İzmir İl Sağlık Müdürlüğü ve bağlı hastanelerde yaşandığı ileri sürülen kadrolaşma, kamu zararı, veri güvenliği, personel baskısı ve şikâyetlerin sonuçsuz bırakılması iddiaları Ulusal Kanal ekranlarında kapsamlı biçimde ele alındı.
Ulusal Kanal’da gazeteci Deniz Doğan’la “Ulusal Özel” programına katılan Aydınlık Gazetesi Muhabiri ve Ulusal Kanal Ege Bölge Temsilcisi Muhammed Çopur, yaklaşık altı aydır sürdürdükleri dosya çalışmasının ayrıntılarını kamuoyuyla paylaştı.
Programda hiçbir kişi hakkında peşin suç hükmü kurulmadı. İddiaların, belgelerin ve ilişki ağlarının devletin yetkili kurumlarınca bağımsız biçimde araştırılması istendi. Dosyanın merkezindeki temel soru şöyle ortaya kondu:
Bir gazetecinin haberleri üzerine şikâyet mekanizmaları hızla işletilirken; doktorların, hemşirelerin, memurların ve işçilerin yıllardır dile getirdiği tehdit, baskı, kamu zararı, veri güvenliği ve liyakat iddiaları da aynı devlet ciddiyetiyle araştırılacak mı?
“EKONOMİK BEKLENTİNİZ NEDİR?” DİYE SORDULAR
Programın en dikkat çekici bölümünü, haberlerin yayımlanmasının ardından yaşandığı belirtilen temaslar oluşturdu.
Çopur, İzmir sağlık bürokrasisine ilişkin haberler gündeme geldikten sonra bazı kişilerin aracılar üzerinden kendisine ulaştığını, ekonomik beklentisinin ve maddi talebinin bulunup bulunmadığının sorulduğunu açıkladı.
Bu girişimlere kapıyı kapattığını belirten Çopur şunları söyledi:
“Bizim maddi ve manevi en büyük talebimiz, ortada bir suç veya yanlış varsa bunun ortaya çıkarılmasıdır.”
Maddi tekliflere karşılık verilmemesinin ardından bu defa tehdit içerikli görüşmelerin başladığını ileri sürdü.
“ŞABAN KOÇOĞLU ADINA ARANDIM TEHDİT EDİLDİM”
Programda doğrudan gündeme getirilen en önemli iddialardan biri, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Personel Hizmetleri Başkanı Şaban Koçoğlu’nun adı kullanılarak yapılan telefon görüşmesi oldu.
Çopur, 15 Temmuz 17.28’de Ahmet Gültekin isimli bir kişinin sonu 23 ile biten bir numaradan WhatsApp üzerinden kendisini arayarak Şaban Koçoğlu’nun “partilileri” olduğunu söylediğini ve haberlerin durdurulması yönünde tehditte bulunduğunu ifade etti.
Arayan kişinin kendisini Ülkü Ocakları İzmir İl Başkan Yardımcısı olarak tanıttığını ve Ülkü Ocakları İzmir İl Başkanı Burak Kılıç’ın selamıyla aradığını söylediğini aktaran Çopur, MHP’yi ve Ülkü Ocaklarını kurumsal olarak suçlamadığını özellikle vurguladı:
“Ne Milliyetçi Hareket Partisini ne de Ülkü Ocaklarını zan altında bırakıyorum. Böyle bir konuda bilgilerinin ve ilgilerinin olduğunu da düşünmüyorum. MHP ve Ülkü Ocakları’nın ülkemizde yapmış olduğu milli ve manevi çalışmalar herkesin takdirini kazanmıştır. Kanaatim odur ki; arayan/aratan kişiler bu kurumsal yapıların ismini kullanıyor ve kirletmek için yapıyor. Bu isimler ve ilişkileri araştırılmalıdır.”
Çopur, görüşmelere ilişkin telefon kayıtları, ekran görüntüleri, numaralar ve ses kayıtlarının savcılığa teslim edildiğini açıkladı.
SAVCILIĞA HTS VE İLİŞKİ AĞI ÇAĞRISI
Programda tehdit iddiasıyla ilgili cevap bekleyen sorular da sıralandı:
Şaban Koçoğlu ile aramayı gerçekleştirdiği ileri sürülen kişiler arasında telefon veya yüz yüze iletişim var mıydı?
Aracılar, haberlerde adı geçen diğer yöneticilerle irtibat kurdu mu?
Ülkü Ocakları İzmir İl Başkanı Burak Kılıç ve yardımcısı olduğunu söyleyen Ahmet Gültekin’in Şaban Koçoğlu ve haberlerde adı geçenler ile bir para alışverişi oldu mu?
Aramaların öncesindeki ve sonrasında Şaban Koçoğlu, Burak Kılıç, Ahmet Gültekin’in HTS, baz ve görüşme kayıtları nasıl bir ilişki ağı ortaya koyuyor?
Siyasi parti ve teşkilat yöneticilerinin isimleri gerçekten bilgileri dâhilinde mi kullanıldı?
Bu soruların cevaplarının gazeteciler tarafından değil, ancak etkin bir savcılık soruşturmasıyla ve teknik incelemeyle ortaya çıkarılabileceği vurgulandı.
(Muhammed Çopur)