olduğum Miva Garden markası altında; villa bahçesi, site, ticari alanlar, parklar, meydanlar, çatı bahçeleri… gibi mekanlar için özgün ve spesifik tasarımları, ekibimle birlikte hayata geçiriyorum.

Öncelikle, yeni nesil peyzaj uygulamaları hakkında ne söylemek istersiniz?
Bazı peyzaj alanlarında “Kuru Peyzaj” adı altında “Tasarruf” etmeyi amaçlayan projeler uyguluyoruz. Yeşil alan diye ayrılmış bir alanı malçlama işlemi için de kullandığımız taşla kaplanıyoruz. Bunun iki faydası var; birincisi yağmur suyunun tahliyesi sağlanacaktır, ikincisi ise sulama yapılmadığı için su tasarrufu da sağlanmaktır. Öte yandan, asıl konu şu; ağaçtan, çalıya, yerörtücüye kadar bütüncül yapılmış bir peyzaj uygulaması, mikroklimatik etki sağlar, ısının ve ışığın soğrulmasını sağlar, havayı temizler, hava kirliliğine sebep olan partikülleri tutar, toprak kaymasını engeller, birçok böcek, kuş türüne ev sahipliği yaparak ekosistem oluşturur. Şimdi zemini taş ile kaplamak ile ekolojik tabanlı bir peyzaj uygulaması mı yapmış olduk yoksa taşların ısıyı çekip toprağı ve havayı fazlaca ısıtarak ekosistemin zarar görmesine mi sebep olduk… Ekoloji konusu çok yönlüdür, dolayısıyla uygulamalarda çok yönlü düşünmek gereklidir.
Oysa peyzaj alanlarında bitkilendirme yapmayıp sadece dekoratif taşlarla zemini kaplamak, yapılaşmanın sağladığı olumsuz etkilerinden farksız bir etki yaratmayacaktır.
Olması gereken ise; geniş alanlarda uygulanan çim alanlardan vazgeçmekle birlikte yerel bitkilerle ve kurakçıl bitkilerle bitkilendirme çalışması yapmaktır.

Bir süredir peyzaj uygulamalarının doğaya katkı sunar nitelikte olmasından bahsediyorsunuz, o halde kurakçıl peyzaj ve su kullanımı ilişkisi hakkında ne söylemek istersiniz?
Elbette kentlerde, peyzaj alanlarında su kullanımı kaçınılmazdır; tasarruflu su tüketimi ise bu alanda ancak kurakçıl peyzaj yaklaşımı ile sağlanabilir. Su sarfiyatı yüksek diye çim alanlardan vazgeçmenin yetmeyeceği gibi bir de projeye özgü yeni çözümler üretmeyi bilmemiz gerekir.
Çok basit bir örnekle; otoyollardaki ısı adası oluşumunu azaltmak adına, rüfuj alanları daha geniş planlanabilir, yaya araç yolu-araç yolu arasında yine yeşil bir koridor planlanabilir, bitkisel tasarımlarımız, kurakçıl peyzaj yaklaşımı ile şekillendirilebilir. Ayrıca bitki sulamasında yağmur suyundan istifade edileceği gibi bu sayede yağmur suyunun yönetimi de sağlanacaktır.
Yine bir örnekle; kurakçıl peyzaj bitkileriyle binaların çatıları yeşillendirilebilir. Yeşil çatılar sayesinde binalarda doğal ısı yalıtımı oluşturulabilir. Elbette bütün bunlar ek olarak estetik kaygı süzgecinden geçirilmelidir.

Türkiye’de kent estetiği kavramı sizce ne kadar anlaşılmış durumda?
Kent estetiği kavramı, isim tamlaması olarak literatürümüzde olsa da kavramsal olarak hayatımıza yeterince girmediğini görüyoruz. Şehirlerimiz zamanla estetik olarak bizi mutlu etmeyen bir kente, beton yığınlarına dönüşmeye başladı. Mesleğim adına ele alacak olursam; kent kimliği ve peyzaj uygulamaları bağlamında bu derece önemli bir konunun, yerel ölçekte tam anlamıyla hayata geçmemiş olması aslında oldukça üzücü.
Oysaki işe giderken yolumuzun üstündeki bir çatı-cephe kaplamasından, bulvardaki taş döşemelerine, ağaçlandırılmış yollara, reklam panosundan kent donatı elemanlarına kadar hepsinin bir uyum içerisinde oluşu ruhsal açıdan bizi doyurmaz mı? Aslında amaç da bu olmalı; mesleki disiplinler arası uyum.

Peki, pandemi peyzaj mimarlığında ne gibi yaklaşımları beraberinde getirdi?
Pandeminin hayatımıza girmesiyle, çok hızlı bir şekilde yaşam alanlarımızda değişime geçtiğimizi görüyoruz. Her ne kadar kent yaşamına geçmiş olsak da insan halen daha tabiatın canlısıdır. Pandemi; eve kapanmalara karşın yine bireyin kendini doğada hissedebileceği konut arayışına girmesini beraberinde getirdi. Bu nedenle müstakil konutlar ile kırsal yaşam alanlarına ilgi arttı. Bununla beraber teras ve balkon tasarımları, hobi bahçelerine de ilgi büyüdü. Şuan işyerleri, fabrikalar, tesislerde bile yaşanabilir bir peyzaj alanları yaratma arzusundayız.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.