Özgür Özel'den İzmir'de Kemal Kılıçdaroğlu'na tarihi 'Sandık' çağrısı!

Özgür Özel'den İzmir'de Kemal Kılıçdaroğlu'na tarihi 'Sandık' çağrısı!

Özgür Özel, İzmir Gündoğdu Meydanı'ndaki mitingde tarihi bir çağrı yaptı. Kemal Kılıçdaroğlu'na seslenen Özel, genel başkanın tüm üyelerin oyuyla seçilmesini isteyerek, "Seçilmezsem, seçilenin ömrüm boyunca yanında gezerim" dedi.

Özgür Özel'in İzmir'deki halk buluşmasının yapılacağı Cumhuriyet Meydanı'nda toplanan yurttaşlara polis müdahalesi gerçekleşti.

Müdahale sırasında alana Özgür Özel geldi. Eşi Didem ve kızı İpek Özel ile kol kola giren Özgür Özel, Cumhuriyet Meydanı'ndan Gündoğdu Meydanı'na yürüdü.

Özgür Özel, Gündoğdu Meydanı'nın yanındaki Cumhuriyet Bulvarı'nda konuşma yaptı.

Mutlak butlan kararına tepki gösteren Özel, "Tayyip Erdoğan şöyle bir formül bulmuştur; CHP'nin başına mutlak butlan, Türkiye'nin başına mutlak sultan! Buna izin vermeyeceğiz. Mutlak butlan ile mutlak sultan ittifakına geçit vermeyeceğiz!" ifadelerini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu'na çağrıda bulunan Özel, "2 milyon üyemize genel başkan seçtirmeye davet ediyorum. 2 milyon CHP'li, genel başkanı seçsin!" dedi.

Kılıçdaroğlu'na seslenen Özel, "Partiyi 47 yıl sonra birinci parti yaptık. Bu kötülüğü yapmayın! Partiyi bölmeyin, iktidar yürüyüşünü durdurmayın. 2 milyon üyeye soralım, kimi seçerlerse hemen kurultayı yapalım" ifadelerini kullandı.

Özgür Özel, "Bu partinin iktidar yürüyüşünü durduracak hiçbir uzlaşmanın içine girmem, kimseyle pazarlık etmem, bir arkadaşımı satmam, ben bu yoldan dönmem!" vurgusunda bulundu.

a579f1ac-34b1-4182-8e73-5df25016611c.jpg

Özgür Özel'in açıklamaları şöyle:

"İzmir’le gurur duyuyorum, hepinizle gurur duyuyorum. 10 yaşında geldim bu şehre, lastik ayakkabılarım ve bir küçük valizimle. Bu şehir beni bağrına bastı, beni okuttu ve hep arkamda durdu. Bugünlere beni bu şehir getirdi. İlk genel başkan seçildiğimde ilk başta bu şehir bütün dengeleri değiştirmişti. ‘Bir bahçıvanın torunu, iki emekli öğretmenin evladı, devlet parasız yatılı burslusu Eczacı Özgür’den Cumhuriyet Halk Partisi’ne Genel Başkan olmaz, biz izin vermeyiz’ diyenlere bu şehir, İzmir, sokağı arkamda durdu benim, insanı arkamda durdu. ‘Özgür Özel’ dedi. Genel Başkan oldum, beni bağrınıza havaalanında siz bastınız. Kimse inanmadı, 31 belediyenin 29’unu seçimlerden dört ay sonra bize emanet ederek siz destan yazdınız.

"HEP BİRLİKTE ÜLKEYİ KURTARMA ZAMANIDIR"

CHP kurulduğunda bir binası yoktu. İzmir'i işgal edenler, İzmir'e geldiler ve binaları işgal ettiler. Onlar binalara sahiptiler ama gerçek CHP'liler inanca ve kararlılığa sahiptiler.

Siz her seferinde bana inandınız, bize inandınız, partideki değişimin Türkiye’ye değişim getireceğine inandınız. 19 Mart’ta darbe oldu, sokaklara aktınız ve Kordon’dan taştınız. Çağırdık, milyonlar oldunuz, darbeye direndiniz. Biz arkadaşlarımızı satmadık, siz de beni hiç yalnız bırakmadınız. Ne diyorum? ‘Ben İzmirliyim’ diyorum. ‘İzmir’in sokakları neyse ben oyum’ diyorum. Bu sokaklarda gün oldu hüznü gördüm, gün oldu umudu gördüm, gün oldu heyecanı ve coşkuyu gördüm ama ilk kez bugün bu sokaklarda büyük bir öfke görüyorum. Şimdi zaman öfkeyi umuda çevirme; zaman bu öfkeden yeniden umut çıkarma, bu öfkeden, bu enerjiden yeni bir umut çıkarma, hep birlikte ülkeyi kurtarma zamanıdır.

"100 BİN KİŞİYLE VERDİNİZ CEVABI"

Bugün havaalanından Manisa’ya babamın, annemin elini öpmeye; dedemin, anneannemin, babaannemin, dedelerimin kabirlerini ziyaret etmeye; Ferdi kardeşime varmaya, Gülşah'ımızın mezarına gidecektim. Ben babamın ocağından, anamın kucağından hem de Manisa’da Cumhuriyet Halk Partisi’nin baba ocağından helallik almaya gelmiştim. Başkanlarımız, il başkanımız, belediye başkanlarımız, ‘Havaalanına sığmayız bayramlaşmaya. Biz sizi havaalanında karşılayalım ama çok özlediler, çok öfkeliler. İl binası önüne de sığmayız. Cumhuriyet Meydanı’nda buluşalım, tepkimizi koyalım, birbirimizi görelim, bayramlaşalım. Buradan sizi Manisa’ya uğrayalım’ dediler. ‘Olur’ dedik, çağrı yapıldı. Bugün sabah 06.00’da Gündoğdu Meydanı bariyerlerle çevrelenmiş. 'Binlerce milletin evladı, 30 bin kişiyle İzmir Özgür Özel’i bağrına bastı demesin, o fotoğraf çekilmesin, aman ha İzmir’deki enerji sakın hiçbir yerden görülmesin' istemişler. Bir gördük ki zaten her sokak dolu, Kordon dolu ve zaten orası bizi almayacak, almayacak. Şimdi bu kararı kim verdiyse, bu kanunsuz emri kim verdiyse söylüyorum; hani Cumhuriyet Meydanı’nı kapadınız ya... '30 bin kişiyle meydan dolar, AK Partimiz mahcup olur' diyenlere; 100 bin kişiyle siz verdiniz cevabı.

"CHP BİR KEZ DAHA KAPATILMIŞ DURUMDADIR"

Cumhuriyet Halk Partisi kurulmadan önce Yunan askeri işgal ordusu İzmir’e geldi, Kordon’a çıktı ve 15’inde işgale karşı ilk kurşun burada, Kordon’da Hasan Tahsin tarafından atıldı. Hasan Tahsin’e o gün ölmek düşmüştü. Hasan Tahsin’e o gün devrim için, zafer için ölmek düşmüştü. İzmir’in işgalini duyan Atatürk, artık son noktaya gelindiğini gördü. Dört gün sonra bindi Bandırma Vapuru’na ve bıçak kemikteydi artık, İzmir’i işgaldeydi artık. Samsun’a çıktı ve oradan önce kurtuluşu sonra da kuruluşu sağlayacak büyük bir yürüyüşü başlattı. Cumhuriyet Halk Partisi kurulduğunda bir binası yoktu. İzmir’i işgal edenler İzmir’e geldiler, binaları işgal ettiler. Onlar binalara sahiptiler ama gerçek Cumhuriyet Halk Partililer inanca ve kararlılığa sahiptiler. Bu ülkenin kaderi, partinin kaderi iç içedir.

9 Eylül 1923’te verilen dilekçe, tarihi bir gündür ama koca tarihte bir virgüldür. Bu parti dilekçeyle değil, bu parti Atatürk’ün deyimiyle Sivas Kongresi’nde, fiilen Kurtuluş Savaşı’nda, savaş meydanlarında, karargah çadırlarında kuruldu. Bunun için öfkenizi anlıyorum, bu konuda çok önemli bir çağrı yapacağım. Ben de kızıyorum, üzülüyorum, öfkenizi anlıyorum. İzmir’den birazdan o konuda çok tarihi bir çağrı yapacağım. Hepinize şunu söyleyeyim. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi bir kez daha kapatılmış durumda. Önce 9 Eylül 1923’te kuruldu, darbeciler kapattı. Sonra 9 Eylül 1992’de Erol Tuncer ve arkadaşları partiyi kurdu. Maalesef geçtiğimiz 21 Mayıs 2026’da Adalet ve Kalkınma Partisi, Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatına uyan AK Parti yargı kolları Cumhuriyet Halk Partisi’ni bir kez daha fiilen kapattı. Eğer bir partiyi üyeleri, onun seçtiği delegeleri ve onların verdiği kararla seçilmiş yöneticileri yönetmiyorsa; bir partiyi rakip partinin genel başkanı kimi istiyorsa o yönetiyorsa, o siyasi parti fiilen kapanmıştır.

"CHP İKİ PARÇA HALİNE GELDİ"

Şu anda bir ve bütün olması gereken, tek parça olması gereken CHP, Saray'ın talimatıyla iki parça haline gelmiştir. İki parçadan bir tanesi atanmış CHP’dir. Ve atanmış CHP; işgal edilen, polis baskıyla ele geçirilen Genel Merkezimizdedir. Diğerleri ise seçilmiş CHP’dir ve işte bu meydandadır, bu meydandadır. Buradan açıkça ifade etmek gerekir. Bu mesele Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir iç meselesi değildir. Bunu böyle gören aldanır. Bu milleti aldatır. Bu mesele benimle Kemal Bey arasında da değildir. Bu mesele milletle Tayyip Erdoğan arasındadır. Yapılan iş CHP’yi bölmek, CHP’nin imkanlarına el koymak, her hafta iki miting yapan, bugüne kadar 110 tepki mitingi yapan, 105 yerel seçim mitingi yapan, 40 kez tematik mitinglerle halk buluşmalarıyla meydanları dolduran, toplam 265 kez meydanlarda rekorlar kıran, enerjisi yüksek, genci çok, kadını çok her yaştan üyesiyle iktidara koşan partiyi durdurmaktır.

Esas mesele Recep Tayyip Erdoğan bu yenilenen, güçlenen, iktidara yürüyen partinin Cumhurbaşkanı adayını hapse atarak, Ekrem Başkanımızı hapse atarak partiye el koymak, partiyi iyi yönetilmeyen, kendisi için en avantajlı şekilde seçimi kaybedecek bir hale sokmaya çalışmasından ibarettir. Mesele Tayyip Erdoğan’ın iktidarı vermemek için rakibine darbe, partisine darbe yapmasıdır. Tayyip Erdoğan şöyle bir formül bulmuştur; CHP’nin başına mutlak butlan, Türkiye’nin başında mutlak sultan! Buna izin vermeyeceğiz. Mutlak butlan ile mutlak sultan ittifakına geçit vermeyeceğiz.

KILIÇDAROĞLU'NA ÇAĞRI

İzmir’den sesleniyorum Kemal Bey’e. Bu kalabalık insanların öfkesinden, günlerdir duyduklarımdan, yazılanlardan, en yakınlarının öfkesinden kimse mutluluk duyduğumu duymasın. Bu işin bir çıkışı var. Madem ki hani hep diyoruz ya ‘Delege, delege, delege. İşte şu delege, bu delege.’ Benim Kemal Bey’e önerim şudur. Gelsin, bayramdan sonraki bir - iki hafta içindeki pazar günü. Nasıl ki ben Ekrem Başkan’ın seçimi için sandığı koyduysam, tüm üyeyi davet ettiysem, Kemal Bey’e 2 milyon üyemize genel başkan seçtirmeyi teklif ediyorum.

İşte Kemal Bey bu öfkeyi durduracak olan şey; bu partinin gerçek sahiplerine, ki madem o delegeyi, bu delegeyi beğenmediniz ve karşınıza normal bir sandıkla çıkmıyorsunuz, esas sahibine soralım ve 2 milyon CHP’li genel başkanı seçsin.

Şu kadarını söylüyorum; eğer 2 milyon CHP’linin önüne sandığı koyarsanız, ben çıkacağım, adayım. Seçilmiş son Genel Başkan olarak yarışacağım. Eğer seçimi benden başka birisi kazanırsa elini kaldırmayı bırak, elini öpeceğim ve ömrüm boyunca yanında gezeceğim. Bu partinin ayağa kalkmaya ihtiyacı var. Bir ön seçimle genel başkanı üyeler seçerse parti ayağa kalkar mı? Var mısınız? Bu meydan o sandığı istiyor mu? Şimdi çıkar birkaç üye; ‘Efendim yasa müsait değil’ der. Ben açıkça söylüyorum; 2 milyon üye… Sandıklar ilçelerde, illerde. Bir pazar günü elinde üye kartıyla 2 milyon üye oy kullanacak. Orada seçilen genel başkanı bütün Türkiye kabul edecek. Sonrasında el ele, davulla zurnayla bir kurultay yapıp 2 milyon üyenin seçtiğini resmi genel başkan yapacağız.

"PARTİYİ BÖLMEYİN"

Kemal Bey; yıllarca yanınızda görev yaptık. Bir gün saygıda kusur etmedik. Partinin başarısı için ter döktük. Gün oldu, Meclis’te 300 barbardan dayak yedik. Gün oldu, kürsü devrildi. Altında kaldık, ezildik ama teslim olmadık. Olmadı, birlikte başaramadık. ‘Ama artık özeleştiri’ dedik, dinletemedik. Aday olduk, nasıl yöneteceğimizi anlattık. Takdir aldık, görev aldık. Sonrasında sözü tuttuk partiyi 47 yıl sonra birinci parti yaptık. Bu kötülüğü yapmayın. Bu kötülüğü yapmayın. Partiyi bölmeyin, iktidar yürüyüşünü durdurmayın. 2 milyon üyeye soralım. Kimi seçerlerse hemen kurultayı yapalım, Yargıtay kesinleşsin diye bir dakikada karşılıklı başvurular çekilince o işin olacağını biliyorsunuz. Anında elbirliğiyle üyenin dediğini hayata geçirelim. 2 milyon CHP’linin başa getirdiği genel başkanla iktidara yürüyelim. Bu ülkeye kötülük yapmayalım. Bu partiye kötülük yapmayın.

"KİMSEYLE PAZARLIK ETMEM"

Buradan açıkça söylüyorum. Bu partinin iktidar yürüyüşünü durduracak hiçbir uzlaşmanın içine girmem. Kimseyle pazarlık etmem. Bir arkadaşımı satmam, ben bu yoldan dönmem. Açıkça söylüyorum, içinde bulunduğumuz durum öyle kişisel hesap günü değildir. Kapris günü değildir. Heves gününde değiliz. Bu milletin istemediği, bu partinin istemediği kimse gelip partide yönetici olamaz. Genel başkan yardımcısı olamaz. Milletin söz vermediği kimse partinin sözcüsü ve bu milletin istemediği kimse Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı olamaz. Buna heves etmeyin.

"ERDOĞAN, SANA MEYDAN OKUYORUM"

Bizim binamızı gelip aldılar. Tabelamızı söktüler, unvanımıza, sizin verdiğiniz Genel Başkanlık unvanını AK Parti yargı kollarıyla eliyle aldılar, kendileri kullanmaya başladılar. Ama bir tek şeyi hesaba katmadılar. Sizi katmadılar. Bu partinin canım üyelerini, gönül verenlerini, Türkiye’nin demokratlarını hesaba katmadılar. Soruyorum, Atatürk’ün emaneti partimize sahip çıkacak mısınız? Atatürk’ün emaneti sandığa sahip çıkacak mısınız? Partimizi geri alacak mısınız? Eninde sonunda o sandığı getirip Tayyip Erdoğan’ı yenecek misiniz? Sana meydan okuyorum Erdoğan, sana meydan okuyorum. Biz kazanacağız, biz kazanacağız, biz kazanacağız. Millet kazanacak."

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.