Arif ÇAYAN
Sayın Mehmet Türkmen, rozet değişir ama sorumluluk değişmez!
Kemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Türkmen...
Sayın Başkan, bugün size birkaç soru sormak istiyorum.
Ama bu kez tek bir konuyu değil, son dönemde Kemalpaşa'da gündeme gelen üç ayrı tartışmayı birlikte değerlendireceğim.
Bir tarafta hakkında yıkım talimatı bulunduğu ileri sürülen depo…
Diğer tarafta cumartesi sabahı bir gazetecinin kapısına giden belediye ekipleri…
Bir başka tarafta ise siyasi parti değişiklikleri üzerinden yapılan açıklamalar ve protestolar…
İlk bakışta birbirinden bağımsız görünen bu konuların ortak bir noktası var.
Tutarlılık, şeffaflık ve hesap verebilirlik!
Çünkü bir belediye başkanının gerçek sınavı, kürsüde söyledikleriyle makamında yaptıklarının ne kadar örtüştüğüdür.
SAYIN BAŞKAN, ÖNCE ŞU DEPOYU KONUŞALIM!
Kemalpaşa'nın Ulucak Mahallesi'ndeki depo hakkında uzun süredir ciddi iddialar gündemde.
Yapı kayıt belgesinin iptal edildiği, yıkım işlemi yapılmasının istendiği, buna rağmen yapının tamamen ortadan kaldırılmadığı yönünde haberler yayımlandı.
Üstelik söz konusu taşınmazın geçmişte eşiniz Esin Türkmen adına kayıtlı olduğu da iddialar arasında.
Şimdi ise aynı alanın bir vinç firmasına devredildiği veya firma tarafından kullanıldığı konuşuluyor.
Sayın Başkan…
Bütün bu iddialar doğru mu, değil mi?
Değilse çıkın, belgeleriyle açıklayın.
Hakkında yıkım talimatı bulunduğu belirtilen yapının bugün hukuki durumu nedir?
Yapı kayıt belgesi gerçekten iptal edildi mi?
Yıkım kararı varsa neden uygulanmadı?
Taşınmaz satıldı mı, kiralandı mı, yoksa yalnızca kullanım hakkı mı devredildi?
Bir belediye başkanının ailesiyle ilişkilendirilen taşınmaz hakkında bu kadar ciddi sorular bulunurken, kamuoyunun açık ve belgeli bir açıklama beklemesinden daha doğal ne olabilir?
Biz kimseyi peşinen suçlu ilan etmiyoruz.
Ama şunu da kabul etmiyoruz:
Soruların cevapsız kalmasını!
Kemalpaşa'da sıradan bir vatandaşın yapısı mevzuata aykırıysa kanun uygulanmalı.
Belediye başkanının yakınıyla ilişkilendirilen bir yapı mevzuata aykırıysa yine aynı kanun uygulanmalı.
Hukuk, kapısında kimin ismi yazdığına göre değişmez Sayın Başkan!
GAZETECİNİN EVİNE GİDEN EKİPLER, DEPOYA DA AYNI HASSASİYETİ GÖSTERDİ Mİ?
Gelelim gazeteci Hakan Kandemir'in dile getirdiği iddialara…
Kandemir, cumartesi sabahı saat 09.00'da belediye ekiplerinin evine gelerek emlak incelemesi yapmak istediğini açıkladı.
Gelen kişilerin belediye şirketi personeli olduğunu ve evin içerisinde görüntü almak istediklerini de öne sürdü.
Elbette belediye denetim yapacak.
Gazeteci de olsa, iş insanı da olsa, belediye başkanı da olsa herkes kanunlara uymak zorunda.
Buna itirazımız yok.
Ancak burada sorulması gereken başka bir şey var.
Denetim yetkisi herkese aynı ölçüde mi uygulanıyor?
Sayın Türkmen…
Bir gazetecinin evine cumartesi sabahı ekip göndermeyi gerektiren gerekçe neydi?
Bu inceleme hangi resmî görevlendirmeyle yapıldı?
Gelen personelin yetkileri nelerdi?
Aynı yöntem başka vatandaşlara da uygulanıyor mu?
Ve en önemlisi…
Ulucak'ta hakkında yıkım talimatı bulunduğu ileri sürülen depo için hangi denetimler gerçekleştirildi?
Bakın, arada çok önemli bir fark var.
Gazeteci Kandemir'e yönelik işlemin, haberleri nedeniyle yapıldığı henüz kanıtlanmış değil. Böyle bir sonuca ulaşmak için somut delil gerekir.
Ancak bu durum, belediyenin incelemenin gerekçesini ve yöntemini açıklama sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Gazetecinin evine giden ekiplerin yetkisini soruyoruz. Hakkında yıkım iddiası bulunan depoda yapılan işlemlerin de hesabını soruyoruz.
İstediğimiz ayrıcalık değil.
İstediğimiz eşitlik.
ROZET DEĞİŞİNCE İLKE DE DEĞİŞİR Mİ?
Şimdi gelelim siyasete…
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın 7 Ekim'de AK Parti'ye katılması, İzmir siyasetinde önemli tartışmaları beraberinde getirdi.
Mehmet Türkmen de bu geçişe karşı düzenlenen protestoda yer alan isimlerden biriydi.
Demokratik hakkıdır.
Elbette eleştirebilir.
Ancak Sayın Türkmen'in kendi siyasi geçmişi de yıllardır farklı partilerle anılıyor.
ANAP, DYP, MHP, AK Parti, CHP ve YENİ Parti…
Basında bu siyasi geçmiş üzerinden çeşitli değerlendirmeler yapıldı.
Türkmen ise geçtiğimiz günlerde verdiği bir röportajda, görev süresi bitmeden yalnızca CHP'den YENİ Parti'ye geçiş yaptığını savundu.
Bu açıklamayı da görmezden gelemeyiz.
Çünkü eleştirdiğimiz kişiye de söz hakkı tanımak zorundayız.
Fakat açıklamadan sonra dahi sorulması gereken esas soru değişmiyor:
Bir siyasetçinin parti değiştirmesini eleştirirken, kendi siyasi tercihlerini hangi ilkeye göre değerlendiriyorsunuz?
Başkasının siyasi kararını yanlış bulabilirsiniz.
Ama aynı konudaki kendi kararınızın gerekçesini de seçmene açıkça anlatmalısınız.
Benim itirazım bir siyasetçinin hayatı boyunca farklı partilerde bulunmasına değil.
Benim itirazım, siyasette herkes için aynı ölçünün kullanılmaması ihtimaline.
Çünkü siyaset ilkelerle yapılmalı.
Rozetle değil.
“BELEDİYE HİZMET YERİDİR” DİYORSUNUZ, O HÂLDE GEREĞİNİ GÖSTERİN!
Sayın Başkan…
30 Ekim'de yayımlanan röportajınızda belediyenin siyaset değil, hizmet yeri olduğunu söylediniz.
Bu yaklaşımın ilke olarak doğru olduğunu düşünüyorum.
Belediye başkanı seçildiğiniz gün yalnızca size oy verenlerin değil, bütün Kemalpaşa halkının başkanı olursunuz.
Fakat güzel sözleri değerli kılan şey, uygulamadır.
Belediyede ayrımcılık yapılmamalı diyorsanız, denetimlerin hangi ölçütlerle yürütüldüğünü açıklayın.
Kamu kaynaklarının doğru kullanılmasını savunuyorsanız, harcamaları ve işlemleri şeffaflaştırın.
Hizmetin siyasetin üzerinde olduğunu söylüyorsanız, eleştirel haber yapan gazetecilerin sorularını da aynı ciddiyetle karşılayın.
Çünkü şeffaflık yalnızca başkalarından istenen bir erdem değildir. Önce kendi makamınızda gösterilir.
SAYIN TÜRKMEN, KEMALPAŞA'NIN CEVAP BEKLEYEN SORULARI VAR!
Benim size karşı kişisel bir meselem yok.
Olmamalı da.
Bir gazeteci olarak görevim sizinle dost olmak ya da siyasi tartışmaların tarafı hâline gelmek değil.
Görevim, kamuoyunun bilmek istediği konuları gündeme taşımak.
Bugün Kemalpaşa'da konuşulan üç mesele var.
Birincisi, Ulucak'taki deponun mülkiyet ve yıkım süreci.
İkincisi, gazeteci Hakan Kandemir'in evinde gerçekleştirilmek istendiği belirtilen incelemenin gerekçesi.
Üçüncüsü, sizin siyasi geçmişinizle başkalarının parti tercihleri hakkında ortaya koyduğunuz tutum arasındaki tutarlılık.
Bunların hepsine cevap verilebilir.
Üstelik cevap vermenin en doğru yolu da açık.
Belgeler, tarihler, kararlar ve somut bilgiler…
Bizim aradığımız şey polemik değil.
Hesap verebilen bir belediyecilik anlayışı.
SON SÖZÜM SİZE SAYIN BAŞKAN!
Mehmet Türkmen…
Siyasette rozet değişebilir.
İnsan fikrini değiştirebilir.
İttifaklar kurulabilir, dostluklar bitebilir, yeni siyasi yollar seçilebilir.
Bunların hepsi demokratik hayatın içinde mümkündür.
Ama değişmemesi gereken bazı şeyler vardır.
Hukuka saygı.
Kamu görevinde tarafsızlık.
Basın özgürlüğü.
Vatandaşa karşı eşitlik.
Ve hesap verme sorumluluğu.
Bir belediye başkanı için asıl önemli olan, kaç farklı partide siyaset yaptığı değil; görevde bulunduğu süre boyunca arkasında nasıl bir yönetim anlayışı bıraktığıdır.
Sayın Türkmen, sizden açıklama bekleyen soruların üzerini siyasi tartışmalarla örtemezsiniz.
Depo konusundaki belgeleri açıklayın.
Gazetecinin evine yönelik incelemenin gerekçesini ortaya koyun.
Siyasi tercihlerinizle ilgili eleştirileri de aynı açıklıkla karşılayın.
Yanıtlarınızı da yayımlayalım.
Çünkü bizim için önemli olan bir belediye başkanının haksız çıkması değil, gerçeklerin ortaya çıkmasıdır.
Ve unutmayın Sayın Başkan…
Rozet değişir, makam değişir, siyasi yol arkadaşları değişir.
Ama halkın karşısındaki sorumluluk değişmez!
Bir gazetecinin görevi de tam burada başlar.
Sorulması gereken soruyu sormak, yanıtını takip etmek ve kimden gelirse gelsin doğruyu yazmak.
Siz makamınızın hakkını verin, biz de kalemimizin hakkını vermeye devam edelim.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.