Ruhumuzdaki yükler “ertelemeler” 

Serap AKYOL AKSÜYEK

Daha sonra yaparım diye ertelediğimiz her şey, aklımızın bir köşesinde sürekli bizi meşgul ederken çoğumuz yine de ertelemeyi seçeriz nedense. Oysa, kendisi belki de çok küçük ve önemsiz olan bu işler ve yapılması gerekenler, her ertelemede biraz daha büyüyerek kişiyi içten içe daha da fazla rahatsız etmeye başlar. Yine de hemen yapmamak için direnç gösteririz çoğumuz.  
“Nasıl olsa önemsiz, bir ara hallederim”, 
“Çok önemli değil, daha sonra ararım”,
“Önce şunu halledeyim daha sonra bakarım”,
…. vs. bu liste uzatılabilir. 
Ertelediğimiz her şey, zihnimize ‘tamamlanmamış ama yapılması gereken şeyler’ olarak yerleşir ve son derece güçlü bir enerjiyle bizi rahatsız etmeye başlar. Kısa dönemde sık sık göz ardı ettiğimiz veya öncelik sırasını azalttığımız bu ertelenen sorumluluklar, yapmadıkça tıpkı bir kar topu gibi büyüyerek “fil görev” halini alır. 
Ve gün gelir bu ertelemeler yüzünden öncelikli işlerimizi tamamlamada zorluk yaşarız. Çünkü bu küçük sorumluluklar artık ertelenemeyecek kadar ötelenmiştir. Bu nedenle de mutlaka yapılması gereken zamanda, daha önemli ve öncelikli işlerin önüne geçer, ya da bizi zamansal olarak zor durumda bırakırlar. 
İşin yetişme kısmına o kadar takılmıyorum aslında, zor olsa da mutlaka kişisel zamanlarımızdan kullanarak daha fazla çalışıp bu görevleri tamamlamak mümkün. Ama ben her ertelemenin aklımızdan bir türlü çıkmayarak, bir iç sıkıntısı ve huzursuzluk hali yaratıp hayatımızın olağan gidişatını olumsuz yönde ne kadar etkilediğine şaşırıyorum. 
Sanırım burada verilecek en güzel örnek ev işlerinde yapması gerekenler hiç bitmeyen ev hanımları. Çoğunun aklında; “Yazlıkları çıkarmam gerek, çekmeceleri düzenlemem lazım, dolabın üzerini silmeliyim vs…” benzer düşünceler. Siz dışarıdan baktığınızda her şey yerli yerindedir ama o bilir ve aklındaki o işi halletmeden de içi bir türlü rahat etmez. Nereye gitse, ne yapsa, kiminle olsa aklı evde o yapmayı sürekli ertelediği iştedir.  
Fil olmadan ezin geçin 
Daha sonra yaparım diye ertelediğimiz her iş ve sorumluluğu, bugün için küçük ve zaman alıcı konular olmadan yapıp kurtulmak en doğrusu sanırım. Daha sonra değil şimdi, bir ara değil şimdi, ilk fırsatta diyoruz ya, o ilk fırsat da şimdi. 
Bunu yapmayı başaranların zihinlerinin daha net ve içlerinin daha rahat olduğunu söylemek yanlış olmaz öyle değil mi? Bir düşünsenize sürekli ertelediğiniz ufak tefek kaç işiniz var yapmanız gereken, ya da kaç kişi var aramayı sürekli ertelediğiniz? Hiç aklınızdan çıkıyor mu peki? Elbette Hayır. 
Önemli bir konuya zihninizi tamamen vermeniz gereken zamanlarda hayret edilecek şekilde bu küçük işlerin ve ertelemelerin kendilerini ‘rahatsızlık verici şekilde’ hatırlatmalarına maruz kalmak istemiyorsak hemen şimdi tüm ertelemelerimizi halletmemiz gerekli. 
Daha zinde, pozitif, motive olmuş, çalışma şevkiyle dolu olmanın yolu da bu sanırım; “sümen altında  ertelenen-biriken hiçbir şeyin olmaması.”  
Kimse bilmese de biz biliyoruz o ertelemeleri öyle değil mi, o halde o sümenleri kaldırıp o önemsiz işler orada daha fazla büyümeden, hemen halledip devam etmek gerek….

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.