Robin Hood

İyilik mi yapıyorsun? İçini mi ısıtıyorsun? Hem de göstere göstere olmayanından. Konuşulmayanından. Dedikodusu yapılmayanından. Bir elin verdiğini öbürü görmeyeninden. İyilik yapan ama en büyük iyiliği kendine saklamayanından. Merhameti bahşeden ama tacı takmayanından mısın?

Yoksa yoksa ....İyiliği yapıp dalkavukların aracılığıyla reklamsız reklam mı yapıyorsun? 

Hadi be. Başkalarına iyilik yapacağım diye küstahca davranmayı kendinde hak mı görüyorsun? Sen sözde iyilik meleğisin diye herkes sana amade değil.

Sağındakilere iyilik meleği solundakilere kötülük  meleği olamazsın. Sahnenin arkasındakileri kullanamazsın. Kızdım hem de çok kızdım. Sen önce en yakınındakilere bir bak. Onları düşün. Empati yap. Onu bunu bırak ilk önce  yakınındakilere iyi ol sen...

Yok ama sahnenin önündekiler seni ve madalyalarını parlatmaya yarıyor, onlar gözlerini kamaştırıyor onlardan uzaklaşamazsın. Peki ya sahne arkasındakiler. Senin rolünü oynamana katkısı olmayanların senin hayatında yeri yok ki...

İyilik yapmaya neden çabalıyorsun? Çabalarken kanırtıyorsun çünkü... Sevilmek, sayılmak, kabul görmek için mi?... Tabi ki mümkün. Bunda bir şey yok ki.  Ama iyilik yapayım derken  kötülük yapmana ne dersin? Keşke bunu farketsen. ..

Bir kepçe verirken, bir kazanı kendi iyilik hanene  yazdırıyorsun. Ruhunu bedavadan kabartması da cabası. . Bir şey çok fazlaysa yoktur bilmiyor musun? Yoksa işine mi geliyor?

Çevrende, yaptığı iyilik senden fazla olan biri varsa eyvah ki eyvah yansın geceler... Ne yapıp edip o iyiliğin puanını kendi hanene almazsan kül olur her şey...  Peki ya çevrende senden değerli biri varsa ne olur biliyor musun? O kişinin vay haline...Rol çalıyorsun o zaman rol. Hem de karşındakini gömercesine..

Sen iyilik meleğisin ya deyip verip veriştirmeye devam etti en yakın dostum. Bana bir kahveye gelmişti. O kadar sinirlenmiş ki arkadaşına, açtı ağzını yumdu gözünü.. Ağzım açık dinliyorum onu.  Yukarıda yazdıklarımı bir nefeste anlattı nerdeyse. Çok kızmış besbelli...

Üzülme dedim kızma dedim... Çeşit çeşit insan var bu dünyada. O kadar çeşit daha çıkacak ki karşımıza......Onları izle. Müdahale etme... Sen de anlayacaksın ne dediğimi,  arkadaşın da anlayacak. Kimse kimseyi düzeltemez. Hayat öyle bir öğretmen ki herkesin notunu er ya da geç verip, değiştirmeyi de kendi yapıveriyor.  Bunu kimseye bırakmıyor. .. Aslında iyi de ediyor...

Yaptığı iyiliği hanesine kaydeden, yaptığı iyiliği göstermeden gösteren, bak bunları ben yapıyorum diyenleri bırak hiç düşünme bile.  Eninde sonunda ne yaptığını veya yapamadığını farkedecektir...

Sen beni bilirsin dedi. Ben öyle üzülürüm, kırılırım hatta parlarım ama bu durum en fazla akşama kadar sürer. Kin tutmam. Severim insanları...

Ben de arkadaşıma dedim ki: İnsanları kaybetmekten korkma, asıl insanları memnun etmeye çalışırken kendini kaybetmekten kork.... Üzülme, kırılma...

Sen iyi niyetliysen gerisi mutlaka hallolur... Doğru söylüyorsun, bak birlikte içilen kahve ne iyi geldi ikimize. ..  Hayat kısa üzülme değmez gerçekten dedi...

Evet hayat kısa, üzülmeye değmez... Çevremizde iyi insanlar olsun bize bir şey olmaz.. Unutmalım ki  hayatın güzel yolları sonsuz.... Bunları düşünüp konuşurken dostuma sıkı sıkı sarıldım ve iyi ki varsın dedim. İyi ki varsın dediklerinize siz de sarılın haydi... Beklemeyin....

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum