Mekanın cennet olsun Mithat Şengüler

Önder Şengüler yazdı.. Mekanın cennet olsun Mithat Şengüler

2024 yılı Temmuz ayının ikinci günü ofisime Kıymetli bir misfarim geldi. Babam Mithat Şengüler beni ziyarete gelmişti. Babam çok fazla ofisimize gelmezdi. Sigara paketini sakladım , ofisi havalandırdım. 43 yaşındaydım ve babam sigara içtiğimi bilmezdi. Baba ne içersin dedim? Bir kahveni içerim dedi. Ben nerden bileyim ki babamın benden son isteğinin bu acı kahve olacağını…

Kahvemizi içerken bana dedi ki “Oğlum göğüsümde bir ağrı var, beni çok rahatsız ediyor” dedim ki baba neden bana demiyorsun? Hadi kalk hemen hastaneye götüreyim seni…

Yok yok senin işlerin yoğundur, rahatsız etmem seni, sen bana bir randevu al baktırayım dedi. Böyle de bir adamdı Mithat Şengüler, asla kimseye yük olmak istemezdi…

Hastaneden randevusunu aldım. Gerekli tetkikler ve kontrol yapıldı. Öğleden sonra Hastaneden bir telefon aldım. “Önder bey, babanın göğüsünde bir kitle var, bizim imkanlarımız kısıtlı ama bu kitle pek iyi görünmüyor. Biz şimdilik verem teşhisi koyup, sevk ediyoruz ama durum ve görüntü iyi değil dediler” Bir anda dünya başıma yıkıldı. Yok olmasın, bu adam daha yeni rahata erdi, ne olur olmasın dedim…

Bir sonra ki gün başka bir hastaneden kontrollerini yaptırdık. Hayatında ilaç kullanmamış adamın 4. Evre Akciğer Kanseri olduğunu öğrendik. Üstelik ameliyat şansıda yok, çünkü illet yemek borusuna yakın yerde üremiş ve sıçramıştı. Çaresiz kalıyorsunuz. Çok çaresiz hemde. Teslim oluyorsunuz bir anda…

Döndü bana dedi ki “Üzülme lan, atlatırız, bozma moralini “ ben ona moral vereceğime, o bana moral veriyordu…

Tedavisine hemen başladık. Ancak tedavi yöntemi hiç içime sinmedi. Dedim ya çaresiz kalınca her yere saldırıyor insanoğlu… konusunda çok uzman bir profesör adını verdiler. Adamdan randevu almak mümkün değil. Bir şekilde hocadan randevu aldım. Babamı alıp hocaya götürdüm. Heyecanlyım… babamı kurtaracağım umudu işte…

Hoca ilk yarım 20 dk bizim ile hiç konuşmadı. Bilgisayarında babamın sonuçlarını detaylı bir şekilde inceliyor. Döndü bana dedi ki “Sizinle mi muhatap olacağım” evet oğluyum buyrun hocam dedim. “Bu tedavi yöntemim özel bir yöntemdir. Bunu sgk karşılamaz dedi. Paranız buna yeter mi” dedim ne kadar bir para hocam? 2 milyon tl ilk etapta gider dedi. Hocam al sana arabamın anahtarınıda, çok şükür paramda var. Bizimle para konuşma, sen bana ne garanti vereceksin onu söyle dedim. Profesör bana tedaviyi anlatırken sağıma bir döndüm ki babam yok, kalkmış gitmiş.

Çıktım dışarıya baba neden gittin, adamla konuşuyordum dedim. “Oğlum bu adam senin donuna kadar alır, beni bana bırak, ben tedavime devam edeyim, zaten benim için yol çok uzun değil, sizi bunlara yedirmem, hadi gidelim” dedi…

İşte böyle bir adamdı Mithat Şengüler… dedim ya hayatı boyunca kimseye yük olmamış, dik duruşlu bir adamdı…

Aradan henüz 2 ay geçmişti. Eylül ayının üçüncü günü çok yakın bir dostum bana dedi ki “hadi Mithat abiyi ziyarete gidelim” dedim ki abi ben daha dün gittim, işlerimde yoğun, babamda iyi, hafta sonu gidelim. Yok illa bugün gidelim diye tutturdu. Hadi gidelim o zaman dedim…

Gittik babamın evine, annem döktürmüş resmen, içli köfteler, sarmalar, pasta, börekler, ortalık lezzet şöleni resmen…

Babam ile yemek yedik, sohbet muhabbet, kahkahalar, eski anılar, babam hiç susmuyor, anlatıyor, gülüyor. Muhteşem bir 3/4 saat geçirdik. Ben nerden bileyim ki babam ile son sohbetim, son yemek yemem, son kahkahalarım…

Bir gün sonra, 04 Eylül 2024 , içimde bir sıkıntı var, canım çok sıkkın, ofiste herkese dedim ki erken çıkın bende biraz ofiste takılacağım. Saat 17:00, Annem beni aradı “Yetiş Önder Babanı kaybediyoruz” diye bir ağlama sesiyle irkildim. Anne ne oluyor dün yemek yedik dedim. Önder ambulans geldi yetiş…

Ofisten çıktım, otobana girdim, Güzelbahçe de benzinliğe varmak üzereyim, telefonum bir daha çaldı “Önder Babanı kaybettik” arabayı kenara çektim. Sağa sola bakıyorum, biri beni burdan alsın diye ama kimse yok… Ne kadar süre orda oturdum hatırlamıyorum…

İşte hayat bu kadar… Hayatımda ilk defa bu kadar çaresiz kaldım. Bir gün önce beraberdik, ertesi gün yok…

Bu memleketten bir Mithat Şengüler geldi geçti. Elektrikçi İbrahim Şengüler’in oğlu, elektrikçi Mithat Şengüler’di o, benim hem ustam hemde babamdı. Tam bir Diyarbakır beyefendisi, kendine has bir tarzı vardı. 4 çocuğu vardı ama bana ayrı bir ilgi duyardı, benimle farklı bir diyaloğu vardı. Sürekli beni arar, şunu yaptın mı? Bunu yaptın mı diye telkinlerde bulunurdu. O zamanlar kendi kendime sitem ederken, şimdi o telefonlara hasret kaldım.

3 gün önce çok sevdiğim bir abim bana dedi ki “ Bir şeye ihtiyacın var mı?” Bu soruyu babam rahmetli olduktan sonra bana kimse sormadı? Evet Önder Şengüler güçlü bir adamdır, hani derler ya top değse yıkılmaz. Herkes Önder’den bir şey ister, ama kimse önder birşeye ihtiyacın var mı? Diye sormaz. Bu soruya o kadar muhtaç kalmışım ki, aklıma babam geldi, bütün gece babamı düşündüm. Dedim ki sen beni sorardın, sen beni merak ederdin, sen “Oğlum birşeye ihtiyacın var mı” diye sorardın.

BABANIZIN KIYMETİNİ BİLİN, HANİ DERLER YA, BABANIZ ÖLDÜ MÜ?

Bir insan ölmez sadece; hayatının anlamı ölür.
Mutluluğun ölür.
Hayallerin ölür.
Sığındığın ölür.
Dayandığın ölür.
Karşılıksız sevenin ölür.
Yüzündeki tebessümün ölür.
Sarıldığında rahatladığın, koskaca yürek ölür.

Allah gani gani rahmet eylesin, mekanın cennet olsun.

İyi ki babamsın Mithat Şengüler…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yaşam Haberleri