Mısır piramitlerinden yaklaşık 7 bin, Stonehenge’den ise yaklaşık 6 bin yıl daha eski... Şanlıurfa yakınlarında yükselen Göbeklitepe, insanlık tarihine ilişkin bildiklerimizi değiştiren en önemli arkeolojik alanlardan biri olarak kabul ediliyor. Yaklaşık 11 bin 500 yıl önce avcı-toplayıcı topluluklar tarafından inşa edilen anıtsal yapılar, dev T biçimli dikilitaşları ve üzerlerindeki hayvan kabartmalarıyla hâlâ birçok soruyu beraberinde getiriyor. Bunların en dikkat çekicilerinden biri ise yapıların kullanım ömürlerinin sonunda neden doldurulduğu.
Uzun yıllar Göbeklitepe’deki yapıların insanlar tarafından bilinçli şekilde toprağa gömüldüğü düşünüldü. Ancak yeni araştırmalar hikâyenin ilk düşünüldüğünden daha karmaşık olabileceğini gösteriyor. Arkeologlar, bazı yapıların bilinçli faaliyetlerle doldurulduğuna ilişkin güçlü işaretler bulunduğunu, ancak yağışlar ve yamaçlardan taşınan malzemeler gibi doğal süreçlerin de dolguya katkıda bulunduğunu belirtiyor. Dolayısıyla “Göbeklitepe neden gömüldü?” sorusunun bugün için kesin ve tek bir cevabı yok.
11 BİN 500 YIL ÖNCE DEV TAŞLARI NASIL DİKTİLER?
Göbeklitepe’nin anıtsal yapıları MÖ 10. ve 9. binyıllarda, henüz çanak çömleğin kullanılmadığı Neolitik dönemde ortaya çıktı. UNESCO’ya göre yapıları inşa edenler avcı-toplayıcı topluluklardı ve bölge, insanların avcı-toplayıcı yaşamdan ilk tarım topluluklarına geçtiği kritik dönemin izlerini taşıyor.
En dikkat çekici unsurlar ise T biçimli kireçtaşı dikilitaşlar. Bazılarının yüksekliği 5,5 metreyi buluyor. Dikilitaşlarda tilki, yaban domuzu, yılan ve farklı yabani hayvanların tasvirlerinin yanı sıra kemer ve peştamal gibi insanı çağrıştıran ayrıntılar da bulunuyor. Bu nedenle T biçimli sütunların stilize insan figürlerini temsil ettiği değerlendiriliyor.
Üstelik bütün bunlar modern makinelerin, metal aletlerin ve tekerleğin bulunmadığı bir çağda gerçekleştirildi.
TAPINAK MIYDI?
Göbeklitepe uzun süre dünyanın bilinen en eski “tapınağı” olarak tanıtıldı. Ancak arkeologların günümüzde kullandığı tanım daha temkinli.
UNESCO, büyük dairesel ve oval yapıları “anıtsal ortak kullanım yapıları” olarak tanımlıyor. Yapıların toplumsal buluşmalar ve ritüellerle ilişkili olduğu düşünülüyor. Son dönem kazılarında günlük yaşamla bağlantılı olabilecek daha küçük yapıların ortaya çıkması da Göbeklitepe’nin yalnızca ibadet amacıyla kullanılan izole bir merkez olduğu yönündeki eski görüşün yeniden değerlendirilmesine neden oldu.
Bu nedenle Göbeklitepe’yi kesin biçimde yalnızca bir “tapınak” olarak tanımlamak yerine, törensel ve toplumsal işlevleri bulunan büyük bir Neolitik merkez olarak değerlendirmek daha doğru kabul ediliyor.
PEKİ NEDEN ÜZERİNİ KAPATTILAR?
Göbeklitepe’nin en büyük gizemlerinden biri tam da burada başlıyor.
Kazılarda bazı anıtsal yapıların içlerinin kireçtaşı parçaları, çakmaktaşı kalıntıları, hayvan kemikleri ve çeşitli taş eserlerle dolduğu görüldü. Eski araştırmalarda dolgunun oldukça homojen yapısı, yapıların kullanım ömürleri sona erdikten sonra bilinçli olarak doldurulduğunun önemli bir kanıtı olarak yorumlandı.
Daha da ilginci, bazı yapıların doldurulmadan önce temizlenmiş olduğu düşünülüyor. C Yapısı'ndaki merkezi dikilitaşlardan birinin yakınında bulunan yaban domuzu heykeli ve taş levhaların da bilinçli biçimde bırakılmış olabileceği değerlendiriliyor. Bu buluntular, yapıların kapatılmasının sıradan bir çöplük oluşturma işleminden daha farklı anlamlar taşıyabileceği fikrini güçlendirdi.
BİR ÇEŞİT VEDA TÖRENİ OLABİLİR MİYDİ?
Göbeklitepe’nin ilk kazı ekibi, yapıların belirli bir kullanım döneminin ardından bilinçli şekilde “gömüldüğü” görüşünü öne çıkardı. Bu görüşe göre yapıların kapatılması, onların kullanım ömrünün sona ermesini temsil eden törensel bir uygulama olabilirdi.
UNESCO için hazırlanan alan yönetim belgelerinde de dolgu içerisinde heykeller ve taş levhalar gibi nesnelerin dikkatli biçimde bırakılmış olmasının, doldurma sürecine ritüel faaliyetlerin eşlik etmiş olabileceğini düşündürdüğü belirtiliyor.
Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Bunun kesin olarak bir “veda töreni” olduğu kanıtlanmış değil. Bu, arkeolojik buluntuları açıklamak için geliştirilen olasılıklardan biri.
YENİ ARAŞTIRMALAR ESKİ TEORİYİ DEĞİŞTİRDİ
Göbeklitepe hakkındaki en ilginç gelişmelerden biri de “bilerek gömüldü” anlatısının artık eskisi kadar kesin kabul edilmemesi.
Göbeklitepe Araştırma Projesi'nin güncel değerlendirmesine göre yapıların dolması oldukça karmaşık bir süreçti. İnsanların gerçekleştirdiği doldurma faaliyetlerinin yanı sıra şiddetli yağışlar, yamaç hareketleri ve muhtemel doğal afetler sonucunda taşınan malzemeler de yapıların içine dolmuş olabilir. Üstelik dolgunun tek seferde değil, birbirinden farklı zamanlarda meydana gelen birden fazla olay sonucunda oluştuğuna dair kanıtlar bulunuyor.
Bu nedenle bugün bilim insanlarının elindeki veriler, bütün Göbeklitepe’nin belirli bir tarihte insanlar tarafından tek seferde gömüldüğünü söylemek için yeterli değil.
GÖMMELERİ YAPILARI BİNLERCE YIL KORUDU
Nedeni hâlâ tartışılsa da yapıların dolgu altında kalmasının şaşırtıcı bir sonucu oldu: Göbeklitepe binlerce yıl boyunca olağanüstü biçimde korundu.
UNESCO belgelerine göre yaklaşık 10 bin yıl boyunca dolgu altında kalan taş duvarlar ve kireçtaşı dikilitaşlar oldukça iyi durumda günümüze ulaştı. Yüzeye yakın bölümlerde ise daha sonraki tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan sınırlı hasarlar görüldü.
Başka bir ifadeyle, Göbeklitepe’nin bugün dünyanın karşısına bu kadar etkileyici biçimde çıkabilmesinin nedenlerinden biri, binlerce yıl boyunca görünmez kalması oldu.
İNSANLIK TARİHİNE İLİŞKİN BÜYÜK SORUYU DEĞİŞTİRDİ
Göbeklitepe’yi önemli yapan yalnızca yaşı değil. Yapılar, avcı-toplayıcı toplulukların sanılandan çok daha karmaşık sosyal organizasyonlar oluşturabildiğini gösteriyor.
Tonlarca ağırlıktaki taşların çıkarılması, biçimlendirilmesi, taşınması ve belirli bir mimari düzen içerisinde dikilmesi ciddi bir iş gücü ve organizasyon gerektiriyordu. Bu da insanların büyük yerleşimler ve gelişmiş tarım toplumları ortaya çıkmadan önce de büyük topluluklar halinde bir araya gelebildiğini gösteren önemli kanıtlardan biri.
Göbeklitepe’nin bütün sırları ise henüz çözülmüş değil. Yer altında hâlâ araştırılmayı bekleyen yapılar bulunuyor ve devam eden çalışmalar alan hakkındaki eski yorumları değiştirmeyi sürdürüyor.
Yaklaşık 11 bin 500 yıl önce insanlar neden burada toplandı, dev dikilitaşlara neden hayvanlar işledi ve bazı anıtsal yapılar kullanım ömürlerinin sonunda neden dolduruldu?
Göbeklitepe’yi dünyanın en büyüleyici arkeolojik alanlarından biri yapan da belki tam olarak bu: Her yeni bulgu bazı sorulara cevap verirken, beraberinde yenilerini getiriyor.