İş yerinde Samimiyet…

Serap AKYOL AKSÜYEK

Günümüzün büyük bir bölümünü geçirdiğimiz iş yerinde, ailemizden fazla birarada olduğumuz çalışma arkadaşlarımızla aramızdaki ilişkinin boyutu ne olmalı? 


Bu konuda birbirinden farklı birçok görüş ileri sürülse de her türlü ilişki boyutunda mesafenin korunması gerektiğini düşünen biri olarak; iyi ilişkiler kurmakla samimiyet arasındaki farka değinmek isterim öncelikle. 


Açık iletişimin olduğu, ast-üst ilişkilerinin saygı kuralları çerçevesinde iyi niyetle işlediği bir çalışma ortamı her çalışanın hayalidir. İyi bir çalışma ortamı, ilişkilerdeki olumlu yaklaşımlar, iş yeri aidiyeti ve çalışan motivasyonunu arttıran unsurların başında gelir. Çalışanların çalışma sürelerinin uzun olduğu (5 yıl ve üstü) iş yerlerinde ise tıpkı bir aile gibi her türlü konuda dayanışma ve yardımlaşma kültürü gelişir. 


Karşılıklı saygı ve sevgi, anlayış, dinlemek, farklı fikirlerin sunulmasına fırsat vermek, ekip arkadaşlarımız ve diğer çalışanlara ihtiyaç duydukları her konuda yardımcı olmak, özel sorunları olduğunda işe yansıyan olumsuzlukları tolere edebilmek… bunların hepsi iyi ilişkiler kurmanın içinde sayılabilir. 


Samimiyet ise; daha yakın ilişkiler geliştirmek, senli-benli- candan olmak, dostluk geliştirmektir. Hayatın yükünü hafifletmek, kimseye anlatamadığımız sorunları paylaşmak, fikir almak, bazen sadece konuşabilmek, iyi vakit geçirmek için hepimizin samimiyetle kurulmuş dostluklara ihtiyacı var öyle değil mi?


Peki bu dostlukların iş yerinde kurulmuş olması ve ast-üst ilişkilerinde sınırları aşan samimiyet ne derece doğru? 
Her iki taraf da yetki ve sorumluluklarını bildiği ve samimiyet ölçüsünü işe yansıtmadığı sürece sorun yok. Bununla birlikte özellikle yönetici pozisyonunda olanlar, ekiplerinde samimi oldukları kişi ile işe ilişkin sorun yaşadıklarında genelde süreci yönetmede zorlanıyor. Burada samimiyet, işle ilgili bir olumsuzluğu, ya da daha fazla beklentiyi ifade etmeyi engelleyen bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. 


Bu nedenle de iş yerinde samimi yaklaşımlarımızdan önce bizlerin işle ilgili öncelik, beklenti, hassasiyet ve kırmızı noktalarımıza ilişkin sınırlarımızı koymamız ve korumamız çok önemli. Sonuçta iş yeri hepimizin öncelikle işini iyi yapmak ve yönetmekle sorumlu olduğu yer. Bu nedenle iş yerindeki ilk varlık nedenimizi unutmamak gerekli. 


Bu sınırlar doğru çizildiğinde, işle ilgili sorumluluklarımıza ilişkin beklentileri baştan ve doğru ifade ettiğimizde, iyi ilişkiler ve samimiyet kurarak pekala ilerleyebiliriz.  “…Filanca çok iyidir, çok hoştur ama işle ilgili gözü hiçbir şeyi görmez…” bu cümledeki gibi değil belki, ama yine de buna yakın bir duruş sergileyebiliyorsak mesele yok. 


İş yerinde kendimizi, iş yapış biçimi ve yönetsel olarak tanıtmadan, beklenti ve sınırlarımıza ilişkin bir algı oturtmadan geliştirdiğimiz samimi ilişkilerde yaşanan en büyük sorun ise olumsuz bir geribildirimde samimi ilişkiler kurulan tarafın olayı kişiselleştirip alınması, küsmesi… ve elbette astların yönetilememesi. 

 


Aslına bakarsanız burada da karşımıza kişilik ve karakter çıkıyor. Karşınızdaki kişi samimiyetin gerçekten değerini biliyor mu, ya da bu duyguyu kullanabilir mi? Tüm mesele burada. İş yerinde samimiyeti yönetemeyeceğimiz bir ilişki boyutuna getirmek de getirmemek de bizim elimizde. İş yerinde varlık sebebimizi unutmadan bunu başarabiliriz.
 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.